25 Ocak 2015 Pazar

Kefensiz Ölmenin Peşinde Yürüyen-1.Bölüm



Kefensiz Ölmenin Peşinde Yürüyen-1.Bölüm

Tasalanmış keder uçurumuna doğru sanki yürüyordu. Ömründen güzel olan anılar silinmiş, sadece kederle dolu anların hırçınlığı kalmıştı, sanki. Sallanarak yürürken bedeninde tüm umutları birer birer dökülüyordu. Ömür denen hayatı okyanusta bir sandalın içinde azgın dalgaların hırçınlığı ile mücadele ederken, azgın dalgalar sandalı bir paçavra gibi ıssız bir adaya savurmuşçasına üzgün şaşkın devrildi hayatı, karanlık gölgelerin dehlizine adımları ile.

Yarına yürümekten korkan, kederin ahları ile baş başa kaldı o an. Pişmanlıkla günahları bir bir dökülüyordu gözyaşları ile toprağa. Yalnızlık şehrinde yanarken birkaç puslu lamba, pencereler de simsiyah perdelerle örtülü iken evler sırtında taşıdığı yalnızlıkla sokakları adımladı.
Katran gözlerle ışıldayan gecenin karanlığında, ölüm kokan caddelerin sessizliğinde ürkek adımlarla, yoluna devam etti. Az ilerdeki kulübe de cılız bir ışık titrek titrek yanıyordu, söndü sönmek üzereydi.

Gökyüzünde yıldızlar tek tek kaybolurken yaklaştı kulübeye. Çığlıklar koparan bir silueti taşıyan kulübeye girip girmemek için bir an tereddüt ’ün ayaklarına takıldı kaldı. İçeriden bir ses

-Ey kefensiz dolaşan, yokluğun uçurumuna düşmek için yol alan çekinme gir içeriye.

İrkildi. Korkarak kulübenin kapısını açtı, kapı gıcırdayarak açıldı. İçeride Yetmiş yaşlarında ihtiyar bir dede oturuyordu yırtık bir kanepenin üzerinde.

-Yaklaş çekinme, boğazında düğümlenen ah’larla süslenmiş hecelerin şaşkınlığı ile yürüyen sen, yaklaş yanıma.

Çekinerek yaklaştı, gözleriyle azıcık yanan mum ışığının titrek ışığında görebildiğince kulübeyi inceliyordu. Yaklaştı ihtiyar dedenin yanına.

-Ey sen sukut deminde dünyayı ‘mı dinliyorsun yoksa isyan içinde yolunum kaybettin bu karanlık gecenin sokaklarında? Yoksa yüreğindeki acıyı gecenin karanlığına ekleyerek sökmenin mi derdindesin?

Şaşkındı! Zamandan bir geçit mi açıldı ben içine düştüm diye korku içinde düşünürken.

-Şey ben, sürüklendim içimdeki kederle acıyla, ömrümde kaybettiğim güzellikleri kaybettim belki onu arıyorum.

İhtiyar dede az düşündü.

-İsmin nedir?

-İsmin önemi var mı dedem? Sessizliğe doğru, ıssız yollarda tek başına yürürken?

-Haklısın evladım, kefensiz ölmenin peşindesin öylemi?

-Hay ağzına sağlık dedem çok doğru söyledin. Avuçlarımda yarınsızlık çığlıkları var iken adımın ne önemi var dedem sen söyle?

-İçinde çürüyen bir yarının varsa, ismin hiçbir önemi yok evladım. Farkında mısın çaresizliğin adımlarını takip ediyorsun, ondan böylesine bitik ve ölü haldesin. Rahmetin elinde fışkıracağı bir izi takip etseydin şimdi böyle olmazdın.

-Rahmetin fışkıracağı bir iz vardı da ben mi takip etmedim dedem?

-Evet, var, sen hep ölümün salasını okudun gözlerinle, gönlünde, dilinle.

Gerçi ölümde gerçek uyanıştır, ama bu dünyada değil evladım, o ahiret hayatı içindir.

-Bir nefes canlılığı kadar Rahmetin izini bulamadım ki dedem takip edeyim! Sevdim terk edildim, seveyim dedim yeniden sevemedim yalnız kaldım.

-Sevdiğin seni sevmediyse aşkla sen sevmeye devam edeydin ya evladım.

-Beni sevmeyeni ben nasıl aşkla seveyim dedem? Olur, mu hiç öyle?

-Olmaz mı evladım az düşün bakalım? Beyhude düşüncelerin uçurumunda çık ve öyle bir düşün bakalım. Yüreğine damla damla düşen kin nefreti ve arzularını at bir kenara öyle düşün.

Düşündü, düşündü…

-Arzularımı atarsam, gönül evim boş kalmaz mı? Onu isteklerimle doldurmasam, nasıl ayakta kalacağım? Sevdiğim aşk dolu gözlerle bakmazsa, içindeki umutlarımı nasıl yeşerteceğim dedem söyler misin bana?

-Sevdiğinin ahu dolu yakan bakışları yoksa sen gözlerinle, sözlerinle, yüreğinde sakladığın aşkın kapısını açarak, sevdiğine sunarak yaksaydın da, sana ahu dolu gönlünü yakan volkanı söndüren pınar gibi berrak olan bakışlarının kapısını açsaydın ya evladım. O seni yüreğinden öpmeyince sen anlından öpseydin.

-Dedem sen bir âlemsin, bana sevgiyle bakmayan birisini ben nasıl sevebilirim? Ona bakarken huzuru bulmayan ben nasıl huzurlu olabilirim yanında? Bunun sonu ayrılık ve ben ayrılığı seçtim. Ne yapayım benim ömrümde sevmek sevilmek yokmuş, böylesine yalnızlığı yaşamak varmış dedem!

- Yani her adımda, çukurlara düşmeyi seçtin?

Mehmet Aluç

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...
Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...