Bu Blogda Ara

30 Mart 2015 Pazartesi

Yoksa



Gözlerimde akan yaşı silmedin
Hani geliyorum dedin gelmedin
Aylar oldu bir haber göndermedin
Dönülmeyen yere mi gittin sen yar

 Sen gelmedin turnalar da ötmüyor
Gecem artık inan sabah olmuyor
Sensiz lokma boğazımdan geçmiyor
Dönülmeyen yere mi gittin sen yar

Kaldı bakışların gül mevsiminden
Gam çekerim ayrılık hasretinden
Geceler sökülür yar yüreğimden
Dönülmeyen yere mi gittin sen yar

Kul Mehmet’im seni hala beklerim
Yolların gelirsin diye gözlerim
Haberin uçan kuşlardan beklerim
Dönülmeyen yere mi gittin sen yar

Mehmet Aluç©

Gönlündeki Merhameti Avuçlarına Dökmek İçin Gelen Değil Midir Dost?



Ararsın bir dost, gönül yarana merhem olsun candan sarsın diye, canına can olsun diye, kulakların öteleri pür dikkat dinler gözlerin bekler, sanki o ılık dost canlısı nefesi kulağında sana bir adım kadar yakın, bakarsın heyecanla etrafına o merhametle atan kalp atışlarını yüreğinde hissedersin, arkandadır, yanındadır gülümsersin o senden önce gülümsemiştir… Can cana sarılırsın özlemleri gideren yaralı gönlüne merhem olan sarılışı ile…

Gönlündeki çağrıyı duymuş gelmiştir gönülden, dostluk gönülden karşılıksız sevmek değil midir?

Küçük bir kuşun kanadı gibi sevgiyle yüreğinin kanat çırpınışlarını duyarsın, seni alır mutluluklar diyarına bir gülümseyişi ile alır götürür, gönül dostu…

Gönlündeki al nur yanan iman yüzüne yansımıştır hemen fark edersin, gönlündeki merhamet gözlerinde ışıl ışıl parlar, görürsün ve bilirsin, çünkü gönlün hasret kalmıştır böyle bir dosta, ismi yankılanmıştı semada günde beş vakit sen rahmanda isterken, Rahman Kulun duasını kabul etmez mi hem de anında eder, bazen de sabırla bekletirmiş ve en sonunda göndermiştir…

Gönlündeki merhameti avuçlarına dökmek, gönlüne nakşetmek için gelmiştir, ne mutlu sana…

Onun sesine yıllardır hasret kalan yüreğin kopmak üzeredir sevinçten, tatlı sohbeti ile nurlarla bezenmiş NUR Kuran, gül kokan Resul ve iman deryasında gezdirir, anlarsın sana beş vakitte dua ettiğini, anlar senin de günde beş vakit onunla buluşmak için dua ettiğini, dostluğun o muhteşem lezzetini paylaşırsınız Rahmanın huzurunda günde beş vakit secde ile şükür ile…

Dost dediğin, gördüğün anda Rahman’ı, Nur Kuran’ı, Gül kokan Resulü, hatırlatan değil midir? Nur yüzü ile nur gülüşü ile?

Hepimizin böyle bir dostu olması dileği ile selam ve dua ile…

Mehmet Aluç

Not:Bülent Dost Kardeşime İthaf'dır

Kayalıklardaki Tesadüf 1.Bölüm



Kayalıklardaki Tesadüf 1.Bölüm

Kayalıkların kenarında yürüyen genç kadın çok dalgındı. Gözlerinde dökülen yaşlar yanağında sinesine süzülüyordu.

Esen fırtınadan saçları dağılmış, rüzgâr estikçe gözün önünde eserek yüzünü kaplıyordu. Uzaktan bakınca dertli olduğu her halinden belirli idi.

Bir gölge gibi kendini takip eden geçmişinden kaçarcasına kaylıkların ucuna geldi. Uçuruma geldiğinin farkında değildi âdeta.

Bir demet gülmenin mutlu olmanın eseri yüzünde ve yüreğinde yok tu.

Tam adımın uçurumdan atacağı an kolundan yapışan bir el onu yakaladı. O an birden ürperti içinde ayıktı, etrafına bakındı, şaşkındı. Buraya nasıl ne zaman geldiğini hatırlamıyordu. Karşısındaki delikanlı heyecan ve endişe dolu ses tonu ile.

—Hanım efendi ne yaptığınızın farkında mısınız? İntihar etmek istiyorsanız hem çok gençsiniz, hem de intihar etmek problemlerinizi çözmez ki.

Şaşkındı konuşamıyordu.

—Tesadüfen bugün kulübenin tamiratı için uğramıştım, sizi öylesine dikkatsiz şaşkın yürüdüğünüzü görünce koşarak yetiştim, yoksa az kalsın. Neyse çok şükür bir şey olmadı belirli ki ne kadar sevdiyseniz çaresizliğin ıstırabına yakalanmışsınız, hayat bu bazen yakamıza yapıştı mı bırakmıyor. Neden konuşmuyorsunuz? Bana yaslanın kulübeye kadar gidelim biraz uzanın kendinize gelince konuşuruz. Genç kadın delikanlının omzuna yaslanarak kulübeye doğru yürümeye başladılar.

Kulübenin kapısından içeriye girdiler. Delikanlı genç kadını tahtadan yapılmış sedirin üzerine oturttu. Bir bardak su getirerek içmesini sağladı. Genç kadın iki yudum suyu içti tahta sedirin üstüne uzandı.

Karanlık mazinin derinliğinde yavaş yavaş uyanıyordu genç kadın. Alnında terler, gözlerinde yaşlar boşanmaya başladı. Delikanlı hemen koşarak uzanarak yatan genç kadını kaldırdı.

—Ağlamasanız diyeceğim ama ağlamak en güzeli ama fazla ağlamayın, alın gözyaşlarınızı silin.

Delikanlının elinde uzattığı mendili genç kadın alarak akan gözyaşlarını sildi. Delikanlı

—İsmim Remzi, onu çok sevdiğiniz belirli ama onun gittiği yere böyle gidemezsiniz ki. Haydi, bana neler olduğunu anlatın hem böylelikle rahatlamış olursunuz.

—Özür dilerim, inanın o an oraya nasıl hangi duygular içinde geldiğimi hatırlamıyorum. Tek hatırladığım onunla buralara gelmekten çok hoşlandığımızdı, o eski günleri yâd etmek ve rahatlamak için arabamla buraya geldim. Gerisini hatırlamıyorum. Siz ümitsiz aşkımın bende yarattığı derin acıların izini yaşadığım anda yetiştiniz, gelmeseydiniz belki de o uçurumun dibinde cansız yatacaktım. Size müteşekkirim. Bu arada ismim fulya, tanıştığımıza memnun oldum.

Çok şanlısınız her ay buraya gelerek bu kulübede bende sizin gibi o eski mesut mutlu günlerimizi hayal ederek o günleri yaşamaya çalışıyordum. Arabadan inerken gözüme takıldınız. Oysa buralarda yalnız bir genç kadının dolaşması pek hayra alâmet değil diyerekten peşinizden geldim, lâkin siz bir serseri ayyaş gibi kayalıklara doğru yürürken arkanızdan koşarak sizi son anda yakaladım.

Remzi

—Bende memnun oldum, böylesine tanışmak istemezdim, ama nasip kısmet böyle imiş. Şimdi sıyrılın sizi saran umutsuzluk ve hasret örtülerinden. Yeniden bir güneş doğdu artık bundan sonra sizin için. Az önce ölüme giden siz ve şimdi capcanlı hayatı yaşayan siz.

Fulya

—Çok haklısınız, saatlerce yüreğimi parçalayan hoyrat ayrılığın acılarından kurtulmak öyle birden bire olmuyor, ama bundan kurtulmaya çalışacağıma inana bilirsiniz, çünkü sizin dediğiniz gibi az önce ölüme giden ben ve şimdi capcanlı hayatı şimdi yaşayan ben. Biliyorum yapmaya çalıştığım hoş bir davranış değildi ama.

Mehmet Aluç

Devam edecek...

__________________
Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...

29 Mart 2015 Pazar

İman İle Dönüyor Âlem



Mümindir sözünde duran
Ondan gayrısının işi yalan dolan
Nefis şeytan ile oyalan
Müminin gönlün açan güller nurdan
Şevkle okur mümin tatbik edilir ömre nur Kuran

Mümin konuşurken konuşmaz ezbere
Açmaz gönüllerde hiçbir zaman yara bere
Hak yemez haksız yere
Şevkle okur mümin tatbik edilir ömre nur Kuran

Her gördüğüne verir selam
Dilinde dökülür nurdan kelam
İman ile eder yoluna devam
Şevkle okur mümin tatbik edilir ömre nur Kuran

Kul Mehmet’im iman ile dönüyor âlem
Gerçekleri imanı yazsın kalem
Müminlere gönülden olsun selam
Şevkle okur mümin tatbik edilir ömre nur Kuran

Mehmet Aluç


Sen




              
Sen gönlümü leyla gibi sevdin de
Ben mecnun olup seni sevmedim mi?
Sen aslı gibi gönlüme doğdun da
Gönül kapımı sana açmadım mı?

Dilinde aşk sözleriyle konuşup
Kalbimin kin nefretini sildin de
Aşkın deryasında elimde tuttun da
Ben karşında dil lal olup durdum mu?

Aşk beklemektir gece gündüz yolum gözleyip
Gökte yıldızları avuçlarıma toplayıp
Gülümseyen yüzünü gönlüme döşedin de
Söyle ben seni terk edip gurbete gittim mi?

Gözlerimde hasretle yaşlarım dökülürken
Gönül çiçeklerimi ellerinle sökerken
Gözümdeki yaşları sildin ben mi görmedim
Solan çiçeklerimi sevginle yeşertinde
Ben mi hissetmedim ben mi görmedim

Gözlerin şiir gibi ben mi okuyamadım
Aşkın hece hece gönlüme aşkla yazdın da
Söylesen ey zalim yar ben mi anlayamadım
Gülüşün aşk pınarından damlayan damla da
Bana sen gülümseyerek sundun da
Ben mi yar damla damla gülüşünden içmedim


Yeşeren sevgisizlik perdemi sen yırttın da
 Yaralarım senli her gün kanarken sardın da
 Gündüz yollarını beklerken ağladığımda
Gözyaşlarımı sildin de kıymetin bilmedim
Yaralarımı sardın da yar ben mi görmedim
 Sardınsa yaralarımın yar neden sızılar


Kul Mehmet’im yaralarım kanayarak büyür
Seveyim dedim sevdiğim hep gönülsüz yürür
Bana yürüyeceğine geri geri yürür
Ağlarım sızlarım halimden anlamaz o yar
Hatayı bende bulur kendin hata bulmazsın
Bir gün sarmadı beni hiç kolların
Sardım diye gece gündüz yüzüme söylersin
Mehmet Aluç

Gel İmana Yanaş Limana



Gör yaşa imandaki manayla
Yaşamazsan deme âmâyla mamayla
Şeytan nefis gönlü yağmalar kalırsın kalayla
Sona gelmeden gel imana yanaş limana



İmansız gönülde olur tasa
Yaşa kul neler gelir bu başa
Rahmana asi olma sen haşa
Sona gelmeden gel imana yanaş limana

İman ile olan olur her zaman heybetli
İmandır bu Elmas’tan kıymetli
Şeytan ile zalim zaten lanetli
Sona gelmeden gel imana yanaş limana

İmanla gönül olur hoş sohbetli
İman ile her şey olur lezzetli
İmanla gönüller olur izzetli
Sona gelmeden gel imana yanaş limana

Rahman sanma sana karışmaz
Hesap sorunca zinhar kaçılmaz
O nefsinle ne gördünse çalınmaz
Nefis şeytan ile yarışılmaz
Sona gelmeden gel imana yanaş limana
Mehmet Aluç


Nazın Çekilmiyor





Boş tarlaya yar darı ekilmiyor
Sevgisiz gönül kahrın çekilmiyor
Gece gündüz dırdırın hiç bitmiyor
Çileni çeksem nazın çekilmiyor

Sevdim seni ben olmadım bahtiyar
Gezdim illeri sensiz diyar diyar
Mutlu olamadım kaldım ihtiyar
Çileni çeksem nazın çekilmiyor

Şiddetle bakıyor bana gözlerin
Karın doyurmuyor senin sözlerin
Seninle karadı gece gündüzüm
Çileni çeksem nazın çekilmiyor

Nerden sevdim seni ben bile bile
Seninle yaşadığım kahır çile
Muhabbet yakışmaz sendeki dile
Çileni çeksem nazın çekilmiyor

Kul Mehmet’im derdi yaşarım her gece
Ben ağlıyorum işte gündüz gece
Aklım yoktu başımda senden önce
Çileni çeksem nazın çekilmiyor
Mehmet Aluç


Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç