14 Şubat 2016 Pazar

Güle Solmak Bülbüle Figan Düştü





Takvim yaprakları gibi kopardın kendini gönlümde
Gönlümde düşen sen değildin bir can düştü gözümde
Maverada gülüşlerimiz söndü melekler bize küstü
Mutluluk dolu seslerimiz yokuşların ucunda uçurumlarda
Paramparça yarınlarımız uçurumun ateşlerinde bizimle yandı
Ne senden nede benden bize ait bir gölge kaldı yok oldu
Ne sende nede bende bir bakış kaldı yarına bizi götürecek
 Mutluluklar çehrende bizi sarmadı ebedi
Ben güldükçe parlamadı gözlerindeki aşk bana gülmedi
Ağaçta kopan dal gibi yaparak gibi düştük gönlümüzde ivedi
Güle solmak bülbüle figan bize de ayrılık zindanında yatmak düştü
Dolaşan ben olsaydı damarlarında aşkınla yaşardım aşkla özgürlüğü
Damarlarımda aşkımla dolaşan sen olsaydın verirdin bana hayat öpücüğü
Seninle takamadık hayata bizi bağlayacak bir nişan yüzüğü
Taktık gönlümüze şimdi ayrılığın yollarını gönlümüz bölündü
Şimdi ikimizde ağaçtan düşen iki ayrı yaprak
Rüzgâr aldı götürdü bizi ayrı yönlere savurdu
Artık ne biz kaldı ortada nede birbirimizi dinleyecek zaman ve an kaldı
Şimdi bizsizlik depremi ile ayrılığın altında can çekişen iki yabancıyız
Artık ne ben sana ne sen bana uzanabiliriz
Gözlerimizdeki ayrılığın feryadı ile artık ayrı mekânlar da
Sırılsıklam biz kokmayan bakışsızlığın altında ölebiliriz artık
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-
Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...