21 Mart 2015 Cumartesi

İsyankâr Sözlerin Altında Bitirdik Her Şeyi




Beni bıraktın gittin ya…
Küstü bana dünya ile ay
Sineme saplanan ayrılığın oku
Ezikliğinin paslı hançeri…
Paramparça etti yüreğimi
Böylesine acı dolu ayrılığı nasıl  yüreğimde k/aldıracağım
Sensiz sabahları nasıl uyanacağım
Sensiz güneşe nasıl merhaba diyeceğim
Sürgülü olan ayrılığın kapısını nasıl açacağım gülümsemelere
Kalabalık kırgınlığın asık suratı ile ben
Sensiz gülümsemene hasret
Suçlarım ile kendimi
Ayrılığın mahzenine kilitleyen ben
Suçlarım ile ben nasıl  y/aşarım…
Çıplak ayaklı
İfrit gözleri ile
Şeytan uçurtmasına takılı kaldı yarınlarım…
İşte ben yalnızım yine sensiz
Sen bensizsin yine yalnız
İçim üşüyor…
Gülümseyemiyorum
Ellerin
 Gül sinen gülüşlerin
Bakışların papatya gibi kokuyordu
Ben şimdi buna da hasret kaldım
Öpülmeye layık yüzlerinde belki şimdi
Gözyaşları damlıyor
Tutulması gereken ellerin…
Belki şimdi titriyordur
Bakılması gereken o tatlı bakışlarında
Şimdi korkunun tek başına yaşamanın korkusu vardır
Öpülmesi gereken o dudakların
Titrek titrek iç çekerek bükerek kemiriyorsundur
Dönüşü mümkün olsa yine beraber olsak desem
Biliyorum dönüş yolu y/ok…
Yaktık tüm gemileri…
Yıktık tüm köprüleri…
Bitirdik tüm sözleri delicesine
İsyankâr sözlerin altında bitirdik her şeyi
Şimdi sen dağınık
Ben dağınık yalnızlığı y/aşıyoruz
Mehmet Aluç



Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...