19 Şubat 2015 Perşembe

Ağlıyorum




Pişmanım artık başım vuruyorum ben taşa ama faydasız biliyorum. Cellat bakışımla kaldım baş başa. Nereden girdi gönlüme bu vefasızlık mı dersin, kıymet bilmeyen yok yok en iyisi cellat bakış diyeyim!
Say ki dağlar yol vermedi, say ki aptallıkla bana gülen nefsime yenik düştüm…
Şimdi gölgemden nefret ediyorum, kıymet bilmeyen birisinin peşinde yürüdüğü için.
Yaralanırız bazen, yaralar bazen iyileşmez, çaresi yoktur, onun merhemi de yoktur…
Solgunum bir sonbahar yaprağı gibi, özür dilesem telafisi yok biliyorum. Kırıldı gülümsemelerimiz, yarınlarımız, bakışlarımız, hatta yolda yürüdüğümüz sokaklar, kaldırım taşları bile…

Ben aşkın kıymetini bilemedim, sen seven birini bul ve sen çok yaşa. Sen üzülme benim için, pişmanlığımla ağlıyorum ben artık doya doya.
Hasret vuslat arasında artık baş başayım, hangi yön yazılır anlıma bilemiyorum şaşkınım ve vuslat sanki bana uzaklarda el sallayarak uzaklaştı gitti…

Ömür denilen yolda kaldım, dardayım yanlış yoldayım evet evet. Sen üzülme benim için pişmanlığımla ağlıyorum ben artık doya doya.
Kendi elimle ben kestim ben, hasretin biletini, ben ah ben göremedim aşk ile gülümseyen gönlünü,  sen artık sür artık mutluluğa doğru gönül gemini, beni unut gitsin. Sen üzülme benim için, pişmanlığımla ağlıyorum ben artık doya doya

Akşam oldu gözyaşımla ben kendi mezarımı kazıyorum, aç susuz kalarak cellat gönlümü azarlıyorum.Sanma ben artık sensiz şimdi yaşıyorum. Sen üzülme benim için pişmanlığımla ağlıyorum ben artık doya doya

Tabip neylesin benim iyileşmez pişmanlık yaramı, deli neylesin o her gün yaşar zaten bayramı.
Pişmanlıkla gezen neylesin sevdiğine hayran bakmayı. Sen üzülme benim için pişmanlığımla ağlıyorum ben artık doya doya

Mehmet Aluç
Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...