Bu Blogda Ara

9 Şubat 2016 Salı

Şiirin Başlama Ve Bitmeme Anı Hakkın Da Röportaj –Monolog



Şiir, okuyucuların gönlünü hecelerle okşamak, gönlündeki dertleri yok ederek az gülümsetmek, bir folklor anlatımı ile yani geçmişten gelen ve onu yarınlara taşıyan değerlerine sahip çıkarak, onun güzelliğini anlatan inançlarına pranga vurmadan, şair kendi gözlemleri ile gönlün pınarından yıkayarak, okuyucusuna sunduğu edebiyatın bir kolu, güzelliği neşesi ve gülümsemesidir. Hecelerin tonunu ahengini seçerek gönlü ile okuyucuya sunması ve okuyucularına şiiri ile gülümsemesi, gönül kapısını açtırarak okuyucu ile düşünceler arasında bağlar kurdurarak, değişik düşünceleri birbirine bağlanması güzelliğin fark edilerek anlaşılmasıdır. Nefeslerimin kesildiği bizi sıktığı anlarda, şiirler ile hava almaktır, havayı derin derin çekerek rahatlamak huzura varmaktır şiir.
Sayın okuyucularımız bugün Kul Mehmet ile olan sohbetimize hoş geldiniz. Geçenlerde benimle sohbet ederek bu sohbeti röportaja çevirerek sesimi siz gönlü güzel okuyucu kitlesine ulaştıran bu yazar kardeşimizle uzun uzun sohbet ederek gönlünden geçenleri siz değerli okuyucularımıza sunacağız.
Nöbetçi Şair: Sayın kul Mehmet hoş geldiniz sizi herkes tanıyor geçmişinizden bahis etmeden direkt sorulara geçeceğim, öncelikle hoş geldiniz.
Kul Mehmet: Teşekkürler ederim kardeşim bana gönül kapınızı açarak bu fırsatı verdiğiniz için teşekkürler ederim. Gönlümde saklı kalan hislerimi duygu ve düşüncelerimi açık bir şekilde anlaşılır bir şekilde değerli gönlü hoş okuyucularıma açtığınız için teşekkürler ederim.
Nöbetçi Şair: Öncelikle hayatınızı etkileyen şekillendiren edebiyat yani şiir öykü makale ile başlamak istiyorum. Bunlar hayatınızı ne kadar etkiliyor?
Kul Mehmet: Gündüz herkesindir yani ayık olanların, gece ise uyumayanların edebiyat ile haşır neşir olup bir şeyler yazmaya kendisini adayanların olduğu gibi gece nasıl uyumayan ben gibilerinin ise, şiirde beni böylesine etkileyerek geceleri herkes uyur iken gönül ferahlığı ile yazmaya davet ediyor. Allah insanın kalbine dokunur ve bu yazma işini sevdirirse insan hiç gocunmadan gece gündüz Allah’ın yardımı ile yazabiliyor.
Nöbetçi Şair: Geceleri daha çok sessizlik olduğu için mi yazmak bu saatlerde size huzur veriyor.
Kul Mehmet: Evet aynen dediğiniz gibi, duygu ve düşünceler sessizliğin huzurunda dillenerek gönlümü okşayarak kâğıda dökülüyor sessiz sessiz. Kelimeler heceler daha anlaşılır oluyor. Gündüzün o kalabalığından insanların koşturmasında ki acelelik evdeki işyerindeki telaş, onları hisseden gönül ve kalem gecenin huzurundaki gibi yazamıyor, düşünüyorsun etrafındaki insanların koşturmalarını hissedersin kaleme almak isterken, evin içinde çocuklar veya eşiniz hayatın ucunda tutmanız için sizden yardım ister ve bu nedenle o hisleri sakin bir kafa ile kâğıda dökemezsiniz, her şey yarım kalır. Ama gece öyle değil herkes tatlı uykusunda siz uykusuz kalsanız da eserlerinizi meydana getirirken, gündüz kaçırdığınız hedefinize ulaşmanın sevinci şimdi ulaşarak varırsınız ve yazarsınız. Yazdıklarınız o sessizliğin huzurunda kulaklarınıza ahenkle konuşur ve kendinizi yalnızda hissetmezsiniz. Siz bunu daha iyi bilirsiniz siz ki nöbetçi geceleri yazan şairsiniz.
Nöbetçi Şiar: Size katılmamak mümkün değil, Sözcükler ve düşünceler dünyayı değiştirebilir mi?
Kul Mehmet: Dünyayı değil de önce ilk basamağı çıkalım, sonrasında çıkmaya gücümüz olursa en son basamağa çıkar dünyayı seyrederiz. İlk önce okuyucuyu sözlerin hecelerin okşayan elleri ile gönlünü okşayarak değiştirmek o okuyucunun monoton dünyasını şiirlerle daha doğrusu edebiyat ile süsleyerek değiştirdikten sonra gerisi basamak basamak gelir, geç gelir ama bir gün gülümseyerek gelir, gülümseyerek dünyayı kucaklar, bizim öncelikli amacımız yazarken okuyucuyu gülümsetmek, okuyucunun da arkadaşını eşini dostunu gülümsetmesini sağlamaktır.
Nöbetçi Şair: Çok güzel söylediniz sözleri ağzımdan benden önce aldınız ve söylediniz. Keşke şair olmayla hecelerle tanışmamış olsaydım, geceleri yatar dinç biri olarak uyanabilirdim dediğiniz oldu mu hiç?


Kul Mehmet: Zaten yazmak dinç olmaktır içindekileri saklamadan ortaya samimi bir dil ile aktarmaktır. Çoğu insan stresten kurtulmak için terapistlere para aktarırken sen gülümseyerek hecelerle dost olarak gönlündeki birikmiş olan sıkıntı ve dertleri hecelerin gülümseyen gülümsemesi ile okuyucularına anlatıyorsun. Sigara içer bırakırsınız, bir meyveyi çok seversiniz yarın usanırsınız yemezsiniz, ama yazmak bırakmazsınız, yolda iki adım yürürken aklınıza gelir birkaç mısra bir köşeye çekilir cebinizde hazır olan birkaç kâğıt ile kalemi alır oturur hatta duvara yaslanır yazarsınız. Allah'ın yardımı ile her gün her saat yazma ile usanılacak bir şey değildir buda Allah'ın hikmeti olarak biliyor ve ben böyle hissediyorum. Mesela aşkın başladığı anı ve bitiş anını insan bilir hisseder ama yazmak edebiyat ya da şiir öylesine güzel gülüşü vardır ki ve okuyucuyu öylesine memnun eder ki o güzelliğinden vazgeçemesin, kâğıda kaleme dökmesen de içinde gönlünde yazarsın, bazen de yazmak istersen yeter ki elinde kırık bir kalem küçük bir kâğıt parçası geçsin yetiyor yazmaya...

Devam edecek inşallah

Mehmet Aluç-Kul Mehmet

8 Şubat 2016 Pazartesi

Cennete Düşenler Güler imiş-2-



Dünya dediğin iki kapılı bir han

İçinde yaşar cümle şirin can

Kapının birisi giriş birisi çıkışmış

İster güzelleştir gül oyna

İster yık otur ağla

Birisi gülerken biri ağlar imiş

Cennete düşenler güler imiş

Cehennem düşeni hiç sorma demiş


Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Cennete düşenler güler imiş-1-



Kâinatın sahibi yüce Rahman bak gör

Merhametli ol gönüllere ör

Rahman ile olmayan zaten kör

Sen sakın ola hiç olma nankör

Malın varsa dağıt ol bonkör

Cömert olanı cennete sen hayranlıkla gör

Cennete düşenler güler imiş


Cehennem düşeni hiç sorma demiş

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

Can dediğin nedir ey can




Can dediğin nedir ey can
İnsanların içinde gezdiği bir han
Sen onu bir et parçası san
İçinde dünya dolu sır saklı
Bu sır kâmili irfan kul için menzil imiş

Sanma sen kendini insanlardan ayrı
Gönül’e sokmamalı o asalakları
Bazen yüklenir o efkârı
Önünde durmaz yıkar dağları
Bu sır kâmili irfan kul için menzil imiş

Menzil dersen ötelere hayranlıkla yürüyüşmüş
Ötelere varmadan geniş yolda düşünüşmüş
Ölmeden önce gerçekten dirilişmiş
Merhametle sevip merhametli görünüşmüş
Bu sır kâmili irfan kul için menzil imiş

Kâmili irfanlı kul yolu görür hayran kalır
Diğer kullar aşırı sevgisiyle deli sanır
Kul değimliyiz bizler düşünmeden yanılır
Sarp yollara ancak iman ile dayanılır
Bu sır kâmili irfan kul için menzil imiş

Haktan ayrı yolar dikenli çamur imiş
Hakkı görmeyen göz yanılır imiş
Bazı kullar aklını peynirle yemiş
Hak yolunu gören kâmili irfan kul durmadan yürümüş
Bu sır kâmili irfan kul için menzil imiş

Kul Mehmet’im durma ara dost yüzünü gör
Dostun gönlündeki merhameti al gönlüne ör
Hak yolunda yürümeyenler zaten kör
Malını gönülde ver ol sen bonkör
Bu sır kâmili irfan kul için menzil imiş
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-






Şair işte buralarda başlar öykün




Bu işin okulu yok
Şiir yazan dersen çok
Okuyan ara bulamazsın yok
Üzülmeyelim bir gün olur mu okuyan çok

Yaz yaz kalemin gönlün olsun tok
Yamuk olsa da neremiz düzgün çok
Heceler olmasın sana küskün sanma yok
Üzülmeyelim bir gün olur mu okuyan çok

Sen gönülleri sev yazmaya ol düşkün
Ancak yazmak böyle olur mümkün
Haydi, yazarak nefreti dünyada sökün
Üzülmeyelim bir gün olur mu okuyan çok

Şair işte buralarda başlar öykün
Eteklerindeki taşları durma dökün
Gönülde hissederek yazmak mümkün
Üzülmeyelim bir gün olur mu okuyan çok


Derdi alır şair dertli yazar
Neşeyi alır şair neşeli yazar
Gönlünde  ne varsa azar azar yazar
Üzülmeyelim bir gün olur mu okuyan çok

Dünyanın her köşesi şaire zaten alan
Şair şiirleri heceleri gönlü ile gönüllere dolan
Ara bak incele hecelerinde hiç bulunmaz yalan
Üzülmeyelim bir gün olur mu okuyan çok

Günlerden ne olursa yazar bilmez o Pazar
Gönlünde halkın derdini hece hece yazar
Gece uykusu gelince sanmayın odur yatan
Üzülmeyelim bir gün olur mu okuyan çok

Kul Mehmet’im gönlümüzü elimize aldık yazdık
Rahman gönül’e dokundu yazdık sanmayın yolda kaldık
Sevdik yazdık yazdık sevdik kalemle gönlümüzü elimize aldık
Üzülmeyelim bir gün olur okuyan çok hem de çok çok
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-




7 Şubat 2016 Pazar

Aradım Buldum Kapkara Taşları Sen Diye Ben Gönlüme Bağladım




Sana gönül bahçemde aylarca bin bir titizlikle güller yetiştirdim koklarsın diye kendi ellerimle, burcu burcu sen koksun istedim, bekledim gelir kokunu verirsin dedim ben severek o tatlı sen ben kokan gülüşünle, aylarca bekledim gelirsin diye, beklerken neler çektim ben bir bilsen. Gözlerim kor bir ateşin içinde yanmayı göze alarak yollarını gözledi. Ne sen geldin nede senin için yetiştirdiğim güller yetişti soldular terk edişinle. Gözlerden uzak bir sevdiğim var demiştim, şimdi uzaklarda bana yar olmayan bir sevgilim var.

Aradım buldum kapkara taşları sen diye ben gönlüme bağladım kara bahtım gibi kara gözlerin kapkara saçların gibi. Ayrılık hasretiyle bu yaralı gönlümü dağladım, Gelirsin diye gönlümde sana bu aşkımı sakladım, Yine sen gelmedin, senin için yetiştirdiğim güller yetişti soldular gönlüm ile senin terk edişinle artık ben oldum bir zavallı terk edilmiş bir âşık. Ah bu aşk senin gönlünde gülümseyerek, seni hep gülümseterek yanağıma o bal dudaklarından öpücükler bırakmasını istedim, hiç olmadı, sanki öpücüğü tokat olarak aldı, yüreğime bir Osmanlı tokat’ı vurarak seninle birlikte terk etti gitti.


Aylarca rüzgârlarla haber saldım duymadın çağrımı, kor alev yakan hasretinle beni bıraktın ellerinle sırtımdan hançerledin paramparça ettin sen bu bağrımı, oysa ben seni severken aşk ile yıkmıştım gönlümdeki yüksek dağlarımı. Ne sen geldin ne güller yetişti soldular vefasızlığınla terk edişinle, oysa ben sana gözümü kırpmadan ömrümü hayatımı verdim sana o gülüşünün uğruna. Bekledim bekledim bir gün yaslamadın omzuma o zülfün saçlarınla acaba ne gitti zoruna başını omzuma yaslamadın. Bende bir gün koşarak sevinçle gül sinene yaslanamadım hiç sarılamadım o sen kokan boynuna, Yine sen gelmedin ne sen geldin ne güller yetişti soldular terk edişinle.

Sana günlerce bin bir dil ile yalvardım gitme diye sana bin kere, sen seni seven bu gönlümü beni yıktın geçtin bitirdin gittin göz göre göre, gözyaşlarımla doldurdum taştı gönlümdeki dere, Ne sen geldin ne güller yetişti soldular terk edişinle, kul Mehmet’in boşa gitti tüm uğraşlarım emekleri boşuna, görmedin arzularını peşinde koştun gittin.

Giderken belki güldün bu çaresizliğim gitti sanki çok hoşuna, Ne diye terk ettin gittin beni bilmem beni sen ne uğruna, Ne sen geldin ne güller yetişti soldular terk edişinle. Kuruyan güllerin arasına gönlümü koydum aşkımı koydum, toprağa gömdüm, güllerle yeniden yeşersin diye, ya da sonsuza kadar çürüsün diye, aynı sen gibi… Benimki toprağa gömülmeye layık yüreğime hapis olmuş bir aştı bana ve sana faydası olmayan.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-






Soldular Terk Edişinle




Sana gönül bahçemde güller yetiştirdim ellerimle
Gelir kokunu verirsin dedim ben severek gülüşünle
Aylarca bekledim gelirsin diye neler çektim bir bilsen
Ne sen geldin ne güller yetişti soldular terk edişinle

Kapkara taşları sen diye ben gönlüme bağladım
Ayrılık hasretiyle bu yaralı gönlümü dağladım
Gelirsin diye gönlümde sana bu aşkımı sakladım
Ne sen geldin ne güller yetişti soldular terk edişinle

Aylarca rüzgârlarla haber saldım duymadın çağrımı
Hasretinle beni bıraktın hançerledin sen bu bağrımı
Seni severken aşk ile yıkmıştım gönlümdeki dağlarımı
Ne sen geldin ne güller yetişti soldular terk edişinle

Ben ömrümü hayatımı verdim sana o gülüşünün uğruna
Bir gün yaslamadın omzuma o zülfün saçlarınla ne gitti zoruna
Bir gün koşarak hiç sarılamadım o sen kokan boynuna
Ne sen geldin ne güller yetişti soldular terk edişinle

Sana günlerce yalvardım gitme diye bin kere
Sen beni yıktın geçtin bitirdin göz göre göre
Gözyaşlarımla doldurdum taştı gönlümdeki dere
Ne sen geldin ne güller yetişti soldular terk edişinle

Kul Mehmet’im boşa gitti tüm uğraşlarım boşuna
Giderken belki güldün çaresizliğim gitti sanki hoşuna
Ne diye terk ettin gittin beni bilmem ne uğruna
Ne sen geldin ne güller yetişti soldular terk edişinle
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-





Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç