20 Mart 2015 Cuma

Sebepsiz Üzüntülerin Mevsimsiz ‘Ligi


Yine hasret ile yalnızlıkla baş başayım, oysa dün çok mutluydum acaba zamana giden hayatın saatini ben bir an için ileriye veya zamanı olmayan bir zamana mı ayarladım!

Daha dün mavi gri tonların birbiri ile örtüştüğü gülümsemelerin merkezinde gülümsüyordum sevgilim kolumda iken, bugün ise yalnızlık ve hasret ile baş başayım!

Melodilerin ahenkli notaları eşliğinde tenimiz tenimize değerken mutlulukla sarhoş olurken, bugün hüsrana gebe olan ayrılığın acısı ile oturuyorum.

Neydi bizi böylesine yalnızlığa hüsrana götüren? Amansız hasret alevinin ateşini ilk yakan kimdi? Ne önemi vardı kimin yaktığının? Söndüremedik'ten sonra!

Hayır, sen duygularımla alay ediyorsun! Hayır, sen bencilsin kendini düşünüyorsun! Kendimi senin için tükettim, sen sevgimin kıymetini bilemedin…

Aslında bir an karşılıklı bir birimizin gözlerine bakarak, bir an suskun kalarak bir birimize olan sevgimizi görse idik, yüksek basınçla arzularımızın benliğimizin bizi tüketmek için oyun oynadığını görseydik şimdi böylesine yalnız hasretin acıları ile baş başa kalmazdık.

Kör olmuş benliğimizin arzularımızın peşinde koştuk ve en önemlisi onların kör olduğunu göremedik, hissedemedik… İkiye bölünmüş yaralı kanayan bir hayatı şimdi yaşıyoruz… Sebepsiz üzüntülerin mevsimsiz ‘ligine doğru koştuk şimdi mevsimi olmayan bir hayatı yaşıyoruz ayrı ayrı…

Ayrılığı yaşamak zulümdür bilemedik
Hasreti hayat bildik hasretin içinde kaybolduk
Gözlerimizde aşk parıltısını göremedik kahrolduk
Kul Mehmet’im perişan sevdiğim perişan hayatımız perişan
Mehmet Aluç



Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...