Bu Blogda Ara

4 Mart 2015 Çarşamba

Gelmedin



Yıllar var ki yolların gözledim
Bin derdim üstüne bir dert daha ekledim
Gelirsin de gülerim diye yollarını bekledim
Gelmedin sızılar içine kendimi kilitledim

Söyle yapılır mı sevene böyle eziyet
Sevende sevilende olur aşk ile meziyet
Söyle nedir sendeki bu asabiyet
Gelmedin sızılar içine kendimi kilitledim

Seni çok sevdiğimi biliyorsun, yani
Bilirsin üç günlük dünya zaten fani
Uzaklaşma yanıma yaklaş az bari
Gelmedin sızılar içine kendimi kilitledim

Sevdim seni dönmem kovsan bin kere
Belki kavuşmak nasip olur öteki sefere
Ömrümüz geçmesin sevgisiz boş yere
Gelmedin sızılar içine kendimi kilitledim

Nazar mı değdi bu gözlere gönüllere
Dikkat et dilinden çıkan o sözlere
Mutluluk kapımız çalsa gülümsese bizlere
Gelmedin sızılar içine kendimi kilitledim

Kul Mehmet’im adın düşmez bu dilde
Gel yürüyelim el ele sefa ile gönülde
Kulaklarımızı kapayalım kem sözlere
Gelmedin sızılar içine kendimi kilitledim
Mehmet Aluç



Medya Yazarları Seçkilerim





Silah tiryakilerini barış öksürtüyor









Suç değil sus duyurusu
Kafada migren,  ilaç  potporisi eşliğinde yaşayınca  hapı kimlerin yuttuğu üzerine gündemi de kaçırmıyorum. Gündem hatun çantası gibi karışık da olsa bize lazım olanları ayıklıyorum. Dağ hijyeni şart. Diken üstünde değil tetik üstündeydik. Etli şarjörlerin, takım elbiseli tüfeklerin sevinmediği yerde barış üşengeç değildir. Seçim öncesi ağır sıklet provokatif cümleler savuranları üzecek gelişmeler olunca yazmak farz oldu. İktidar uyuzluğundan sırtını dağa dayayıp kaşıyanların arasından geçip Sırrı Süreyya Önder’in açıklamalarına kilitlendik umarım bu kilidin çilingiri hiç bulunmaz. Elinde sadece çözüm süreci malzemesiyle kaos iştahını demleyenlerin renkten renge gark olmaları güldürdü. PKK’ya yapılan Silahı Bırak çağrısı bol felahlı barış ezanı gibi geldi, pozisyon şükür secdesi.
Buraya kadar her şey olağan . Asıl yazmak istediğim Gezi sırasında sosyal medyada tozutanların suskunluk gevezeliği. Şaşırdık mı ? Hayır. Dağdan inenlerin bağdaki masumun canına ot tıkama gaddarlığına dur deme çağrısı, soldan yemlenen büyükbaş yazarların hoşuna gitmedi. Biri çıkıp “ Kürtler, solcuları sattı” deyince küçük dilim boşlukta parende attı yutmaya zamanımız yok. Ne olacaktı peki. 6  7 Ekim olayları hayal cephelerini süslerken böylesi müthiş bir gelişmenin posasında morardılar. Ne istiyorlardı? Şehit cenazelerinde yavrusunun resmini bağrına götürüp ah ile yaş döken anne feryatları duymayınca kürtler solcuları sattı oldu. Öcalan’ın barış duyurusundan nemalan bunca imitasyon barışseverin susması çenelerini tetikte bıraktı. Silah tiryakisiydiler, barışı duyunca öksürmeye başladılar.
Hep yazmıştım hep yazacağım. Siz neyi umuyorsanız Allah umduğunuz dağlara barış yağdırandır. Siz hangi damardan kan istiyorsanız Allah o damarı kurutandır. Emziği düşmüş bebe gibi ciyak ciyak susmanın ihtişamlı komedisi umarım bundan sonra da devam eder. Selahattin Demirtaş’ın rengini attıran neyse barış o renk olsun. Gezide ortalığı toma fotosuyla tutuşturanların, kahve yudumlayıp kan koçluğu yapanların enerjisi nereye kayboldu diye sormuyorum bile. Alın klavyenizi dağa çıkın, bırakılmış silahlara bakıp trajik yazılar yazın. Dedim ya vicdan, ahlak, lekesine karşı Dağ hijyeni şart. Anladınız.
Esra Elönü
elonue@gmail.com
Twitter:@elonue

Manis-Maniler



Ask the brevity of the nightly prayer
Too short to say
Ask the wistful longing
Allah will say to get me
Mehmet Aluç

Gecelerin kısalığını gece ibadet edene sor
Çok kısa diyecek
Hasret çekene hasretini sor
Allah bana yetecek diyecek
Mehmet Aluç

Our state of the moon God
You trust in Allah
Look then
Stunning devil
Rock bottom of the foot
Mehmet Aluç

Halimiz Allah’a ayan
Sen Allah’a dayan
Bak o zaman
Nefis şeytan
Ayağın altında kayan
Mehmet Aluç

Bekler İsyan İmdat Çığlığında Geceleri

 


Çökmüş isyan bulutları kör karanlık gecelere
 Bekler kıskacına almak için hüzünlü gönülleri
 Tozlu yollara unutulmuşluk ekmiş başak çiçekleri gibi açılan 
 Kara gözleri ile bekler geceleri,
 İmdat çığlığında, sessiz akan göz pınarlarına gizlenmiş isyan 
Saplanmış hançer gibi, yetim bir çocuk masumiyeti ile bekler yollarda 
Bekler yollarda, yok oluşa giden yolun köşesinde yol ayrımında 
Bekler, tüm çiçekler solsun tüm renkler yok olsun diye
 Kararsın notalar, kelimeler gülüşler sözler diye 
Haince, sinsice bekler yanaklar solsun diye
Açar aşk güneşi gönüllerde, kör eder isyanı
Açar gönüllerde, zevki sefayı
Gör gözünle ahu gözlü Leyla’yı 
Öp dudağında, görsün aşkı sevdayı
Yazık deme, geçen onsuz gecelere 
Seni hazırlıyor, dudağında dökülecek kelimelere
Aşkı ruhuna üfleyen gecelerle
 Gör de sarıl onunla geçen günlere, o sözlerle
 Kul Mehmet der, Ağla gözlerim o yârin göğsünde, 
Selam olsun, seven tüm gönüllerde, sevdiğini yüreğinde sevenlere
Bırak geçmişi, yaşa bugünü, aşk tüten gecelerde
Kalmasın, kavuşmak mahşerde, hüzünlü beklemelerde

Kuramadığı Hayallerin Mezarında Ölsün



Gül dudakların ile dudaklarımdan öpmeyeceksen
Çek git öyle ise bırak ölüm öpsün
Beni sımsıcak kolların ile sarmayacaksan eğer
Çek git uzaklaş bırak kara toprak sarsın kollarına

Ağlayan gönlümün feryadını duymayacaksan
Bırak matemler duysun gönlümün feryadını
Ağlayan gözyaşlarımın içindeki sensizliği görmeyeceksen
Çek git öyle ise gözyaşlarımı çaresiz ıstıraplar görsün

Beddua ediyorum sanma sakın sevgili
Aşk susayan gönlümün feryadıdır bu
Vuslata varmayan gönül aşksız neylesin hayatı
Bırak kuramadığı hayallerin mezarında ölsün
Mehmet Aluç

Regret not be late



My tears dripping in the darkness of night
Drip freezes my cheek at a time
My memories of the suffering of innocent children against my face
My tears dripping in the darkness of night

Which I'm in town uncertain
Should I do not live there when I do I lackluster
I walk in the dark of the evening unclaimed
Withered flowers composing my melancholy

I'm desperate steps you running the streets
Sahilind the evening I hide my reticence
I walk the streets in the absence of the city winded outdated
Now I cry in the darkness of night with a feeling of regret
Mehmet Aluç

Geç kalmışlığın pişmanlığı


Geç kalmışlığın pişmanlığı











Gözyaşlarım damlıyor gecenin karanlığında
Yanağıma damlarken donduruyor bir anda
Anıların çocuk masum yüzünde acılarım karşımda
Gözyaşlarım damlıyor gecenin karanlığında

Hangi şehirdeyim belirsiz
Var mıyım yok muyum yaşadığım zaman fersiz
Sahipsiz akşamın karanlığında yürüyorum
Solmuş çiçekler besteliyor hüznümü

Sana koşan adımlarım çaresiz sokaklarda
Suskunluğumu gizleyen akşamların sahilindeyim
Soluksuz köhne şehrin caddelerinde yokluğuna yürüyorum
Geç kalmışlığın pişmanlığı ile ağlıyorum gecenin karanlığında
Mehmet Aluç


 

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç