16 Aralık 2013 Pazartesi

İslamiyetin Penceresinde Huzurla Hayata Bakış

İslamiyetin Penceresinde Huzurla Hayata Bakış

 Pencereden gökyüzünü seyrediyordu, dalgındı sirkelendi ve ayıktı. Öğle namazı için ezanı bekliyordu. Daha on beş dakika vardı. Lavaboya yöneldi abdest almak için, abdestini aldı, havlu ile iyice kurulandı. Beklemeye başladı. Kalbinde huzurla esen rüzgârın esintisine kapılarak eline tespihi aldı ve dilinde mutluluk dolu sözlerle Allah'ı anarak dua ile tespihini çekmeye başladı. Gönlü huzurun derin ve berrak pınarlarına doğru akmaya başladı. Huzuru bulmuş, Rabbini bulmuş yaşamı ve hayatın anlamını ve yaşamak için dünyaya geliş gayesini bulmuşçasına huzurun hakkını veriyordu dilinde dua ile elinde çektiği tespih ile. Böylesi gönüllerin hakkı idi huzur yaratanın izni ile gönlü ve evi tıpkı huzur evi gibi huzur dolu idi. Gönlündeki ibadetgâh ile birazdan okunacak ezanla Rabbinin huzuruna geçecek kulluk görevini yerine getirecekti. Rabbine karşı saygı gösterecek tazim ve hürmet edecek, kulu olduğunu idrak edecek ve vermiş olduğu huzur ve nimetler ve yardımı için şükür edecekti. Rabbinin yüceliğine sarılarak huzurun engin okyanusuna dalacak ve arınarak şefkatle ve merhametle namazını eda edecek Şefkat ve merhametin lütfünde okyanusunda arınarak çıkacaktı. Her şeyi var eden yüce Allah'tır biliyordu, her varlığı, her an varlıkta tutanın Allah olduğunu biliyordu ve şükür ediyordu gönülden sessiz, sessiz. Dualara icabet eden, unutulduğunda ve hemen hatırlanınca merhameti ile bekleyen ve engin ve sonsuz affı ve merhameti ve şefkati ile bekleyen Allah'a sessizce dua ediyordu. Bir an Allah'ın engin ve sonsuz affı olmasa idi ve günahın çamuruna bataklığına batmış ve boğulmak üzere iken ve günahın uçurumuna düşmek üzere iken kim kurtaracaktı ve zelil bir hayatın yükü nasıl çekilecekti diye düşündü ve ürpererek ve korkuya kapılarak ürperdi. Allahın engin ve sonsuz affını düşünerek "ALLAHU EKBER " dedi. İyi ki Rabbim beni kendi yoluna ve sonsuz affı ile merhameti ile döndürdü diye gözünde iki damla yaş aktı. Akan bu iki damla yaş Rabbine giden yolda günahların yıkayan coşkun sel olarak ulaştı. Rabbinin nimetleri güneş gibi meydanda idi ve görüyordu ve daha önce görmeyen gözüne Rabbi görecek gözlük takmıştı. Daha önce neden göremedim, bilemedim ve hissedemedim diye hayıflandı. Başkalarından iyilik beklerdi ama boşuna imiş şimdi anladı. Gerçek iyilik ve ihsanın Rabbinden beklemek ve her şeyin Rabbinden geldiğini anlamıştı. Şükür etti. Günahları ile günah çamurunda boğulurken ve günah uçurumunda uçarken elinde tutan ve çıkaran ve af ve mağfireti ile bağışlayan sonsuz rahmet ve merhameti ile karşılayan Rabbine binlerce kez şükür etti. Kuran-ı kerimi öğrenmeye ve fıkıh kitabı okuyordu ve biliyordu bunsuz ibadet ve din gece karanlıkta ev yapmaya ve gündüz yıkana benzeyeceği için okumaya devam ediyordu elinden geldiği kadarı ile. Biliyordu kıyamette kulun hesaba çekileceği ilk şey namazdı ve içinde tüm müminlerin namazını kılmasını ve Rabbim onlara ve bana hidayet ver, dünyada ve ahirette cümlemizi seninle beraber olanlardan eyle duası ile kalktı. Öğle namazının vakti gelmiş ve ezan okunuyordu. Tatlı bir huzurla müezzinle beraber içinde okunan ezanı tekrarlayarak ezanın sonunda duasını okuyarak öğle namazını eda etmek için seccadeye yöneldi ve seccadeyi alarak, Rabbinin huzuruna ve namazı kılmak için kıbleye yöneldi.
Artık değer biçecek bir terazisi vardı bu İslamiyet'ti, en doğru ve şaşmaz terazi idi ve Rabbi göndermişti ve kusursuzdu, daha önce neye göre değer biçtiğini ve değerlerinin neden çürük ve fos çıktığını şimdi anlamıştı. Değer biçecek terazi olmadan haybeye değer biçmenin boş ve abes hatta gülünç olduğunu aklına geldikçe kızardı ve utancında başını öne eğdi. Değer biçmek için gönülden değer duygusunun yönü, duygusu ve kusursuz bir yapısı ve özgürlüğü olmalıdır ki değer biçmek için bir terazi olmalıdır ki değeri doğru ve tarafsız veresin diye düşündü. Rabbine şükür etti. Bir çarpanı, böleni olmalı ki gerçek değer ortaya çıksın düşüncesi ile gülümsedi çok şükür İslamiyet terazim var derken gözleri ışıl, ışıl parıldadı. Hayatı ve yaşamı ve bedeni değersiz duruma düşmeden Rabbi yardım ederek değer katmış ve değer kazanmanın yolu açılmıştı. Aynı zamanda değer koyma aracı olan merhameti, dürüstlüğü ve aklına gelecek olan tüm anlamlı değerlerin yol haritası olan İslamiyet'i ve onun şaşmaz terazisini bulması içinde yardım etmişti. Çok mutlu ve bahtiyardı. Daha önce yaşadığı değer paradoksu ile değerlere pay verirken önünü ve arkasını sağını ve solunu hiç düşünmeden karar veriyor ve sonucunu düşünmeden es geçiyordu. Ama şimdi değer saklama ve tartma ve ölçme aracı ile her yönünü düşünerek ve karşısındakinin değerlerini ve onurunu ve içine düşeceği olumsuz teoriye düşmeden ve düşürmeden kırmadan ve incitmeden değer veriyor ve biçiyordu. Bu Rabbinin bir lütfü ve ihsanı idi ve insanlara ve insanlığa Âlemlere Rahmet Peygamberi ile sunmuştu bu bir onurdu ve şerefti, mutluluktu ve huzurdu. Rahmet peygamberini olan peygamberin izinde gitmenin onuruna ve şerefine kavuşmuştu. O Rahmet Peygamberi'ki kendisini taşlayanlara bile merhamet etmiş Âlemlere Rahmet bir peygamberin ümmeti olmanın şerefine nail olmuş Ve merhametin ne olduğunu öğrenmişti Allaha şükür etti. Çünkü dedi, değer verme yargısı bu kadar basit olamazdı ve daha önceki yaşamımdaki gibi değerlere verdiğim yönsüz ve terazisiz bir değer biçtiğim için hayatımda her şey anlamsız ve manasızdı ve ben o nedenle hüsrana ve çöküntüye uğramıştım dedi. Hayatımın her alanı çöküntü bölgesi ile çevrilmiş, yollarım çöküntü hendeği ile darmadağın olmuş ve o nedenle yolumu kaybetmiş ve yorgun düşmüş gönül kırıklığı ve çöküşü ile mahzun ve çaresiz kalmıştım dedi ve Rabbine yolunu dümdüze çıkardığı için tekrar şükür etti. Hüsrana o kadar çok uğramıştı ki hüsransız bir anı ve saati yoktu ve bu yüzden çok acı çekmişti, beklediği beklentileri her defasında gerçekleşmiyor acı çekme oyunu oynamaya tutulmuş çocuklar gibi acıları ve hüsranları oynuyordu. Acı çekmek ve duymaktan tüm hisleri körelmiş deli danalar gibi her tarafa çarparak ve yalpalayarak yürüyenler gibi önünü ve yönünü şaşırmış biçaresiz kaldığı anda Merhameti, affı, lütfü,keremi..... Sonsuz Allah elinde tutarak, yönünü ve gönlünü, affın berrak sularında yıkayarak, doğru yola iletmiş ve yönünü çevirmişti. Bu yön İslamiyet'ti ve onun için çok değerli ve paha biçilemezdi değeri tartılamaz ve anlatılamazdı ve yazılamazdı. Huzurun pınarını Rabbinin yardımı ile bulmuştu doya, doya içiyor ve günde beş defa yıkanarak gönül huzuru içinde, huzurun kapısı açmış ve dilediği gibi giriyor ve diğer insanlarında bu huzuru bulması için dua ediyor ve bu anlamda çalışıyor ve anlatıyordu İslamiyet'i ve iç ve dış gönül huzuru olan İslamiyet'i.


Mehmet Aluç 
Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...