12 Temmuz 2014 Cumartesi

Kör Karanlık Zindanlar


Kör Karanlık Zindanlar
İnsan olarak birçoğumuz dünyaya geliş amacımız duygularımız dünya hayatının amacı düşüncelerin şeytani ve rahmani yolunu bilmeden yaşayan insanlarız.
Dünyaya gelen biz insanoğlu yüce Allah’a ibadet etmek ve gönüllerin inşası için gelmiş ve şeytani yol ve Rahmani yol olarak Yüce Allah önümüze iki yol yaratmış. Şeytani yolda şeytanın avukatlığını yaparsan şeytan bir süreliğine senin sırtını sıvazlar hafiften gülümsemen için gıdıklar istediğini yaptırdıktan sonra yolun ortasında sinene kör bıçakla bıçaklayarak yarı yolda kan revan içinde bırakarak terk eder ve kıçından gülerek terk eder gider.

Şeytan bu onda duygu his arama bulamazsın. Birde bakarsın ki ömründe ömür bitmiş yolun sonunda kan revan içinde kalmışsın tek başına. Aklına gelir ise ikinci yol Rahmani yol, mutluluğa sevince gönüllerin inşası için olan güzelliğin yoluna yürürsün ve o yolda tüm acılarına yaralarına derman bulursun tabi aklına gelirse.
Biz insanlar işte böylesine nankörlük dolu yola girmek ve şeytanın avukatlığını yapmayı öylesine seviyoruz ki bize Rahmani yolu gösterenlere kin nefret ile hırlayarak parçalıyoruz.
Tabi Rahmani yolu gösterenin görevi bu yolun güzelliğini bildirerek gittiği yolun yanlış olduğunu söylemek gerisi o kişiye kalmıştır, ister şeytani yolu seçer bir ömrü o yolda heder eder sonunda sırtında paslı kör hançerle sırtında bıçaklanır kan revan içinde kalırsın. Rahmani yolu seçer iyilik ve merhamet ile yol alır insanları sever dertlerine derman olmanın yoluna gider, imanı Kuranı Gül kokulu Resulü göğsünde taşır bazen yoluna çıkan zalimlerle mücadele eder,  halden bilmeyenlerin yanlışlığını yüzüne söyler ve bu ömrün sonunda görevini az da olsa yapmış olmanın huzuru ile ölüm anında güzel bir iman ile son nefesini verir.
Ahirette ise yaptığının karşılığını güzellikler peşinde koştuğu için güzellikler ile mükâfatını alır.
Ama şeytani yolda giden ömrün sonunda Rahmani yolda yürümeden son nefesini verdi  ise Ahirette de karşılığını yapmış olduğu kötülükler ve çirkinlikler ile karşılığını alacak. Her ne kadar ben yapmadım şeytan nefsime uydum dese de-beşeriz şaşarız şaştığımızı söyleyenlere uyarak şaşkınlıkla girdiğimiz yolda geri dönmeliyiz- karşısına çıkan insanların kendisine gittiği yolun yanlış olduğunu söylemelerine rağmen dinlemediği hatırlatılacaktır.
Gönlümüzdeki sevgi duvarından bahçesinden habersiz yaşayan birçoğumuz yalnızlık ile baş başa kalınca kaderi dünyayı suçlar oturur isyan bayrağını çekeriz edepsizce.
Kendin gözlerini kör karanlık paslı demir zindanlar içine mahkûm eden sendin, sana gittiğin bu yolda sonunun böyle olacağı zaten söylendi, sen ise sırıtarak güldün hatta küfür ederek onu hırpaladın ve yoluna devam ettin. İşte sonucu neden kaderi ve dünyayı suçlu buluyorsun suçlu olan sensin, neden bunu görmezlikten geliyorsun?
Dilinde her akşam ayrı bir küfür ile gezinen sen değil miydin, pişmiş kelle gibi sırıtarak gezen?
Yüce Allah seni ve insanları kâinatı severek yaratmış, sen neden insanları sevmek yerine sevgisiz gözlerle hislerle bakıyorsun zulüm yaparak insanların gönlünü kırıyorsun?
Yüce Allah özüne sevgi katmış, sen neden şeytan ve nefsine uyarak bu sevginin içine acı zehir katarak insanlara sunuyorsun nefretin ile?
Sevgi insanlığın gönlünde özünde değer bulur karşılıklı sevgi ile şimdi yalnız kaldın insanları ve dünyayı kaderi edepsizce suçluyorsun, dön bak geçmişine de öyle konuş!
Az gönül sazımıza dokunalım bakalım ne söyleyecek

Dünya bahçesinde tüm çiçekleri ezdin
İnsanların gönlü edepsizce kin ile yıktın
Elin gönlün dilin sopalı taşlı
Utanmadan yalnız kalınca sevgi şefkat istiyorsun

Sen sandın tüm dünyada devran hep senin olacak
Sağlık sıhhatin her daim senin ile olacak
Kan ağlattığın diyarlar gönüller sandın ki yok olacak
İşte yalnız kaldın zulümlerin en korkuncu yaşattın

Ölüm gelince en korkunç ölümden nereye kaçacaksın
Yüce Allaha nasıl hesap vereceksin
Unutulsam yok olsam dersin lakin bu olmaz
Merhamet arama sende yoktu yakıp kül ettin
İşte şimdi merhametsizce yanıp kül olacaksın
Mehmet Aluç



Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...