26 Mart 2016 Cumartesi

Dilimizin Ucuna Gelen Merhamet Sözlerini Tekrar Yutmak!



Ağlayan gözlerimiz neye hasret kaldı da ağlıyor? Gönlümüzde neden buzdan soğuk rüzgârlar esiyor? Gülümsemesi gereken gönlümüzle dudaklarımız neden bükük duruyor? Sözlerimiz neden hep gönül yıkıyor, anlam mana ve ifade taşımadan dilimizden çıkmadan sönüyor? Sorular sorular cevabını bildiğimiz halde o cevaba kucak açmayan, elimizin tersi ile yerlerde süründürdüğümüz cevaplar… Gönlümüzde çağrısını heyecanını gülümsemesini hissettiğimiz sevgiye önem vermeyen, cesur olmamız o çağrıya cevap vermemiz gerekirken, cevapsız kalmamız ve daveti ret ederek sevgisiz bırakmamız sonucunda bunlar başımıza geliyor. Hareketsiz kalan ruhumuzu canlandıracak olan birazcık gülümseme ve sevgi ile olmamız gerekirken, bakan kör gözlerimizle sevgisizlik ikliminde gezerek, mutsuzluğun pençesinde kıvranarak suçu kendimizde değil çoğu zaman kaderde arıyoruz…

Gönül kapısını kapatarak, başına nefret bekçisini sevgisizlik yayan benliği çıkara bağlı ilişkilerin uçurumuna düşerek paramparça olmuş, insanların fikirlerini yerleştirerek yerlerde acılar içinde sürünüyoruz ve hala suçu kendimizde değil kaderde talih şans dediğimiz felekte buluyoruz. Bu ne kadar saçma değil mi? Ondan sonra kaos stres ve yalnızlığın kara kışında titrer iken, bizi ısıtan her şeyi yıktıktan sonra bizi ısıtması için bir şeyler arıyoruz ya da bekliyoruz!
Eğilerek bükülerek kendi çıkarımız için merhameti olmayanda çare arar veya onunla yola çıkarsak, o çıkarı için insanı insan görmeyen zihniyetin fikirsiz ‘ligi ile her şeyi yakar yıkar yok ederiz. Az düşünün! Allah aşkına yüreğinde merhamet acıması olmayandan, nasıl bir merhamet ve acıma beklenile bilinir ve onunla yola çıkılır? Nasıl yarınlara güzelliklere yürünür bakılır inşa edilir? Bu olsa olsa insan hakkına tecavüz edilme yok edilme öç ile yıkmak değil midir?

Sevmek kucaklamak var iken yıkmakta neyin nesi? Birlik beraberlik var iken ayrılıkta neyin nesi? Bahar mevsimlerini yaşamak var iken, öfke estiren fikirsizlik rüzgârında neden yok olmayı seçeriz, peşinde koşarız? Akıl, kullanmak anlamak, iyi ve kötüyü güzel ve çirkini az onunla tartarak anlamak için değil midir? Kollarını açarak sarmayı isterken, sana koşana çelme takmakta neyin nesi? Ey utanmaz ve rezil insan olan nefreti taşıyan insan, nedir bizlerinde bu edepsizlerin peşinde gitmemiz, paramparça yüreğimiz yarınlarımızı parçalamamız? Gönlümüzdeki aşkın şarkısını nağmelerini dinleyelim onunla beraber mırıldanalım… Dilinin ucuna gelen merhamet sözlerini tekrar yutma, o sözler yutmak için değil söylemek içindir. Olması gereken var iken, olmaması gereken çirkinliklerin peşindeyiz. Haydi, atalım gönlümüzde sevgiden başka her şeyi birbirimizi dünyamızı sevelim…
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...