Bu Blogda Ara

11 Mart 2016 Cuma

İnsan Ve İnsan


İnsan bir dil ve ses
Akıl ile bir gür ses
Gönülde bir nefes
Bazen nefessiz bir nefes
Özlemlerin içinde bazen gezen bir gölge
Bazen özlemlerin içinde bir vuslat
Bazen çıplak dolaşan bir serseri
Çoğu zaman vurdum  duymaz
Sıkıntı ve dertlerin içinde bir abdal
Açlık içinde kalanlara bir parça umut
Yolcusuz yolların yolcusu
Karanlık yolların sönmez ışığı
Bazen yola çıkmadan donup kalan
Yolcusuz yolların yolcusu olmayan
Yalnız yaşamayan bir dünya
Bazen yalnız yaşayan bir felaket
Yalnız mezara giren orada kalan
Rüyalara yelken açan
Rüyalardaki yelkenle varmaya çalışanları yolda çıkaran
Bazen ayrılık şafaktaki geleceğe yürümek
Bazen ışık derken karanlığa varmak
Yürümeden anlaşılmayan
Anlaşılması için varlığını ortaya koyması gereken
Bir pınar gibi berrak akan
Bazen çamurlu karışık pınar gibi akmayan
Sessizliği ile hazine
Çığlığı sesi ile paslı teneke
Hasat mevsimi için tohum
Hasatsızlık için kara çalı
Mevsimlere gülümseme eken
Her mevsime kar olup yakan üşüten
Karanlığa yüreğindeki ateşi yakan
Yürekte yanan ateşleri söndüren
Kör olmadan kör gözle bakan
Bazen bir anı  olup unutulan
Bazen yarın olup bir ömür boyu izinde yürünen
Anı olmayı seçen
İz olmak için gece gündüz iyilik inşası için yürüyen
İyilik inşasını yıkan kana bürüyen
Bazen ilk bakışta nefreti anlaşılan
Bazen son anda sevgi dolu olduğu bilinen
Nokta nokta yürüyüşü ile gönüllere yürüyen
Gönüllerde yarınları yazan
Gönüllerdeki yarınları bozan
Mezar kazan
Saraylar kuran
Yalnızlığa türkü olan
Dertlerin içinde yürüyen
Hıçkırıkları dinleyen
Gözyaşlarını silen
Bazen bunları hiç bilmeyen
Salaklığa yatarak çıkarı için gizlice yol alan
Yakan yıkan
Dik sarp kayalara çıkarak sevgi tohumları eken
Sahte sevgi kanatları ile sevgiyi kanatan
Bazen sevgi denizi de yüzerek huzurunu takip eden
Bazen denizi kirleterek sevgiyi kirleten densizler
Saymakla bitmeyen güzelliği taşıyan insan
Saymakla bitmeyen kötülüğü taşıyan insan
İnsan kendi içinde güzel insan
İnsan kendi içinde nefreti ile dolaşan insan
İnsan
Ve insan
Mehmet Aluç-Kul Mehmet

İsterdim Desin Gitme Yanımda Kal



Haydi, seni seviyorum desene
Evlenelim seninle bu sene
Her gün bakayım o gülüşüne
Evet de bana haydi ceylan gözlüm

Yeni aşk gibi yüreğimde essene
Ayrılık kapısına dikkat etsene
Seviyorum seni diye haydi gelsene
Evet de bana haydi ceylan gözlüm

Seni bekledim ben yedi sene
Haydi, biraz bana gülümsesene
Uzak kaçarak yanımda gitmesene
Evet de bana haydi ceylan gözlüm

Bırak artık yaşadığın kuşkuyu
İçine düşeceğindir o kör kuyu
Bırak artık ne olur kuşkulu huyu
Evet de bana haydi ceylan gözlüm

Ya sev ya da bitsin bu oyun
Düğünümüzde keseceğim üç koyun
Yüreğindeki kuşkuyu bırak artık soyun
Evet de bana haydi ceylan gözlüm

Kul Mehmet’im sevdim oldum abdal
Kırıldı gönlümdeki cümle dal
Var artık kendi başka diyarlara sal
Evet demedi bana ceylan gözlüm
İsterdim desin gitme yanımda kal
Evet demedi bana ceylan gözlüm
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


10 Mart 2016 Perşembe

Serseri Bir Sloganla Yaşamaktan



Vurun bu arsız gönlümü artık
Gidiyor serseri aşkların diyarına
Sevmeyecek hiç kimseyi biliyorum
Dayanamam ben artık ağlıyorum
Vurun bu arsız gönlüme bir pranga
Bıktım artık serseri bir sloganla yaşamaktan

Bu yürekle yaşayamam yırtık yırtık
Aramayın artık bu yüreğimde mantık
Serseri diyarlarda aşksız diyarda çamurla battım
Dayanamam ben artık ağlıyorum
Vurun bu arsız gönlüme bir pranga
Bıktım artık serseri bir sloganla yaşamaktan

Ölüyorum yavaş yavaş tutun beni
Uzatın aşk diyarına usul usul
Örtün üstüme ölü toprağı
Mesul değilim bu aşksız hayatı yaşamaktan
Vurun bu arsız gönlüme artık pranga dedim artık
Bıktım artık serseri bir sloganla yaşamaktan

Ar etmeyin vurun artık
Bakmayın akan gözyaşlarıma
Bakın bana koşmayan yarınlarıma
Bahanelerim ile gömün beni artık
Zavallı aklıma gönlümü ister yakın artık
Dayanamam ben artık ağlıyorum
Vurun bu arsız gönlüme bir pranga
Bıktım artık serseri bir sloganla yaşamaktan

Dilsiz dillerimi bir dinleseniz
Ağlarsınız feryat ile gece gündüz
Hicran ateşiyle yaktım bu gönlümü
Alev alev yanıyor gezindiğim onca kaldırım
Bitirin beni yetsin bunca keder
Dayanamam ben artık ağlıyorum
Vurun bu arsız gönlüme bir pranga
Bıktım artık serseri bir sloganla yaşamaktan
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Hasret Denizinde


Aramıza ayrılık köprüsünü kuralı on yıl oldu
Bizimle aynı yaşta olanların çocukları oldu
Bizden başka herkes mutluluğu aradı buldu
İkimiz birlikte hasret denizinde yok olduk

Bir nefeslik cana bir parça mutluluk yetmez miydi?
Bir az gülümseseydik bu ayrılığımız bitmez miydi?
İki lokma aş ile bu karnımız gülümseyerek doymaz mıydı?
İkimiz birlikte hasret denizinde yok olduk

Açtıkça açtık aramızdaki hasretlik rüzgarıyla arayı
İkimizde çok istedik bulduk elimizin kiri parayı
Bom boş kaldı işte gönlümüzün sarayı
İkimiz birlikte hasret denizinde yok olduk

Gönlümüzde açtık onarılmaz onca yarayı
Kazandığımız para sarmaz bu sancılı yarayı
Sen ayrı ben ayrı şimdi yıkılır gönlümüzün sarayı
İkimiz birlikte hasret denizinde yok olduk

Sağlıklı düşünerek vermedik sağlıklı karar
Şimdi yaşadığımız her an nefes bize zarar
Şimdi söyle bu paramparça gönlümüzü kim sarar
İkimiz birlikte hasret denizinde yok olduk

Ömrüm viran oldu sen yoksun sefillik yakıştı bu cana
Kul Mehmet’im sen şimdi hasretlik İle var viran hana
Düştüğüm yollarda tüm diller kınadı serseri dediler bana
İkimiz birlikte hasret denizinde yok olduk

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Gideceğim



Sen yüreğimdeki acıyı hissetmeden
Kaprislerinle sen saklambaç oynarken
Özlemlerini tek tek uçuruma atarken
Sana yaranmanın sancısını yaşamadan
Seni ve sokakları terk edip gideceğim
Seni terk ettiğimi sen bile bilmeyeceksin
Yüreğimdeki bıçak yarasının izini görmeyeceksin
Sokaklar sensiz olduktan sonra
Sahildeki martılar uçmadıktan sonra
Beklenilen gelmedikten sonra
Burada kalmanın ne anlamı var
Afetler kol gezerken bedenimde
Seni ve sokakları terk edip gideceğim

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Gözlerinde akan pişmanlık gözyaşları içinde bana döneceksin…



Bir düşünsen bir çağırsan beni o an koşarak yanındayım desem de, senin beni çağıracağın falan yok! Masmavi deniz gözlerinde içinde yüzerek gönlüne akmak istesem de sen buna izin vereceğin yok! Ben o gözlerinin içinde kaldım, çıkmam ne mümkün, kayboldum… Gönlünde bir gölge gibi yaşıyorum gizli gizli.

Sen beni fark etmesen de ben beni sana hatırlatmak istedikçe unutmaya çalışan sen gönlünde hala çırpınarak sana olan sevgimi hatırlatmanın sancısını yaşarken sen hala vurdum duymazlığınla beni ne hissediyor nede düşünüyorsun.

Sen bilmesen de olur masmavi deniz gözlerinde gezindiğimi bilmen, ben biliyorum ya buda bana zaten yeter… Umutlarımın tarlasında seninleyim sen bilmesen de. Benim sana ait olmadığını hep düşündüğünde ben hala içinde sana layık olacak çırpınışımın denizinde boğulmadan yaşıyorum. Hatanı anlamanı sabırsızlıkla bekliyorum. Benimle birlikte nefes almanın tadına varacağın o anda gözlerinde akan pişmanlık gözyaşları içinde bana döneceksin…

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç