Bu Blogda Ara

20 Şubat 2015 Cuma

Hasretlik Çekmeyen





Rahmanın sırrı gizlidir herkes bilemez
Yürekten yanmayan aşık oldum denilmez
Merhamet ile gönülleri sevmeyene insan denilmez
Aşk ile sevmeyen aşık gönülleri göremez
Dertliyim dese de dertlinin halini bilemez
Aşk ile sevmedikten sonra kul mutlulukla gülemez
Hasretlik çekmeyen yardan ayrıyım diyemez

Her daim dağların yolu düz olur
Bazen kar yağar hasret ile tarumar olur
Gurbet elde hasret çeken dertli olur
Aşk ile sevmiyorsan ileri gitme dur
Aşk ile sevmek için aşıklar meclisine ömrünü kur
Aşk deryasında Aşk’ı öğrenmek için gönüllerde at yıllarca tur
Hasretlik çekmeyen yardan ayrıyım diyemez

Kul Mehmet im yar yolunda ver bir karar
Yardan ayrı kalmak ömre zarar
Yârden ayrı geçen zaman neye yarar
Yâri mutlu etmek bu ömre ar
Bak gözlerine üzüm gözlün aşk nehrine doğru akar
Aşk ile sevmen için gözün içine bakar
Geceleri aşk ile sev diye yanında yatar
Hasretlik çekmeyen yardan ayrıyım diyemez

Mehmet Aluç

Canandan yüzün çevirme





Gelincikleri okşayan bakışın, ahımı alır
Rahman güzel yaratmış nakışın, gönlüm hayran kalır
Hak iledir nazlı bakışın, gonca güller gülüşünle açılır
Gönül bülbülüm sustu diyerek,
Canandan yüzün çevirme, ey gönlüm


Bir an kalbimi yokladım, seninle olduğunu anladım
Seversin diye yolun bekledim, yanımda gülüşün buldum
Hasretinle türküler söyledim, gönül sazım oldun
Gönül bülbülüm sustu diyerek,
 Canandan yüzün çevirme, ey gönlüm


Gönül, didarın her daim görmek ister
Hak yolunda, seninle beraber yürümek ister
Beni sevip sevmediğin, her daim bilmek ister
Gönül bülbülüm sustu diyerek,
Canandan yüzün çevirme, ey gönlüm


Kul Mehmet, sen cefadan usanma
Hak yoldan ayrılıp, ayrılık kılıcını kuşanma
Yar küsmüş ise gülümse ona, hüsran ile yanma
Gönül bülbülüm sustu diyerek,
Canandan yüzün çevirme, ey gönlüm

Mehmet Aluç


Didar: Yüz(sima)

19 Şubat 2015 Perşembe

Ağlıyorum




Pişmanım artık başım vuruyorum ben taşa ama faydasız biliyorum. Cellat bakışımla kaldım baş başa. Nereden girdi gönlüme bu vefasızlık mı dersin, kıymet bilmeyen yok yok en iyisi cellat bakış diyeyim!
Say ki dağlar yol vermedi, say ki aptallıkla bana gülen nefsime yenik düştüm…
Şimdi gölgemden nefret ediyorum, kıymet bilmeyen birisinin peşinde yürüdüğü için.
Yaralanırız bazen, yaralar bazen iyileşmez, çaresi yoktur, onun merhemi de yoktur…
Solgunum bir sonbahar yaprağı gibi, özür dilesem telafisi yok biliyorum. Kırıldı gülümsemelerimiz, yarınlarımız, bakışlarımız, hatta yolda yürüdüğümüz sokaklar, kaldırım taşları bile…

Ben aşkın kıymetini bilemedim, sen seven birini bul ve sen çok yaşa. Sen üzülme benim için, pişmanlığımla ağlıyorum ben artık doya doya.
Hasret vuslat arasında artık baş başayım, hangi yön yazılır anlıma bilemiyorum şaşkınım ve vuslat sanki bana uzaklarda el sallayarak uzaklaştı gitti…

Ömür denilen yolda kaldım, dardayım yanlış yoldayım evet evet. Sen üzülme benim için pişmanlığımla ağlıyorum ben artık doya doya.
Kendi elimle ben kestim ben, hasretin biletini, ben ah ben göremedim aşk ile gülümseyen gönlünü,  sen artık sür artık mutluluğa doğru gönül gemini, beni unut gitsin. Sen üzülme benim için, pişmanlığımla ağlıyorum ben artık doya doya

Akşam oldu gözyaşımla ben kendi mezarımı kazıyorum, aç susuz kalarak cellat gönlümü azarlıyorum.Sanma ben artık sensiz şimdi yaşıyorum. Sen üzülme benim için pişmanlığımla ağlıyorum ben artık doya doya

Tabip neylesin benim iyileşmez pişmanlık yaramı, deli neylesin o her gün yaşar zaten bayramı.
Pişmanlıkla gezen neylesin sevdiğine hayran bakmayı. Sen üzülme benim için pişmanlığımla ağlıyorum ben artık doya doya

Mehmet Aluç

Pişmanlığımla Ağlıyorum




Pişmanım başım vuruyorum ben taşa
Cellat bakışımla kaldım baş başa
Aşkın kıymetini bilemedim sen çok yaşa
Sen üzülme pişmanlığımla ağlıyorum ben artık doya doya

Hasret vuslat arasında artık baş başayım
Hangi yön yazılır anlıma bilemiyorum şaşkınım
Ömür denilen yolda kaldım darda yanlış yoldayım
Sen üzülme pişmanlığımla ağlıyorum ben artık doya doya

Kendi elimle ben kestim ben hasret biletini
Ben göremedim aşk ile gülümseyen gönlünü
Sen artık sür artık mutluluğa doğru gönül gemini
Sen üzülme pişmanlığımla ağlıyorum ben artık doya doya

Akşam oldu gözyaşımla ben mezarım kazıyorum
Aç susuz kalarak cellat gönlümü azarlıyorum
Sanma ben artık sensiz yaşıyorum
Sen üzülme pişmanlığımla ağlıyorum ben artık doya doya

Tabip neylesin iyileşmez pişmanlık yaram
Deli neylesin o her gün yaşar bayramı
Pişmanlıkla gezen neylesin hayran bakmayı
Sen üzülme pişmanlığımla ağlıyorum ben artık doya doya

Mehmet Aluç

Kavuşamadım Gül Yüzlüm






Kavuşamadım ben sana gül yüzlüm geç kaldım
Yol aradım sana varayım yol bulamadım
Son nefeste kavuşayım dedim kavuşamadım
Adım adım kırıldı ayağım varamadım
Kavuşamadım gül yüzlüm ben kavuşamadım
Kavuştum da seninle öldüm bende ay yüzlüm



Kavuştum da seni bulamadım gül yüzlüm
Mezarın yıkılmış hasretimle sensizlik ölüm
Yol aradım sana varayım yol bulamadım
Son nefesine kavuşayım dedim kavuşamadım
Kavuşamadım gül yüzlüm ben kavuşamadım
Kavuştum da seninle öldüm bende ay yüzlüm



Kul Mehmet’im sinem sensiz yanar kanar
Kurudu beraber diktiğimiz o çınar
Akmaz artık sensiz kurudu akan o pınar
Mezarın başında kurudum ölüm beni sınar
Kavuşamadım gül yüzlüm ben kavuşamadım
Kavuştum da seninle öldüm bende ay yüzlüm
Mehmet Aluç©



Aşık Reyhani-Hayatı ve Eserleri

Aşık Reyhani




 1932 yılında Hasankale'nin Alvar köyünde
doğdu. Asıl adı Yaşar Yılmaz'dır. İran'dan göçen babası önce Kars'a daha sonra Erzurum'a yerleşti. Aşık Reyhani'nin çocukluğu köyünde geçti. Zaman zaman komşu köylere gitme olanağı bulduysa da daha başka yerlere gidemedi. Okuma yazmayı okula gitmeden öğrendi. Sonraki yıllarda ise dışarıdan sınava girerek diploma aldı.
Küçük yaşlarda köyüne gelen aşıklardan etkilendi. Hem aşıklardan dinleyerek hem de eline geçen kitapları okuyarak birçok halk hikayesini öğrendi. Kendi aşıklığı ve şiir yazmaya başlaması 18 yaşından sonradır.
Reyhani, rüyasında gördü bir kıza aşık oldu. Kısa bir süre sonra da kızı kaçırdı. Birkaç ay geçmeden evliliği geçimsizliğe ve huzursuzluğa dönüştü. Bunun üzerine karısının ailesi kızlarını alarak başka biriyle evlendirdiler. Aşık Reyhani, bu dönemden sonra Dertli mahlasıyla şiirler yazmaya, türkü söylemeye başladı. Ancak bu mahlası uzun süre kullanmadan, Bayburtlu Aşık Hicrani tarafından Reyhani mahlası verildi.


Konya Aşıklar Bayramına aralıksız katılan 7 aşıktan biridir. Eski aşıkların dışında, yetiştiği Huzuri Baba, Nihani, Cevlani, Efkari, Murat Çobanoğlu'nun babası Gülistan Çobanoğlu gibi aşıklardan gelenek ve usul öğrendi.
İran'dan Avrupa'ya birçok ülkede türkü söyleyen Aşık Reyhani, katıldığı yarışmalarda da birçoğu birincilik olmak üzere çeşitli ödüller aldı. 1980'li yılların başında Erzurum'da bulunan Doğu Ozanları Derneğinin başkanlığına getirildi.
Aşık Reyhani birçok ülkeye konser ve konferanslara katılmak üzere çağrıldı. Ayrıca ABD'nin Michigan Üniversitesinde katıldığı bir konferanstan sonra kendisine fahri öğretmenlik unvanı verildi.



Reyhani'yim n'olur beni inandır
Yanarken bir yudum su ver de kandır
Yalvarırım seher vakti uyandır
Rüzgarlardan sorup sorup ağlayım


ESERLERİNDEN BİR DEMET


BENİ 1
Behey rüzgar gider isen canana söyle beni
Lütfü ve keremi çoktur yakmasın böyle beni
Ben bu derde düş olalı bana Mecnun dediler
Ben nasıl Mecnun'um bilmem aramaz Leyla beni

Ben bu derde düş olalı gözlerim yaşta benim
Sinemi sitem kapladı gönlüm telaşta benim
Ne dizimde kuvvet kaldı ne aklım başta benim
İpsiz bağladı felek bir kaşı yayla beni

Ey Reyhani hep düşündün dünyada han olmayı
Hiç aklına getirmedin bir kabristan olmayı
İstemem sensiz efendim tahta sultan olmayı
Bana köle deseler de sen kabul eyle beni

BENİ 2
İlahi niyazım sana düşürme garip beni
Alemin şahı Rabbena kılma muzdarip beni
Derdi senden alır isem dermanı kim neylesin
Sen bana benim demezsen kurtarmaz tabip beni

Geldi geçti gaflet ile bunca yıl ve seneler
Hep senin emrinde döner yorulmaz pervaneler
Dergahına talip olmuş tabiri divaneler
Ne olur eyle yarabbi aklıma sahip beni

Ey Reyhani neden akar durmaz göz pınarların
Gönül neylesin dünyayı olmazsa senin yarin
Birgün olup okununca cümlesi aşıkların
Yunusların arasında eyleme kayıp beni

BAĞLAR
Demedim mi gönül kalkıp yürüme
Birgün yollarını harami bağlar
Dertliysen derdini dertsize deme
Dertsiz hekim olsa yara mı bağlar

Yazılan kaderdir başa gelince
Suç sende ayağın taşa gelince
Kudretin damlası coşa gelince
Onu bent mi eyler dere mi bağlar

Oku sayfasını geçen çağların
Yaprağı dökülmüş nice bağların
Adeti böyledir yüksek dağların
Aslı'ya yol verir Kerem'i bağlar

Ben de Reyhani'yim susuz pınarım
Damlam coş ederse olmaz kenarım
Öldüğümü duysa o nazlı yarim
Bilmem al mı giyer kara mı bağlar

ŞİMDİ
Tükendi mürekkep karıştı satır
Bilemez ki katip ne yaza şimdi
Dört mevsimde ne şevk ne umut kaldı
Minnet ne bahara ne yaza şimdi

Vazgeç gafil göremezsin içimi
Sen kendinle kıyas etme suçumu
Doğuştan simsiyah olan saçımı
Söyle kim boyadı beyaza şimdi

Reyhani'yim geçti ömrüm saz ile
Gıda aldık hayaldeki haz ile
Bir ömür devrettik cilve naz ile
Naz bitti çevrildik niyaza şimdi


BİRGÜN
Deryalar yanmaz diyenler
Denizler de yanar birgün
Nehir içip doymayanlar
Damla içen kanar birgün

Çiçek solar fikir solmaz
Derya damla ile dolmaz
Evladın kötüsü olmaz
Atasını anar birgün

Sözüm söz deyip övünme
Özüm öz deyip övünme
İşim düz deyip övünme
Çark tersine döner birgün

Kesilmez mevladan umut
Bir mürşidin elini tut
Gelir rüzgar gider bulut
Elbet yağmur diner birgün

Gel Reyhani hayal kurma
Yolu bilmeyene sorma
Kendini yüksekte görme
Gökler yere iner birgün

VEREMEM
Bana derler aşık derdini söyle
Bu bir sırdır emanettir veremem
Belki dağlar kadar büyümem amma
Cevizin de kabuğuna giremem

Hasta odur sabır ile inleye
Evlat odur nasihati dinleye
Bundan sonra zevkle bakmam aynaya
Çünkü onda iç yüzümü göremem

Kulaksız işitmek dilsiz ifade
Canım cananındır edem iade
Vücut bir camidir vicdan seccade
Onun bunun çıkarına seremem

Reyhani'yim zamanım yok gülmeye
Doğar iken boyun eğdim ölmeye
Azrail gelmesin canım almaya
Bir canım var cananındır veremem


SÖYLEYİN
Beni sizden sorarlarsa dostlarım
Bir Reyhani geldi gitti söyleyin
Hayatı çileli muradı yarım
Heder etti ah tüketti söyleyin

Aldı kırık sazı kapıdan çıktı
Ağlar gözler ile gülerek baktı
Dağın ufuğunda bir akşam vakti
Güneşle beraber battı söyleyin

Ara sıra sazı verdik destine
Name yazdı yarenine dostuna
Ceketini yorgan ettik üstüne
Kolu yastık oldu yattı söyleyin

Bir duvara yaslamıştı yanını
Sılasına çevirmişti yönünü
Gurbet elde hasret yaktı canını
Sitem vurdu dert çürüttü söyleyin

Aşık Reyhani'ymiş kıldı ah u zar
Dolaştı alemi diyar be diyar
Parça parça etmiş bir deli rüzgar
Yaşı yağmur göz buluttu söyleyin

Kaynak:http://www.radyodoga.com.tr/Asiklar-9-asik-reyhani.aspx

İşte O Nedenle





Sırma saçlım nedir bu naz böyle
Bir derdin var ise hemen söyle
Yoksa bir derdin yakar nazın ziyadesiyle
Ya da göm nazını mezara bundan böyle
İşte o nedenle gece gündüz ben ağlarım



Bir yaklaşır bir kaçarsın benden gündüz gözüyle
Bak etrafına sırma saçlım zaman geçiyor haliyle
Kurumak üzere bak artık gönül bağlarım
Kırıldı çalmaz artık gönül sazlarım
İşte o nedenle gece gündüz ben ağlarım



Kul Mehmet artık yazacak kalmadı birkaç satır
Bu kadar yükü inan çekmez hiçbir hatır
Gönlünü biraz aşk denizinde yatır
Sana dilim okusun aşk ile şiirleri satır satır
İşte o nedenle gece gündüz ben ağlarım



Mehmet Aluç


Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç