16 Aralık 2013 Pazartesi

SIZIM SIZIM SIZILAR



SIZIM SIZIM SIZILAR

Ağlar gönlüm,
Yârden rızasız geçen zamanlarda
Gezer gönlüm ıssız bağlarda
 Bahçesiz tohum eker dağlarda
 Tatlı rüzgâr eser mi baharsız aylarda
 Yâre sevdiğini söylemezsen her gülen göz çiçek midir?

Aşk kanlı okmuş gönülden sevene
Mutluluk içindeymiş okun, aşk ile bilene
Hasret yokmuş, nazlı yâri aşk ile sevene
Kastın sevmek den başka değilse

Nazlı yâri görmeyince şen olur mu dağlar
Yarensiz gönül ahu zar ile ağlar
Gönüller semaya açılmadan dua olur mu?
Yar dağda kalırsa huzur olur mu?
Aşk ile sevmezsen o yar senin olur mu?

 Gönül sever aşk ile
Yemek pişer yemez diller sıcak aş diye
 Bencillik sevgili ile âşık arasına giren rakiptir
 Neden araya ağyar konulur kin ile pisliktir

Hatıram kaldı nazlı yârin koynunda
Bülbül ne gezersin gülsüz bu karda ovada
Talan etti gönül bağımı ayrılık bu ayda
Sazın teli çalar mı mızrap sız, ateş ile yananda

Yârim söyler ben yanardım
Ben yanardım yârim söylerdi
Pilava giren kaşık oynardı
Ayran ile tuz yanardı
Penceremize hep bülbüller konardı

Söyleyin ben yârden ayrıyım derdimi nasıl gizleyeyim
Gönül evim yanmış ben artık kimlere gideyim
Hal perişan dil perişan gül perişan
Ocakta yanan kül perişan, fokur fokur kaynayan aşkım perişan

Gözümde akan yaşlar karıştı kana
Yazlarım artık dönmüştür kışa
Kurt girmiş kuzunun postuna
Acep bunca sevgi gitti mi boşuna

Mart ayı pencereden baktırır
Kazma kürekleri bilmem ki ne diye yaktırır
 Koca karı oldu perişan bir avuç yok mu diye ağlar baktırır
 Odunu olmadan ısınmaya çalışan zaten perişan elini bağlar
  Bunu gören yüreğim sızım sızım sızılar

Bilmem çoban evinde sıcakta oturmuş ne diye kış geldi diye ağlar
Vefasız yar neden yüz vermez diye oturmuş kaval çalar yürekleri dağlar
Bahtımın karası konulmuş tabut içine diye ağlar
Nefes mi bitecek ömür mü bitecek diye nefessiz çalar kavalı

Deli gönlüm yar diye çağlar
Ey yüzüme yalandan gülen dostlar
Nazımız yâre görünce kaçan dostlar
Mezar mı gelecek yar mi gelecek bilinmez a dostlar
MEHMET ALUÇ
ANKARA SİNCAN
AĞYÂR: Başka, yabancı, el.


Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...