Bu Blogda Ara

feryat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
feryat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2016 Cumartesi

Gittiğimiz Mezar…

 
Gördüm ilerde sanki zalimi can çekişirken feryat figan içinde
Açılmıştı gözleri fal taşı gibi amansız çaresizdi
Yardım ister gibiydi bir anlığına çaresizliğine
Çırpına çırpına can verdi çaresizlik içinde
Şimdi gittiği yer zaten çaresizlik çukuru oldu
Gittiğimiz mezar ya cennet bahçesi olacak
Ya da cehennem çukurundan bir çukur olacak
Herkesin bir iyi bir son kötü gülüşü olacak
İyi yaşayan için iyi olacak her gün ve son gülüşü
Kötü ile kötüyü yaşayanın kötü olacak her an ve son gülüşü
Muhakkak olacak her canlın bir gün ölüm günü bitişi
Rabbim gülüşle giden gülenlerden bitirsin bitişi
Zaten gülüşle giden yolda gidersen Rabbim yardım eder
Gittiğimiz mezar ya cennet bahçesi olacak
Ya da cehennem çukurundan bir çukur olacak
Ey zalim arattın en kötü günleri insanlara
Para güç güç dedin inandın şeytana
İnsanlığını sattın bir kâğıt parçasına
Kâğıt gibi parçalandın son nefeste ecel ile
Hep dedin yükseleyim ama hep düştün görmedin
Bir gün gülümsemedin gülümsettirmedin ağlattın
E olacak feryat figan içinde ölmen ne bekliyordun
Gittiğimiz mezar ya cennet bahçesi olacak
Ya da cehennem çukurundan bir çukur olacak
Dönüşü olmayan yola şeytan ile girdin
Her şey sadece benim olsun dedin ezdin yıktın
Unuttun ezen ezilir yıkan yıkılır
Dönüşü olmayan yola gidişin sonun oldu
Feryat figan çaresizlik içinde ölümün güzel oldu
Hep koşturdun insanları çığlığa
Sen düştün hiç bitmeyen sonsuz çığlıkla çukura
Eden bulur unuttun sırıttın
Şimdi cehennemin dibinde tek başına çığlıklarınla kaldın
Gittiğimiz mezar ya cennet bahçesi olacak
Ya da cehennem çukurundan bir çukur olacak
İman et diyenlere güldün
Merhametli ol diyenlere püskürdün deli dedin
Ölüm var dedin bana uzak dedin büyüklük tasladın
Ecel ensene soluksuz bırakmak için yapıştı şaşırdın
Param parça oldun o son nefeste parçalandın
Gittiğimiz mezar ya cennet bahçesi olacak
Ya da cehennem çukurundan bir çukur olacak
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

25 Mart 2016 Cuma

Gönlün Feryadı




Gönül der ki bendeki halimi bilmezler
Bende görüneni hiç görmezler
Kapıyı vururum hiç ama hiç sezmezler
Umman umman içimdeki deryayı gezmezler
Yorgun bensiz yürür giderler hiç gülmezler
Söyleyin ben beni bilmeze ben ne yapayım
Aşk elbette ki haklı görünce beraber kaçarız

Gönül derki yine bensiz feryat ederler duymazlar
Bensizlik yerden yere vurur hiç mi hiç anlamazlar
Can içinde ben canlarına devayım onu da almazlar
Sarayıma gelin gezin derim etraflarına bakmazlar
Yorgun bensiz yürür giderler hiç gülmezler
Söyleyin ben beni bilmeze ben ne yapayım
Aşk elbette ki haklı görünce beraber kaçarız

Harap yerlerde harap olmayı neden isterler
Bensiz hem ağlayıp bensiz gülmek isterler
Ben olmazsam etraflarını sarar şerler
Ben olmayınca arkalarında bırakmaz hiç eserler
Volkan volkan kaynar bedenlerinde sinirler
Yorgun bensiz yürür giderler hiç gülmezler
Söyleyin ben beni bilmeze ben ne yapayım
Aşk elbette ki haklı görünce beraber kaçarız

Kendilerinde suçu görmez körler suçu feleğe atar
Şirretliği ile ortalığı birbirine katar
Gönülsüzlük terazileri bozuk her şeyi yanlış anlarlar
Söyleyin ben buna nasıl dayanayım şaş bakarlar
Yanlış yola girer nefret ateşi ile yanarlar
Yorgun bensiz yürür giderler hiç gülmezler
Söyleyin ben beni bilmeze ben ne yapayım
Aşk elbette ki haklı görünce beraber kaçarız

Söylenirler boş boş suçu nedir feleğin
Olmadan yersen ne suçu var karpuz keleğin
Çabasız gayretsiz birde beklerler bende aferin
Bensiz boş boş düşünürler boşuna derin derin
Birde utanmadan isterler yerleri olsun serin
Tabi ey kullar bensiz olmaz hiçbir rahat yerin
Yorgun bensiz yürür giderler hiç gülmezler
Söyleyin ben beni bilmeze ben ne yapayım
Aşk elbette ki haklı görünce beraber kaçarız

Kul Mehmet’im sen beni tanı gönül'üm ben halim böyledir
Yaz sen halimi beni bu vurdumduymazlık söyletir
Yanlış kılavuzu olan elbet yanlışa yolu gösterir
Ben doğruyu söylerken beni vicdansızlığı ile inletir
Haydi, son sözü söyle de şiirini bitir
Yorgun bensiz yürür giderler hiç gülmezler
Söyleyin ben beni bilmeze ben ne yapayım
Aşk elbette ki haklı görünce beraber kaçarız
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

30 Kasım 2015 Pazartesi

Kutlu Olsun Seferin



Kutlu olsun seferin düne takılmadan yürüyen
Fikirsizlikler kafesinde kurtuldun uçuyorsun  yarına
Korktuğun başına gelmeden sen ey gülümseyen
Savaşlar yaşlar bitsin diye yoldasın ne mutlu sana

Sahte bakışlar gülüşleri yok etmeye çıktın yola
Sana dar geldi bu dünya adımlar sen özelsin
Tahriklerle mazlumun yok edilen hakkı için yürüyensin
Savaşlar yaşlar bitsin diye yoldasın ne mutlu sana

Vıcık vıcık gasp edilen hayatların feryadı yıkarken dağları
Mazlumun bir lokma aşı vefasızların midesinde anlamaz vebali
Bilirim gönlündeki iman ecdadının imanı yıkar dağları bayırları
Savaşlar yaşlar bitsin diye yoldasın ne mutlu sana

Cahillerin cüretini yıkmak insanların külfeti almalı insan dersin
Bakar mısın âleme kaç kişi seni dinler yinede çıkarsın yola sen
Bilmeli herkes dostu düşmanı açık olmalı dersin niyetler sen
Savaşlar yaşlar bitsin diye yoldasın ne mutlu sana

Beşer olan zalim kendi kor kanunu yıkılacağını bilmez
Zorbalıkla kabul edilen gönül'e çok büyük gelir sığmaz
Zorba zalim önünü görmez kördür kasasını görür gülmez
Savaşlar yaşlar bitsin diye yoldasın ne mutlu sana

Kul Mehmet'im bende geliyorum seninle yalnız değilsin
İki kişi az olsa da hiç yoktan iyidir herkes niyetimizi bilsin
Cüreti olan cahil sağlam imanlı gönlümüzdeki cevheri görsün
Savaşlar yaşlar bitsin diye yoldayız  ne mutlu bize

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

4 Ekim 2015 Pazar

Sen Ne Bilirsin?



Arkandan bakarken son defa sana
Hasretin isi sinecek üstüme
Dünyanın suyu ile yıkasam gitmeyecek
Bedenim sen gitmeden önce beni terk edip gidecek
Feryat ederken sözlerim
Sakat kalırken hecelerim
Gönül kapımdan çıkı giderken sen
Ritmi bozuk yollarda ben sürüneceğim

 O gülüşün var ya beni mesut eden
Pınarda akan suyun berraklığına denk
Şimdi çırılçıplak sensizim
Üşüyorum
İçimi ısıtan gülüşün yok ya
Zaman bana sensizliği yaşatırken
Kırıldı gönül kapım
Sicim sicim yalnızlık
Beni sarıyor sıkıyor
Nefes alamıyorum boğuluyorum

Ömrüm hayatım
Gözyaşları gibi damla damla
Birer birer hasret kokusu ile
Sonbahar yaprakları gibi yollara dökülüyor
Sana yazılan gençliğimle beraber
Sen bunlardan habersiz
Bir hayalet gibi çekip gittin
Ne bilirsin
Hain pusuda bekler gibi
Yüreğime hasretin
Hançerini saplayan sen
Ne bilirsin hasret istasyonunda
Gelmeyecek olanı treni beklemenin sancısını
Hasretin feryadı ile çığlık çığlık
Bağıran sokaklarda sağır olmanın azabını
Ne bilirsin
Savrularak
Savurarak
Bir tekme ile hayatıma tekme vuran
Yıllardır boşlukta yuvarlanarak
Bedeni paramparça olmasını
Sen ne bilirsin
Ben bilirim ve yaşıyorum
Ezgisi bozuk yollarda
Karanlığın ağzında
Mağaraların burcunda
Kırık ayak parmaklarımın ucunda
 Hala hasreti yaşıyorum

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

31 Ağustos 2015 Pazartesi

Unutma...




Ülkem de sessiz bir feryat var,
 gökyüzüne yükselirken gökyüzünü parçalayan
Dağlar taşlar nefret ile yıkılırken,
 insanlar ölüyor yürekleri parçalayan
Nedir bu savaşlar yazık değil mi bu canlara,
ey gözleri kör olan görmez
Unutma mağdur ettiğin kişinin canını yaktığında,
 senin için sonun başlangıcı başlar

Avuçlar kalktı şemaya şehit duası ile ahiret bizim olsun yeter
Dünya ise nefret peşinde nefsi peşinde koşanlara olsun balayı
 Balayının sonunda var muhteşem cehennemde ateşten kızarma halayı
Unutma mağdur ettiğin kişinin canını yaktığında,
 senin için sonun başlangıcı başlar

Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç