Bu Blogda Ara

27 Şubat 2017 Pazartesi

Deli Divane



Nedeliyim ne divane
Çok seviyorum aksine
Ayrılık çalınca kapımı
Yıktı gönül yapımı
Kırdı o an gönül sazımı       
Oldum böyle deli divane

Üzülsem de alabildiğince
Ayrılığa bulunmayınca bir bahane
Ayrılık oluyor o an şahane
Olsan da dönen pervane hazır bahane
Oldum böyle deli divane

Alsam gitsem başımı
Boşa akıtmasam gözyaşımı
Vermesem boşa savaşımı
Olmuyor sızlatma başını
Gonca güllerimi derdim
Oldum böyle deli divane

Sevmem artık nazlı gülleri
Kınasa da beni birileri
Esse gönlümde hazan yelleri
Kapandı artık gönül defteri
Tutmalı ayrılığın elinde
Gitmeli girmeli yerin dibine
Oldum böyle deli divane

Söyleseydi suçumu
Bölmeseydi uykumu
Parçaladı gönül kuzumu
Anlatamam bu durumu
Viran illerde ağlarım
Kime halim anlatırım
Kapalıdır bunun yorumu
Aradım sağımı solumu
Oldum böyle deli divane

Kul Mehmet’im çek sancını
Unutma sakın bu acını
Dönse de açma sakın kapını
Kaybet artık anlayışını
Dön yürü kendi yolunda
Tut seni sevecek birinin kolunda
Yürü koçum kendi yolunda
Oldum böyle deli divane
Şimdi oldum aşka pervane
Şimdi sevdiğimde bir tane
Gülüşleri de şahane
Mehmet Aluç /Kul Mehmet



Ah Minel aşkla edeple sarılmış iç güzellik



           İlgili resim
   Ah güzellik, tarifin mümkün olsa da seni anlatmak mümkün değil. Fiziksel güzellik değil dediğim iç güzellikten bahis ediyorum. Yüce Allah, satır satır kadının ve erkeğin içine yerleştirmiştir, onu satır satır nokta nokta anlatmakla bitiremeyiz. Kadına da erkeğe de yakışır, kadına fiziksel güzelliği ile daha çok yakışır. Bakınca hemen fark edilmez, az dikkatle bakınca, mimiklerindeki edep, gözlerindeki gamzelerindeki gülüşünde ki o cennet kokusu o tatlı güzelliğin tarifi yoktur.
   Gamzesine saklanmış cennetten bir gülüş olan o gülümsemeye saklanmıştır, her gülüşünde kendini gösterir gamzesinde… El hareketlerine gizleniştir, adımlarına gizlenmiştir kadının kirpiklerine konuşmasına bakışına gizlenmiştir o harikulade güzellik yani iç güzelliğin yansıması, hayran kalırsın, asırlar boyu baksan doyamazsın, içinde kaybolmak ister tekrar dışarıya çıkmak istemezsin o edeple sarmaş dolaş olan bozulmamış tabi iç güzelliğin kıvrımları ile kendini belli eden güzellik içinde. Ah dersiniz ben ne sanmıştım meğer ne kadar harikaymış edeple bu iç güzellik, tabi görmek isteyene değerini kadrini bilmek isteyene görünür. İşte aşkın güzelliği, cennettin güzelliğiyle edeple sarılı olan güzellik, paha biçilmez değerini hiçbir şey ödeyemez, sadece kadir kıymetini bilmek korumakla değeri ölçülür. O kadında gizlenmiştir, helali olan erkeğe yüce Allah’ın bir lütfudur ve kadında erkeğe emanettir bu güzelliği ile sahip çıkmaz kadir kıymetini bilmez isek kaybolur, bu edeple cennet çiçeğinin kokuları ile sarılmış güzelliği huzuru…
Erkeklerden ziyade kadınlarda en çok belli eder edeple yan yana duran cennetin kokusunu içine serpilmiş, cennetin güzelliği ile yansıyan bu iç güzellik. Rabbim ayrı yaratmıştır dersin her noktasını ayrı güzellikte, her hareketinin santimini, konuşmasındaki tatlılığı, gülüşündeki cennettin kokusunu serpmiştir içine… Hani deriz ya aşk anlatılmaz yaşanır, işte bu iç güzellikte hemen görünmez saklanmıştır edeple birlikte, az dikkat edersin, sana yaklaşınca çekinir lakin o çekinmesindeki güzelliğin tadına doyum olmaz, konuşmasındaki tatlılığa cennetteki meyvelerin tadı karışmıştır adeta, hissedersin, Yüce Allah c.c. hikmetinden kereminden ihsanından sual olunmaz, yaratınca Rabbim kusursuz yaratıyor, lakin bizler sonunda kusursuz olanı bozuyoruz…
   Ah Minel(cennetteki inci tanesi ) aşk, ne güzel serpilmişsin dizilmişsin kadının içine edeple bu güzelliğin içine, tarifin mümkün değildir, ancak hayran kalınırsın bakarak yaşayarak, hele birde alıp seni sararsa bu ah Minel aşk, cennetesin işte bu dünyada, ölmeden önce düşmüşsündür içine… Rabbim böylesi güzelliği yaşayan ve yaşatanlara rast getirsin cümlemizi evliliğimizi birlik beraberliğimizi… Tabi ben erkek olarak kadında ki iç güzelliği anlattım, bir bayan arkadaşımız yazar kardeşimizde bu erkekteki iç güzelliği yazarda okuruz inşallah. İnsan bazen içindeki güzelliği göremiyor, karşıdaki karşı cinsi daha iyi görebiliyor ve hissedebiliyor. Selam ve dua ile muhabbetle aşkla kalın. Selam ve dua ile kardeşlerim.
Mehmet Aluç /Kul Mehmet

               

26 Şubat 2017 Pazar

Evet mi Hayır mı?

evet hayır ile ilgili görsel sonucu

Evet mi hayır mı söyle nereye koşuyorsun
Hayırsa eğer bu o hayır değil sen biliyorsun
Evet der gibisin hem de candan gülüyorsun
Evet ’in içinde ülkedeki huzurumu hissediyorsun
Görüyorsun evetle hem de bir güzel hissediyorsun
Hayır’ı bırakıp onu ben gibi sende terk ediyorsun

Evet mi hayır mı söyle bileyim senin kararını
Evetle arayıp bulalım seninle ülkenin yararını
Yok etmeyelim hayırla bu ülkenin yarınlarını
Hep birlikte sevelim evetle gönülleri canları   
Görüyorsun evetle hem de bir güzel hissediyorsun
Hayır’ı bırakıp onu ben gibi sende terk ediyorsun

Hayır’daki hayırsızlığı biliriz bizi mücrim sanmayın
Sukutla doluysak bizi değersiz sözle sakın anmayın
Varın sizde evetle coşun bizimle neşeden ayrı kalmayın
Hayırsız bir söz kararla sizde kor alev içinde kalmayın
Görüyorsun evetle hem de bir güzel hissediyorsun
Hayır’ı bırakıp onu ben gibi sende terk ediyorsun

Hayır değil gülümseyen evet var gülümser masamda
Çok şükür evetle huzura kavuşacağız biraz geç olsa da
Elin oğlu o düşman nefret için Hayır der içinde ne varsa
Gelecek için ülkem için istikrar için evet durur masamda
Görüyorsun evetle hem de bir güzel hissediyorsun
Hayır’ı bırakıp onu ben gibi sende terk ediyorsun

Hayır Evet’i gizleyemez evet artık aşikâr
Bu ülkemde kavga değil artık mutluluk uzar
Bu mutluluğu gören düşman Hayır’la kızar
Evet’ in elinde balyoz vurur Hayır’a hayır sızar
Görüyorsun evetle hem de bir güzel hissediyorsun
Hayır’ı bırakıp onu ben gibi sende terk ediyorsun

Mehmet Aluç /Kul Mehmet

Bir Düş müydü Gözlerin


 
Bir düş müydü gözlerin takıldım kaldım
Bir ömür boyu mutlulukla içine daldım
Bir sukuttu sözlerin ben içinde kayboldum
Seni yar bildim o gönlün içinde ben yattım
 
İncinmedi hiçbir yanım kollarınla sardığında
Cennet bahçesinde gezdim gözlerinle baktığında
Bir pınardı o gönlün susayıp ben yudumladığımda
Seni yar bildim o gönlün içinde ben yattım
 
Tebessümün oldu sukutun gönlümü bağladım
Bir ömür gülümseyen gönül deryanda çağladım
Aşk ile sevmek neymiş gönlüne girince anladım
Seni yar bildim o gönlün içinde ben yattım
 
Şarkıları şiirleri mısraları ben sana yazdım
Oturdum karşına o güzel gözlerine baktım
Ne tatlıymış bakışın kucağında ben yattım
Seni yar bildim o gönlün içinde ben yattım
 
Öyle mest etti ki aşk gönlümü dünyam silindi
Hakiki yurt cennetmiş bu gönülle o an bilindi
Hakkın nuru gönüle girince gerçek aşk göründü
Seni yar bildim o gönlün içinde ben yattım
 
İdrak edilmez aşk sevda olmazsa gönül nedir
Aşk âleme sığmaz gönüle sığar bu Rahmettir
Dünyaya meydan okur aşk gönülle bu cesarettir
Seni yar bildim o gönlün içinde ben yattım
 
Kul Mehmet’im yar bir düştü düştü gönlüme
Sakın ola yanında zinhar kem sözleri söyleme
Ben yolumu şaşırmışken gel gir dedi gönlüme
Seni yar bildim o gönlün içinde ben yattım
Mehmet Aluç /Kul Mehmet

Gönlümü Sana Bağladım





Vaazın bir gözyaşıymış aşka düşünce anladım
Ondan sonra ben bu gönlümle durmadım ağladım
Yaz bahar ayında kar yağdı başıma elden ne gelir
Sen eline al sazı çal ben gönlümü sana bağladım
 
Gönül bu sever oturur yar ile olsa da barakada
Alır gönlünü bırakır içine sevdiği bu sevdaya
Yere sığmaz o gönlü alır atar hızla havaya
Sen eline al sazı çal ben gönlümü sana bağladım
 
Gönül düşerse hasret iline sayar günü haftayı ayı
Hoyratça harcamaz yudum yudum içer sevdayı
Kapatmak ister gönül gurbette açık olan arayı
Sen eline al sazı çal ben gönlümü sana bağladım
 
İnşa et gönlünde sevda denilen geniş sarayı
Kul Mehmet’im bekle gelir gezme arayı arayı
Aşk çabuk gelsin diye dilinde düşürme duayı
Sen eline al sazı çal ben gönlümü sana bağladım
 
Mehmet Aluç-Kul Mehmet
 

25 Şubat 2017 Cumartesi

Can Olmaya Geldim



Yüzümü sürdüm gönül dergâhına ben geldim
Yalnız başıma kalıp yolda düşmemek için
Bu dünya ah yalandır onu da ben bilirim
Muhabbetsiz cana can olmayan bu canımla
Gönülden muhabbetle can olmaya ben geldim

Üryan geldik bir parça bezle işte gideriz
Bizler birbirimizi sevmezsek ne ederiz
Muhabbetli olmazsak nefsi nasıl ezeriz
Muhabbetsiz cana can olmayan bu canımla
Gönülden muhabbetle can olmaya ben geldim

Gönül ver gönüllerin candan o bakışına
Varmalı bu gönlüle dost gönlün akışına
Değer vermeyiz bizler nefsin boş alkışına
Muhabbetsiz cana can olmayan bu canımla
Gönülden muhabbetle can olmaya ben geldim

Kırmayız hiç kimsenin gül kokan hatırını
Solmak istersen dostsuz yıkarsın yarınını
Muhabbeti can dostla kur yıkılmaz yapısı
Muhabbetsiz cana can olmayan bu canımla
Gönülden muhabbetle can olmaya ben geldim

Kara toprak olacak bir gün bu canlı beden
Söyleyin canlar nedir insanı candan eden
Aşk muhabbet hak yolda aşk değil mi var eden
Muhabbetsiz cana can olmayan bu canımla
Gönülden muhabbetle can olmaya ben geldim

Ey canlara can olan dostum sen bakışımsın
Her iki cihanda sen benim candan canımsın
Sensiz kalırsam eğer kanayan bir yanımsın
Muhabbetsiz cana can olmayan bu canımla
Gönülden muhabbetle can olmaya ben geldim

Kul Mehmet’im muhabbet olsun senin kolunda
Hak dostun tutar seni yanlış dünya yolunda
Sen var muhabbet için canla bulun yanında
Muhabbetsiz cana can olmayan bu canımla
Gönülden muhabbetle can olmaya ben geldim

Mehmet Aluç /Kul Mehmet



Hacivat Ve Karagöz Evet mi Hayır mı...



Karagöz, heyecanlı heyecanlı Hacivat’ın yanına varmak için adımlarını sıklaştırdı. Bir an önce varmak, 16 Nisandaki referandum için oyunun rengini öğrenmek istiyordu. Gerçi biliyordu. Vatan için  “evet” diyeceğini, en önemli özelliği, yürütmeyi iki başlı olmaktan çıkarması, koalisyon ihtimali yok etmesi ve istikrar üretmesi açısından… Evet diyeceğini biliyordu, biraz ona takılmadan edemeyeceği için kafasından da planlar uyguluyordu. Kararı evet ise, hayır kelimesini hiç kullanmayacağınızda biliyordu. Karagöz Hacivat’ın kapısına vardı, yine hızlı hızlı alacaklı gibi çaldı. Hacivat yine telaşla pencereye çıktı. Karagözü gördü, kızgın bir ifade içinde.

-Karagözüm bu ne hız sabahın köründe, yine alacaklı gibi kapıyı çaldın.
-İn aşağı Hacivat’ım sana soracağım sorularım var.
-Ne borusu aldın Karagözüm, evde su borusu mu patladı.
-Sen bir aşağıya in gel hele.
-Kaşık alıp yanına mı geleyim, bekle hemen geliyorum, sakın bensiz yemeği yeme…
Hacivat elinde iki kaşıkla aşağıya indi, şaşırdı, Hacivat’ın eli boştu.
-Kaşığı al gel dedin ama senin elin boş, sen benimle dalgamı geçiyorsun, al san al sana iki güzel tokat.
-Yapma Hacivat’ım, aşağıya gel dedim, sen yine yanlış anladın kaşık anladın.
-Peki, neden çağırdın beni aşağıya sabahın köründe.
-Hacivat’ım 16 Nisanda referandum var biliyorsun, rengini öğrenmek istedim. Hayır, oyumu vereceksin.
Hacivat hemen cevap vermedi, Karagözün niyetini anladı.
-Evet karagözüm.
-Her şeyde bir hayır vardır, sence de hayır mıdır Hacivat’ım?
-Evet, karagözüm, âmâ bu dediğin senin dediğinle alakası yok.
-Ben ne diyorum ki?
-Sen biliyorsun, biraz önce söyledin ya sen?
-Neyi söyledim “Evet”?
-Evet, söyledin, kaynana size geliyormuş hayırdır.
-Ne hayrı?
 Hacivat’ım gelmesin, bunun neresi hayır.
-Hayır, mı diyeceksin?
-Evet diyeceğim kaynanama gelmesin.
-Hanımın hayır bilmez ama karagözüm.
-Ben ona da anlatırım evet imi.
-Yani referandumda “Evet” mi diyeceksin?
-…
Karagöz, Hacivat’ı gırgıra almaya çalışırken bir anda kendisinin gırgırla alay edildiğini anladı. Ansızın yakalanmak bu olsa diye düşündü, hafiften gülümsedi. Çözmek isterken daha fazla dolanmamak adına karagöz.

-Hayır, Hacivat’ım Evet.
-Evet, mi hayır mı?
Karagöz

Evet, Hacivat’ım evet
Evet’te vardır Rahmet
Kula çektirmez zahmet
Birlik beraberlik istiyor
Sende katıl bir zahmet

Aldı Hacivat

Evet’te var diyorsun Rahmet
E haydi verelim Evet’i bir zahmet
Birbirimize de verelim kıymet
Madem bizden birlik istiyor Evet
Haydi, katılalım başımıza yağsın Rahmet

-Ağzına sağlık Hacivat’ım, Evet, Hacivat’ım tabii ki evet olacak oyumuz, yıllardır bize zor bulmacayı önümüze koyarak çözemeyeceğimizi sanıyorlardı, yanıldılar, işte çözdük bulmacayı, bundan sonra az da onlar zor bulmacayı çözmek için uğraşsınlar bakalım … Kapattık perdeyi eylemedik viran, Kul Mehmet’in kusuru varsa af ola, devamı derseniz hele bir yarın ola.
Mehmet Aluç/Kul Mehmet



Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç