Bu Blogda Ara

7 Eylül 2015 Pazartesi

Sen Adam Olamazdın Olamazsında

Sen Adam Olamazdın Olamazsın da...
Karşıdan bakınca ekşi suratını görünce
Adam olmadığını anladım
Gönlünde nefreti
Kabaran nefsin iştahını görünce
Senin adam olmadığını hemen anladım
İnsanlara gülümsemeyişini
Kazandıklarında gözünün oluşunu
Adım atarken sinsi sinsi yürümeni hiç sevmedim
Sokak kaldırımlarında yürürken
Kaldırım taşlarının utanç içinde ezildiğini
Yüreğindeki ağır fikirsiz değerlerin ağırlığında
Ezilişini görünce,
Adam olmadığını anladım
Sen hayatında hiç gülümsemedin ki
Hiç kimseyi
Bir çocuğu dahi sevmedin ki
Sadece kendini sevdin
Gerisini düşman gördün
Önüne geleni ezdin geçtin
Baharda açan çiçekleri hep ezdin
Eline bir tane alıp koklamayı bile beceremedin
Tek derdin daha çok kazanmak
Kazandığını ölünce
Ardında değersiz bir parça olarak bırakmak
Zaten karşıdan bakınca adam olmadığını anladım
Adam kılığında bir şeytan olduğunu anladım
Yağan yağmurun topraktaki kokusunu
Umudun gönülde çiçek açan yapraklarını
Hep kopardın
Umut adına ne varsa yıktın geçtin
Kendi umutların hariç
Zaten seni hiç sevende çıkmadı
Yüzünü görmek istemeyenler
Yüzünü hep gerisin geriye döndü
Gelişini
Gidişini
Nefes alışını
Hiç sevmediler
Hep öküzün trene baktığı gibi
Öküzleşmesine baktın
Vatan
Millet
İnsanlık yoktu sende
Sadece kasanı
Alev ateşi
İle cehennem ateşi ile doldurmak
Vardı
Onula bilmedin
Ama ölüm gelip ensende tutunca
Eyvah eyvah feryadı içinde
Bileceksin
Kasandaki alevlerle
Yanacaksın sonsuza kadar
Yanacaksın yaktığından fazla kat kat
Sonsuza kadar yanacaksın
Duyan olmayacak
Senin duymadığın gibi
Zaten ilk gördüğümde
Anlamıştım
Sen adam olamazdın
Olamazsında
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Gel Haydi Dost Gel Gayri



Yeter artık ayrılık dost gel gayri
Ayrılığın bize inan yok hayrı
Ayrılık defterinde,
Temiz sayfa kalmadı gel gayri
Dostluğun güzelliği olsun,
 Bize rehber dön gel gayri
Ağlamaktan gözümde yaş kalmadı
 Gel dost haydi dost gel gayri

Seherde ayrılık rüzgârı eser
Eserde bağrımı deler geçer
Derdime dermanı gelişin iyi eder
Ayrılık ateşi yanmasın yeter
Yüreklerdeki yangın sönsün,
Gel gayri yeter haydi
Ağlamaktan gözümde yaş kalmadı
 Gel dost haydi dost gel gayri

Ah çekerim sensiz yüreğim yanar
Hançer saplanmış yüreğime kanar
Senden gayrisi bu yaramı mı sarar
Ayrılık inan ömrümüze zarar
Dostluk yolunda buluşalım bize bu yarar
Gel gayri yeter haydi
Ayrılık hançeri yerine,
Aşk hançeri saplansın yüreğimize gel haydi
Ağlamaktan gözümde yaş kalmadı
 Gel dost haydi dost gel gayri

Kul Mehmet'im dertler yüreğim yakar
Gel dost gayri düşman uzakta bize bakar
Gönlüme hüzün çöktü kaldım ben naçar
Gönül seni ister her gün yoluna ağlayarak bakar
Ne sabır kaldı ne yürümeye takatim var
Bu bedende can çıkmadan gel gayri
Ağlamaktan gözümde yaş kalmadı
Gülerek yaşadığım günüm olmadı
Dilsiz diller dillensin gel haydi
 Gel dost haydi dost gel gayri

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Kaybettim Gökyüzünden Önce Yeryüzünde Aşkımı Ben...



aşk mı beni tanımıştı
ben mi aşkı tanımıştım
yaşım on altı
terlerken bıyıklarımın gölgesinde
yüreğim uçarken
güvercinlere inat gökyüzünde
içindeki o taptaze aşk ile
ben mi uçtum
yüreğim mi tek başına uçtu
yoksa hepimiz mi uçtuk
utangaç boynu önünde
ses kısık
haykırsan aşkı be salak
o zamanlar haykırmak yoktu
yolların toz isi vardı
çamuru vardı
gülen insanların temiz yüreği vardı
ama bazıların hala yoktu
şimdilerde olmayanlar gibi
gökyüzüne bakardım
benden önce yüreğimi
uçuran aşkın arkasında
benden önce sevdiğimin koynuna giren
sessiz
seni seviyorum cümlesinin
boynu bükük duruşu ile
rüzgârlar yüreğimi sökercesine eserdi
yüreğimi benden önce alan
rüzgâra yetişemezdim
aşkımı da haykıramazdım delikanlı gibi
utanırdık
neden utanırdın
sevmekten
evet
sevdiğimizi haykırmaktan evet
YIL 1978
O yıllarda öyle her söz söylenmezdi
öyle her halayın başında oynanmazdı
her sofranın başına ortasına oturulmaz
en sonuna oturulurdu
oturdukta ne oldu
aşkım benden önce
beni terk etti gitti
yüreğimde acısını bıraktı gitti
kim duydu acımı
kim gözyaşlarımı gördü sildi
kim halimi anladı
hiç kimse
hiç kimse için
aşkımı söyleyemedim
kısık sesler içinde kayboldum
hani delikanlı yanım
sende benden önce korkak çıktın
gökyüzüne hala bakarım
o günlerin izini ararım
Ama boşuna bakarım
gidenin arkasında
kaçanın arkasında
ancak gözyaşı dökülür
bende dökerim hala
yüreğim sızlar
kim bilir
sus büyükler yanında
anne banan yanında konuşma
ayıp diyenler için
kaybettim gökyüzünden önce
 yeryüzünde aşkımı
artık gecelerim zemheri geceleri
güneş doğsa karını eritemeyecek
saplandı o hançer
çıkamaz yerinde
geçti gitti
bir deli rüzgâr
aldı götürdü
elimden aşkımı
koşamadım ayıp olur diye
haykıramadım
büyüklerim duyar diye
şimdi bağırsam ne fayda
toprak gibi sessiz oldum
toprak gibi bereketli olamadım
yüreğimdeki toprakta yetişenler kurudu
benim gibi
yağmur yağsa da yeşertemez artık
çünkü yüreğimde beni canlı
diri tutan aşk gitti
içi boş kaldı
kaybettim gökyüzünden önce
 yeryüzünde aşkımı ben
ırmağa değil okyanusa düştü
aşkım ile söyleyemediğim
yüreğime sığmayan sözlerim
kurtlar kuşlar kaptı o güzel
uykusuz gecelerde
söylemek için biriktirdiğim sözleri
geride ne kaldı
içi boş bir ben
içi boş bir o kaldı mı bilmem
kaybettim gökyüzünden önce
 yeryüzünde aşkımı ben
aşktan hicret etmiş gönlüm
yolunu izini kaybetmiş yüreğim
değerini gidişi ile kaybetmiş
yüreğinin sahibini kaybeden bir yürek
kanayan ve kırılan kanatlarım
hala kırık hala kanar
damla damla her saniye
yıkar beni
diz çöktürür sancısı ile
bağırmak istesem de bağıramam
kaybettim gökyüzünden önce
 yeryüzünde aşkımı ben
Mevsimler yazmış
kim diyor
bende hep kış
gündüzler güneş doğunca
ışık olurmuş dünya
benimki niye karanlık
kendim karanlıkta bıraktım
çevremde kuşlar bile uçmuyor
kargalar bile uğramıyor
gönül tarlamın etrafına
benim gibi viran olmaktan korkuyorlar
haklılar
çok haklılar kaybettim gökyüzünden önce
 yeryüzünde aşkımı ben
ağlasam artık gözlerinde yaş mı kaldı
söyleyecek söz mü kaldı hepsi lal oldu
adım atacak hal mi kaldı
gidişi ile dizlerim kırıldı
hala kırık
yerden kaldıran mı oldu
anlayan mı oldu
kısık sesimle kendim duyduğum
seni seviyorum
sözünü söylemekten korkan
seni duyan mı oldu
anlayan mı oldu
yüreğimde o ukde
her gün saplar hançerini
sen
kaybettim gökyüzünden önce
 yeryüzünde aşkımı der
saplar acımasızca hançeri yüreğime
bari bir gün sus be kapat o ağzını
yine hançerini saplayacaksan sapla
ama yok hala söyler
yüreğim ile kanadımın
kanadığını görmez
feryadımı sancımı duymaz
vuruda vurur
gerçi alıştım artık
hissetmiyorum
hiç bir şeyi
çünkü ben
kaybettim gökyüzünden önce
 yeryüzünde aşkımı ben
beden dersen nerede kaldı
his duygu
bakış dersen eller aldı
bir içi boş gönül ile ruh kaldı
o da nefes almak için
gerisini ben yıllar önce
kaybettim ben
ben ise evet ben çok acı ama
kaybettim gökyüzünden önce
 yeryüzünde aşkımı.
Mehmet Aluç -Kul Mehmet-





Kuşkucu Olmayan, Analiz Etmeyen, Düşünmeden Karar Vermenin Pişmanlığı!

Kuşkucu Olmayan, Analiz Etmeyen, Düşünmeden Karar Vermenin Pişmanlığı!

İnsanoğlu dünyaya gelirken ona yüklenilen değerler için yaşar, yok eğer bu değerler için yaşamıyorsa onun insanlığından düşünce ve fikirlerinden söz etmek değersiz boş safsatadır... İnsan vatan için bayrak için namus için ülkesinin geleceği ve insanların mutluluğu için savaşmıyor ve bu güzellikleri yüreğinde taşımıyorsa ona insan demek çok zordur. Kuşku dolu fikirsiz fikirlerin peşinde koşarak insanların hayatını hiçe sayanlarla birlikte olmak en adi şerefsizlikten başka bir şey değildir. Başkalarına vicdanını ve fikrini satanlar kendi haklarını da savunamazlar, her haksızlıkta sükûnet içinde başını öne eğerek kabul ederek zilleti yaşar, yaşattığı zillet gibi!


Aşırı duygusallığını da satmış olduğu için hiç bir şey hissetmesine imkân verilmeyen bu insan sadece bir "KUKLADIR".hiç bir zaman kendi temel düşüncesinin temeline dayanmayan fikirsizliklerin içinde gel git, emredersiniz efendim saçmalığı içinde ömrünü heder edecektir ve çok yazıktır! Onu kukla olarak kullananlar kuşkucular aç gözlüler doymazlar fikirsizler, kendilerine karşıt olanları böylesine kuklaları kullanarak maşa vaziyeti olarak kullanmakta, nefreti ile kazancına göz dikileceği endişesi ile hayvandan daha aşağı duygularla saldırmaya devam edecektir. Gerçek olmayan safsata fikirsizliklerle gerçek olmayan fikirlerden çok uzak toplumda kendisi hariç diğerlerinin yaşamını olanaksız çekilmez hale sokmaya devam edecektir.


Haset'i ile yıkmaya devam edeni yıkmak gerekir ona merhamet etmek, merhamete zulümdür. Gaddar olana yumuşak davranmak alttan almak onu iyice azıtacak ve yoldan çıkaracaktır, baskı altında tutmaya çalışanı daha güçlü bir baskı ile üzerine yürüyerek yaptığının daha fazlası ile dersini vermek insanlık görevimizdir. Her rakip gördüğüne zulüm etmek ve ona seyirci kalmakta, zulme ortaklık etmektir.


