19 Mart 2015 Perşembe

Kendi Hayal Kırıklığım'da



Hayat yolunda yokuş olan yolu tırmanırken, yanımızda bize gülümseyen olmayınca o yokuş o yol bize hiç bir zaman, huzur vermez…
Ey gönlüm ey bakışlarında eser olmayan sevmelerim, bakışlarında sanki ölüm gölgeleri, dargın seyyahların umutsuzluğu feryat ederek geziyor, o nedenle hep yalnız kaldın o nedenle tenden yumuşak olmadı gülüşlerin.
Umutsuzluğum umuda gebe kalmayınca adımlarımı atışımın, kollarımı açmayışımın kör karanlığında açmayan menekşe ’siz gönül bahçemin dikenleri arasında kaldı sevdiklerim, o nedenle ömür boyu gülümseyemedim ey gönlüm.
Anlamı olmayan kelimelerim, ey gönlüm sende aşk olmayınca, anlamsız sokaklarda gezinince göç yolunda hasret ile çelimsiz kalıyor, aydınlık dolu düşünceler mısralar heceler üretmiyor solgun kalıyor…
Ey kâbuslarım size hak veriyorum, soğuk kırık acılar ile sevdasızlığın divanında oturunca sizi yaşamamak mümkün değil, size binlerce kez korku ile beddua ettiğim için pişmanım çünkü ıslak kirpiklerim acılarımla sevdasız gönlümün boşluğu ile titrer iken hatanın bende olduğunu anladım…
Kendi hayal kırıklığımda, uslanmaz kendini bilmez benliğimin sarhoşluğunda yalnızlığımı yudumlar iken, tüm suçu karşımdakinden aradım, kendi kelimesiz ’ligim ile gece gündüz demlendim hasreti içtim yenilgimi hiç kabul etmedim işte bu nedenle yalnız öksüz kaldın ey gönlüm…
Gönlüm, senin seyir defterine hislerimi duygularımı yazmadım arzularımı ihtiraslarımı hırsımı yazdım o nedenle hep üşüdün hep zemheri soğukları esti etrafında. Şimdi ağla ağlayabildiğin kadar dökülen sessizlik kadar ağla, sessiz kalmamayı gönüllere ses olunması gerektiğini kuytularda sadece kendi arzun için yanan birey olmanın acısı vicdansızlığı ile istediğin her köşede ağla ağlayabildiğin kadar ey benliğim ey gönül olmaya derin dondurucu gönlüm, seni duyan gören olmaz ey benliğim, ey gönlüm, ey hislerim…
Bakire olan gönlüme,  ona sevgisizlik vefasızlık hırsınla tecavüz ederek masumiyetini yok eden benliğim sesini kes ve kıçını kır otur bir karanlık köşede, kes artık sözleri notası kayıp beste ’siz iradesi olmayan feryadının sesini ve gömül karanlığa belirsiz izler bırakarak arkanda yaşa. Masumiyet’sizliğin hasretini çekerek doya doya yaşa ey benliğim sen bunu çoktan hak ettin…

Mehmet Aluç

Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...