18 Ekim 2014 Cumartesi

Notası eksik kırık nağme gibi içimizde hiç susmayan nefsimiz...

Notası eksik kırık nağme gibi içimizde hiç susmayan nefsimiz...




Notası eksik kırık nağme gibi içimizde hiç susmayan, notası bestesi sözü biz olmamız gerekirken bizi gideceğimiz yola değil, gitmeyeceğimiz yolların uçurumuna götüren nefis, ona söz geçirmek ne kadar zor! Otomatik çamaşır makinası gibi sanki devamlı çalışıyor bari bir soluklan nefes al yok, hiç durmaz kendi kendine konuşur, düzgün yoldan çıkararak kendi kör gözü ile gördüğü karanlık sokaklara uçurumlara götürür arkadan bir tekme vurur, sonrada pişmiş kelle gibi sırıtır ah bu nefis denilen şey.

Bir türlü bitmeyen sonu gelmeyen yollarda yerlerde süründürür çamurun içinde yatırtır hala bir soluk alıp durmaz. Bazen işte tam onun dediği değil benim dediğim olsun dersin birde bakarsın ki onun yoluna girmişsin! Çok zordur nefis ile başa çıkmak, çok zor. Bir ara gittiğiniz yolda o ara mesafede kaybolmak kaçmak istersin, yakanı bırakmak çünkü her an senin ile beraber… Kaçmamak için sanki etrafımıza surdan kaleler örmüş çıkılması tam bir muamma!

Ama Allah’ın izni ile İslam’ın yoluna girdiğinde Kuranı kerimi gül kokulu peygamberin yolunda yüreğinde iman ile olunca, biraz daha kolaylaşıyor sanki derken bu defa daha çok konuşmaya başlıyor nefis, iyice kızgın olmuş ki kükreyerek konuşuyor adeta neden çünkü yönünü istikametini İslam’a göre çevirdin, artık İslamiyet’in yolunda yürüyorsun. Allah’ın yardımı ile onunla baş etmek için artık Allah(C.C.) dan yardım alabileceğin, her an seninle beraber olduğunu hissettiğin yüce Rahmanın seninle olduğu bilinci ile doğru bir yoldasın her an yardım almaya hazırsın artık. Tabi ki nefis köpürecek kükreyecek! Yüreğinde yaraları , keskin ve acımasız bakışları içinde açacak. Ama nefsin ne olduğunu bildiğin anladığın anda, insan az da olsa rahatlıyor inanın bana, içinizde her daim konuşan size güzel bir iş yapmak üzere iken size müdahale eden içinizdeki sese –Dur biraz az sen kenarda bekle- deyi verin bakalım ne kadar huzurlu olacaksınız.

Bir toplulukta konuşur iken tartışmaya girer iken nefsinizi kapının yanındaki askıya asın içeriye girin ve o zaman tartışmada ki huzurun zevkin tadına varın, ama sakın askıda kurtularak yanınıza geldiğinde sesini duymamaya başlayın ve ondan sonra bana hak verin. Gerçi yine de çok kızacak köpürecek volkan gibi kaynayacak, çünkü tartışmalarda veya hayatın her alanında her zaman bizler kendi gözümüzle değil, nefsimizin gözü ile sözü ile hırsı ile giriyoruz, hiçbir şey anlamadan kalplerimiz kırarak üzüntüler içinde araya ayrılığın kapısını açarak terk edip gidiyoruz. Böyle değil midir? Bir düşünün ondan sonra bana cevap veya yorum olarak yazın ama.
Mehmet Aluç
Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...