28 Ocak 2016 Perşembe

Gönül Gönüle Hem Sohbet Hem De Röportaj- 3-monolog-



 Kul Mehmet: Şiirlerinizi veya öykü makalenizi yazarken kelime veya hecelerin size karşı çağırışım yapmamdan beklemesine karşı bir formülünüz var mı?
   
   Gecelerin Şairi: Yazmaya başladığımda kelime ve hecelerim sessizce bir eser meydana getirmeden çağrışım yapmadan kulağıma bir şey fısıldamıyorlarsa, çekilirim bir kenara kitap okurum, onlarında dinlenmesini beklerim, nefes almasını beklerim. Güçlü olmayan bağlantıların, yani kelime ve heceler yorgun ise benimle bağlantıya geçmiyorlarsa beklerim, çünkü kopuk bağlantıların güçlü ve his dolu bir eser meydana çıkarmayacağını bilirim. A harfi bana B harfini hatırlatmıyorsa çağırmıyorsa, ortada yukarıya doğru çıkacağım basamaklar yok ise basamaksız yukarıya çıkmaya çalışmanın boş olduğunu bilirim. Kelime ve hecelerin bir birlerine yaklaşarak çözülerek bana bir şeyler fısıldamasını beklerim. Sözler ile anlatım fikir arasında bir bağlantı yok ise kopukluk var ise en güzeli onların bir araya gelerek, önce kendi aralarında barışmalarını birbirlerine sarılmalarını görmek isterim ve ondan sonra yazmaya başlarım. Bir birlerine sarılmayan sözler ve hecelerin, okuyucuyu sarmasını beklemekte yanlış olur.

   Kul Mehmet: Edebiyat ta duyguya önem veren estetik anlayış, ifade hakkında değişik görüşler var, sizin bu estetik anlayış hakkında görüşleriniz nedir?

   Gecelerin Şairi: Edebiyat eserinde yazarken, yazarın düşüncesindeki eserine vereceği estetik ifade vazgeçilmez bir meselesi olup, en güzeli olan aramasıdır. Eserini bu estetik şekil verme yolunda giderken, heceleri sözleri kelimeleri bir seçici bir gözle gönülle, okurun gönlüne ruhuna hitap edecek etkili olacak, olan heceleri sözleri kelimeleri kullanır. Tüm sanatlarda olduğu gibi, yazar edebiyat sanatında da bu seçici yani okuyucuya hitap edecek kelimeleri heceleri sözleri bir araya getirir, gönüllere hitap edecek en güzel eserini bu seçici değerler ve ölçütleri mutlaka arar ve buna göre yazar. Güzelin ne olduğu, nasıl elde edilebileceği hakkında herkesin muhakkak ki çok farklı görüş alanları vardır, burada mutlak olan, okuyucunun güzellik alanındaki bakış ve görüş açısıdır. Yeşil bana göre en güzelidir, ama okuyucuya göre kahverengi veya sarı en güzelidir. Ben kırmızı gülü severim, okuyucu beyaz gülü sever. İşte burada estetik anlayış okuyucuya göre olmalıdır. Tabi şair veya yazar kendi estetik güzelliğini katarken, ilk önce yani asıl olan okuyucunun estetik anlayışı olmalıdır. Bu arada şiirde estetik olan ifadeyi, yani şiiri güzel yapan estetikle güzel bir eserin yazılmasına yani müziğe bağlayanlar var,  kimisi şiirde devam eden vezinlere göre güzel olduğunu söyleyenler var, bana kalırsa şiirde yazılan eserin güzelliği bence samimiyete bağlıdır, kafiye, durak, nazım şekli gibi kesin kuralları bazen umursamayan, içinde kendini bulan okuyucuya hitap eden estetik şekli yazılan şiirler en güzelidir diyorum. Bazen kuralları aşmalı, bilirsiniz biz millet olarak, kurallara pek bağlı olmayan daha doğrusu sevmeyen, ona bağlı kalırken kendinden bir şeyler katan milletiz. İçtenlik içtenlik diyorum, okuyucunun ruhuna hitap eden ona müdahale etmeyen onun elinde tutarak bazen aşkın deryasında, bazen sahillerde el ele sevgilisi ile gezdiren, üzüntü duyduğunda biraz gülümseten eserler olmalıdır diyorum. İnanırlığın sınırını aşmadan okuyucu bir kenara atmayan yok saymayan eserler meydana çıkarılmalı bu estetik anlayış fikirle yazılamalıdır.
   Kul MehmetÇoğu zaman dile uymadan açık bir şekilde toplumun genel dili ile yazılması argoya fazla kaçmadan yazılabilinir mi?
   Gecelerin Şairi: Yazılan bir eserin, kimi niçin nasıl anlattığı çok önemlidir. Bundan önemlisi nasıl anlatacağın ise hepsinden daha önemlidir. Sen güzel bir insana, kötü dersen bunun kabulü elbette mümkün olmaz, kötü olan birisine güzel demende olmaz, toplumsal bir konuyu ve kişiyi anlatırken o olaya farklı bakan bazı insanların ona göre değişen güzellik anlayışı olduğu bilmek gibi ve o kişinin topluma zarar verdiğini bilerek, ona güzel diyenlerin olacağı gibi burada önemli olan, toplumun geneline göre verdiği yarara ve zarara göre o insan veya toplumsal olay anlatılmalıdır. Şimdi sen zalim olan birisini çok güzel anlatırsan, bu kaleme edebiyata ve okuyucuya ihanettir, toplum genelinde bir insan veya o toplumsal olay ile toplumu derinden yaralıyorsa ve toplum ona -Şerefsiz diyorsa- seninde buna başka bir isim bulman ve onun şerefsizliğinin üstünü, azda olsa örtecek veya gizleyecek veya onu az temizleyecek, cümle heceleri kullanmak doğru olmaz.
Devam edecek
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-
Nöbetçi Şair-
Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...