Birde zulüm yapanların fikirlerini benimseyen akılsız fikirsiz tayfası, onların eylemlerini sırf onlar gibi haset içinde oldukları için, soyut olarak algısız algıları ile algılayarak, kendi fikrine yardımcı oluyormuş safsatası ile olduğuna inanarak, hem kendini kandırır ve bir süre sonra o fikirsiz fikirlere karşı çıktığında gözlerini kırpmadan kendisini de yok ettikleri gerçeğini görür ama o zamanda iş işten geçmiş olur, kuşkucu olmayan, analiz etmeyen, düşünmeden karar vermenin pişmanlığını çok acı bir şekilde yaşayacak ve yalnız tek başına kalacaktır. İmtihan dünyası seç beğen yaşa, karşılığına razı ol ya mutlu yaşa, ya da köle olarak yaşa.

Mehmet Aluç -Kul Mehmet-

6 Eylül 2015 Pazar

Ne Gereği Var Ki


Tut ki karanlıklarda gülümsemene hasret kaldım
Günahlarım başaklar gibi boyumu aşmış
Sen yanımdan olmadıktan sonra hayal etmek neye yarar
Tövbe kapısına varmadıktan sonra günahın âlemi aşmış ne yarar
Seni kalbimde saklamak neye yarar bana gülümsemedikten sonra
Senin hayatın sana benim hayatım bana der çeker giderim

Ses çıkmayan kara toprak gibi sessizce sarmayınca
Yağan yağmur gibi akan gözyaşlarımı silmeyince ağlayınca
Yaraların kangren olup da merhem olup sürmedikten sonra
Sen bana yar olmamışsın ben sana yar olmamışım neye yarar
Aynı evde buzdolabı gibi odalarda yatmaya ne gerek var
Seni kalbimde saklamak neye yarar bana gülümsemedikten sonra
Senin hayatın sana benim hayatım bana der çeker giderim

Yaşarken birbirimizi sevmedikten sonra
Boşuna yaşamaya ne gerek var
Sen benden ben senden korkarak kaçtıktan sonra
Yolların yol olmasına ne gerek var
Yolda düzgün yürüyen olmadıktan sonra
Her yola çıkışında seni korku ile bekleyeceksem dönmeni
Seni sevmenin ne gereği var bana gülümsemedikten sonra
Artık sevmeye ne gerek var sen sevilmeyecek biri olduktan sonra
Seni kalbimde saklamak neye yarar bana gülümsemedikten sonra
Senin hayatın sana benim hayatım bana der çeker giderim

Mehmet Aluç -Kul Mehmet-

Bugün günlerden pazar



 Bugün günlerden pazar
Herkes okuryazar
Lakin ne okuyan var biraz
Ne de yazılana itibar eden az
Sen istediğin kadar yaz
Okuyan yok herkes göz ucu ile bakar
Okumaktan bilmeme niye kaçar
Al sana bol beğeni ey yazar
Yazar istemez bol beğeni okunsun ister az biraz
Okuyan olmayınca yazar solar
Sen istediğin kadar yaz
Ne okuyan var olsa da az
Herkesin elinde yok saz çaldığım der hala saz
Tavuk yer der yediğim kaz
Sen istediğin gibi emek ver yaz
Okuyan yok olsa da dersin biraz
Herkeste var inanılmaz naz
Hala eli boş der çaldığım saz
Elinde yok saz işte elin boş anlamaz
Yazar bembeyaz düşleri ile yazar
Okuyucularıdır gönlü bembeyaz
Yazarda olmaz imtiyaz
Okuyucu anlar biraz
Olamamak gerek birazda bağnaz
Yazar ile okuyucu olmaz hiç kurnaz
Yazılanları az okusa biraz
Yazardır dil saz yani gönül yapan
Yazdıkları olamaz saçma sapan
Okuyucudur yazarı seçkin yapan
Okuyucudur yazar için candan okuyan
Yazar ile okuyan elinde geleni yapan
Şartlar çok zordur bilir okuyan yazan
Okuyucudur yazar ile birlik beraberlik yapan
İyilikleri gönüllere beraber yayan
Ah okuyucu olarak az daha okusak
Haksızlık karşısında susmasak
Yüreğimizde olsa az yumuşak
Nefreti olan yumuşak gönlü eder istismar
Nefret kusanları ellerimizle yakalasak
Nefretinin içine merhamet katsak
Neyse çok uzun oldu
Sanki yazar yazdı da dünyamı değişti biraz
Olan yine vatandaşa oldu her yaz
Yine günlerden pazar
Kul Mehmet'im
Sen yine yaz okuyan çıkar biraz
Dünya güzelliklerle değişir
Okuyan gönüllerce biraz
Okuyanlara verdim selam
Dertlere olalım el ele derman
Dilde çıkmasında yalan
Okuyuculara olalım hayran
Mutlu okuyucu ile devam etsin devran
Çok eyledik kelam
Haydi, yazmaya okumaya devam
Herkese bol bol gönülden selam
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Koşsun Can Bulan

