13 Eylül 2015 Pazar

Ey Nefreti İle Gezen Nefret Sahibi, Az Ol İnsan...



  İnsan bazen gönlündeki coşkun sevgi ile karşısındakine al gönlümdeki sevginin tamamı senin olsun az biraz gülümse der, ama maalesef o karşındaki sevgiden anlamaz, gönlüne nefret tohumları ekmiştir anlamaz bilmez sevgiyi, bilmez sevgiyi, sırtını ihaneti ile döner gider... Sessizce usulca gönlüne dokunmak istersin kükreyen Aslan gibi seni parçalamak ister, sanki sen onun rızkına mani oluyormuşsun gibi,algıda seçici olmadığı için, algıları nefret ile köreldiği için anlamaz, yağan yağmurlar rahmettir çiçekleri böcekleri güldürür ama nefreti ile gezeni güldürtmez o rahmet ,çünkü kalbinin kapısını rahmete sevgiye kapatmıştır, anlamaz, bilmez, hissetmez!

  Hep kavgaya tutuşmak ister, hep yenilir tekrar kavga ister... Kalbini nefreti hırpalar yok eder görmez, masum olanı yıkmaya çalışır, pişmiş kelle gibi sırıtır, onu ancak cehennem paklar, ya da kul çaresiz kalınca ağlar o zamanda ölmeden önce yüce Rahman alnından haklar o nefret ile gezeni. Akşamdan üstüne yattığı zaten nefret, kalktığında elbise diye giyindiği nefret, günde üç öğün yediğin nefret, nasıl böylesi sancı gaz yapmaz midende hayret, hayallerin geleceğin ayakaltında bakar kör görmez. Ah nefreti ezip geçen gurur, hayatın aynasında o çirkin suratınla nasıl güzel görünmeye çalışırsın bilinmez! Seni taşıyanlar paramparça olur hayalleri geleceği nasıl anlamaz muamma! Çanakkale de yazıldı destan, destanı kabul etmez içindeki düşman nefretini kusar hala anlasana ey insan! Elinde dilinde nefret söylemi bundandır o batı denilen zalimlerin, yenilgiyi hazım edemez, zaten hep yıkılmaya mahkûm olan anlasan ey insan!


  Ey nefreti ile gezenler gezen, ülkenin bağrına vurduğun yumruk senin yumruğundur, o yumruk senin yüreğini de acıtacak biraz sonra ne zaman mı -ESARET-altında kalınca, işte o en umursuz gününde sana umut olacak bir şey bulamayacaksın, nefreti ile yanında gezdiğinde umut yok ki sana da versin, onda hep nefret var bunu anladığında çok geç olacak, yaktığın mazlum yüreklerin ateşi senide yakacak, o zaman bağrına yumruk değil dağlar çökecek ve altında ezileceksin, seni o zaman elinden tutarak kaldıran da olmayacak, çünkü nefreti olan hep yıkmayı bilir, kaldırmaktan anlamaz, cayır cayır nefret ile yanmadan önce iyi düşün ey ülkemin güzel insanı, yakarsan yanarsın, yıkarsan yıkılırsın unutma, itersen son bir defa daha düşün, yıkanla değil, inşa edenle yürü... 

  Sen ekmek dersin o kavga ile yıkım der, sen helal ekmek dersin o haram ekmek der, sen koyun dersin, o kurt gibi saldırır ve kurtların saldırdığı ortamda onunla olan yüreğini o kurt'a kaptırmış demektir, can çekiştiğinde önce senin can çekmeni ister...

Mehmet Aluç-Kul Mehmet
Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...