28 Ocak 2015 Çarşamba

Kefensiz Ölmenin Peşinde Yürüyen-2.Bölüm

 Kefensiz Ölmenin Peşinde Yürüyen-2.Bölüm

Kefensiz Ölmenin Peşinde Yürüyen-2.Bölüm

-Anlayamadım dedem?

-Gururuna nefsine arzularına yenik düştün, ben sevdim karşımdaki benden
fazla sevsin beni haykırışına kulak verdin ve yalnızlığı seçtin ve her adım atışında bir çukura düştün öyle değil mi?

-Sen beni yanlış anladın dedem, hem öyle olur mu?

-Aşkı sen nerede arıyorsun?

-Karşımda beni sevenden arıyorum.

-Aşk karşında sevende mi yoksa gönlünde mi?

-Hem gönlümde hem de sevdiğimin gönlünde…

-Emin misin evladım? Hem aşk öyle herkesin kapısını çalmaz ki, birisinin kapısını çalar, kapısını açar sevdiğini alıp gönlündeki aşk ile dolaştırmanı ister. İkinizin kapısını çaldığından emin misin?

-Dedem şimdi bilmece gibi sordun, ben ne bileyim? Ben sevdim sevdiğim beni sevmedi bende ayrıldım ondan.

-Her düş kırıklığından sonra aynı düş kırıklığına devam ettin hayatını yalnızlığın kör uçurumlarına adadın ve sokak, sokak geziyorsun mutluluğu bulmak için.

-Hay ağzına sağlık dedem, yoksa tüm suç beni mi diyorsun? Yo olamaz, sen yanılıyorsun dedem!

-Bana kusur gören gözlerinle öylesine bakma evladım, kusurları örten gözlerinle bak ki söylediklerimi ve yaşadıklarını anlayasın. Sen, hayallerinin iki bacağını birden kırmışsının evladım, boşuna yeni hayaller peşinde koşma.
Yüreğinde biraz önce, çığlık çığlığa çığlıklar dolaşırken acınız soluksuz acıları ile yüreğini yakarken, şimdi o çığlıklar yok olmuştu evet, evet yok olmuştu, gülümsedi.

Yan odadan gelen ihtiyar bir kadın sesiyle ürktü.

-Boyu devrilesi Muharrem, karnım acıktı nerde kaldı yemek…
Şaşkın bir sesle sordu.

-Kim o bağıran böylesine hırçın…

-Benim eşim, biraz aksidir kalbi katıdır, ama eşim nihayetinde.

-Sen onunla nasıl yaşıyorsun, galiba seni pek sevmiyor?

-Doğru tahmin ettin, lakin ben kalbimde aşkın kapısını ona açtım her daim onu severek aşkımı taze tutarak hem onu seviyorum hem de onu severek bedenimi dinç tutuyorum evladım. Ben ona şimdi yemeğini vereyim, kalkmaktan zorlanıyor fazla kızdırmamayım.

Yaşlı dede yani Muharrem dede içeriye elinde yemek tepsisi ile içeriye girdi. İçerisi pek karanlıktı, Hiçbir şey pek seçilmiyordu. Sönmekte olan mum ışığının yardımıyla kanepeye oturdu. Üstünde binlerce ton yük varmış gibi kendini yorgun hissediyordu. Gözlerine uyku mahmurluğu çöktü. Yavaş yavaş uykunun merkezine doğru bedeni derinleşerek yürüyordu. Gözleri kapandı uykuya dalmak üzereydi. Yalnızlık hırkası giyinmiş bedeni, tatlı uykunun esen meltemi sanki kulağına ninniler söyleyerek uykuya, düşler ülkesinin kalbine doğru yürümesi için dudağı ile kulağına fısıldarken uykuya daldı.

Uyku, elem fırçasının darbesiyle yüreğinde açtığı yaralara merhem, tükenen umutlarına umut gibi gelmişti. Yarınlarını kucaklamayan hayatı, sanki düşler ülkesinde kucaklıyordu tüm hayallerini mutlu gülen yarınını.
Uyandığında öğlen olmak üzere idi. Gözleri ile odayı inceledi, nerede olduğunu hatırlamaya çalıştı. Karşısında Muharrem dedeyi görünce kendisine bakar halde, bir anda her şeyi hatırladı. Uykunun dinçliği ile doğruldu.

-Kusura bakmayın bir an dalmışım, sizin yerinizi bir anlığına meşgul ettim özür dilerim.

-Önemli değil evlat, çok güzel ve derinden uyuyordun, sana kıyamadım. Kaç zamandır uyumuyorsun?

-Şey bilemiyorum belki iki üç gün…

-Şimdi nasılsın?

-Bu uyku bana çok iyi geldi, düşler ülkesinde geziniyordum uykumda, ömrüm de ilk defa böylesine düş gördüm ve uyku uyudum. Size minnettarım muharrem dede, isminizi hanımınız seslenirken öğrendim. Benim adım Seyit.

-Memnun oldum evladım seyit, acıkmışsındır önce bir şeyler yiyelim birlikte, sonra konuşuruz evladım.

Gündüzün ışığı ile odayı inceledi, kırık dökük bir masa ve kanepe kapıları kırık bir gard dolabı bir kaç eski elbise… Gard dolabının üstünde sallanan bir kolye, gümüş zincirli kolye ve üzerindeki kristal kuvars reiki sarkaçlı kolye dikkatini çekti. Aynı kolyeden sevgilisi yani terk eden sevgilisi Lalenin çantasında da vardı. Bu kolye özel bir kolye ye benziyordu. İlk gördüğünde pek önemsememişti.

Mehmet Aluç

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...
Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...