Koşsun Can Bulan


Hayat yolunda giden yolcu

Sanma hayat anlaşılmaz ve tuhaf yorucu
Bağışlama ile olsan yargılamazsan olursun coşturucu
İman sana nimet iman ile güldür âlemi budur doyurucu
İmanını gören imansız olan
İmansızlığına ağlasın yolda yolsuz kalan
İman içinde olmaya koşsun can bulan
Merhametli ol
Merhametle ver kararını ey iman ile olan
Bu yalan dünyada misafirsin
Sev güzel insanı merhameti güzel emeli
Güneş görünmez olur bakarsın ne demeli
Tüm kızıllığı ile kaybolur aniden
Çöker bir alacakaranlık ey ani giden
Sağı solu görür gibi olursun önünü görmeyen
Aniden bir bakarsın
Koyu kapkaranlık oluverir ortalık birden
Gelen ecel ile ömür istemeden
İnsan cahildir
Çoğu zaman kâmildir
Ölümü bekleriz
Solgun bakışla
Ölüm gibi gülümsetmeden
Ölüm gibi olmayan hayatta
Var mıdır bu âlemde ölüm gibi

Sonsuz hayata götüren var mı?
Devran değil bizim merhamettir bizim
Derttir bizim gülümsetmek bizim
İman ile gezmeli iki gözüm
Sana geçer sözüm
İmandan başka yok çözüm
Muhabbet âleminde hazan gibi solma
İmansızlığa sakın yol olma
İşte dünyaya geldik
İşte dünyadan gittik
Ne kaldı merhametten başka
Yürümek gerekmez mi sevmek ile aşka
Nedir gönülde giden başka
Merhametsiz eli çek candan
Merhamet akıyor cümle kandan
Merhametini kaybetme bir andan
Can ölüme revan giderse ne kalır geriye candan
Kalmasın kuru bir virane gönül arkadan
Can ecel ile itibara bakmadan uçtu gitti bu dünyadan
İtibar merhamet ile ölçülür gerisi boştur bu canda
Merhametsiz ruhta nöbet tutan can olur yalan
Merhametle nöbet tutan can cümle gönül hayran olur inan
Şebnem damlasın gönüllere elinde
Canı terk edecek başka dermanın mı var
Her gönül'e koşar gönül başka dostun mu var
Rüzgâr olsa da yolda sert
Az olsa da gönülde dert
Gülümseyerek def et olma namert
Her zaman ol sen cömert ey gönlüm
Yıkarsın olursan aşırı sert
Sana geldi gülümseyerek dert
Gülümseyerek al olma sakın sert
Merhametle merhametsizliğin
İçini dışa dışını içine çevirme
içini dışa dışını içine çevirme ile
Merhametsizlik değişmez
Merhamet değişmez
Sen değişirsin bu âlemde ancak
Merhametle ey gönlüm
Ey Kul Mehmet kızıl gül gibi kızma
Kızıl gül gibi kok ey gönlün ile
Nefreti sakın yazma
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç