24 Aralık 2014 Çarşamba

Gerçeği Yansıtan Sorular V/arsınız

                   
              
Korku düşlerinin sahilinde koşarken yarına, hissiz duygularım sensiz kırılgan iken ben zamansızlığın uçurumuna düştüm kaldım sensiz sıkılgan.  Çağırsam koşar gelir misin? Düşsüzlük ülkeme gelir düşlerime düş olur musun? Haydi, gel öyle ise asırlardır bekliyorum gelmiyorsun, yollarında yangın mı var? Adımlarında soluksuz nefesin soluksuzluğumu var?

Yere düşen şiirlerim gibi feryat sız sessizliğin uçurumuna mı düştün de gelmezsin? Ah bilsen seni ne kadar özledim, gözlerim beklemekten kör oldu karanlık gecelerde…
Ç/alıntı kelimelerin kifayetsiz denizinde gemilerin mi alabora oldu gelmezsin? Demsiz çaylarla yapılmayan muhabbetlerin uçurumuna mı düştün de sesin soluğun asırlardır çıkmaz?

Boşuna soruyorum ben bu soruları biliyorum. Nakarat korkuların hücresinde bana uyanıklık veriyor bu sorular, gerçeğin aynasında bu sorular bana senin imgesizlikten ne kadar uzakta olduğunu nankörlüğünü hatırlatıyor.

Ah bu sorular gerçeği gün yüzüne çıkaran sorular. Ölmüş gülüşlerinin morgunda soğukluğunu meydana çıkaran sorular iyi ki v/arsınız, sizsiz gerçekler nasıl çıkar meydana, nasıl düşer maskeler suratsız suratlarda?

Kangren düşsüz gözlerinde hayat bekleyen ben, ne kadar aptalmışım derken şiirlerimin kefenine sarılı bedenim beni öpen şiirden, buselerle ben hayatı yaşıyorum şiirlerin beşiğinde artık, gelme artık gelmene gerek kalmadı.

Demir ağlarla örülü hayatının zindanında, aşılmaz dağlar ardındaki mahzeninde sen kal gelme bu bana yeter.


Mehmet Aluç
Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...