Bu Blogda Ara

14 Ocak 2016 Perşembe

Uyandırdı O An Yüce Rahman.



Nasıl oldu bilinmez şeytan libasını giydim şaştım
Hak yol var iken eğri olan yola doğru kaçtım
Sonra durdum şöyle bir etrafıma baktım
Hak var iken ben şeytanı nasıl koluma takmışım
Uyandırdı o an yüce Rahman yıktım şeytanı şükür

Yürürken sanki yıkılırdı adımlarımda kaldırım
Söz söylerken sanki çakardı o an yıldırım
Sağa sola bakar aptalca insanları ayırırdım
Hak var iken ben şeytanı nasıl koluma takmışım
Uyandırdı o an yüce Rahman yıktım şeytanı şükür

Dilim sanki sokmuştu eşek arısı hep yakar yıkardı
Beni karşıda görenler şaşkınlık içinde kaçardı
Ben takmazsam şeytan beni koluna alır takardı
Hak var iken ben şeytanı nasıl koluma takmışım
Uyandırdı o an yüce Rahman yıktım şeytanı şükür

Ulaşılmazdı sanki benim burası şurası orası
Dilimde eksik olmazdı gönül yıkma çabası
Bendim dünyanın en akılsızı kabası
Hak var iken ben şeytanı nasıl koluma takmışım
Uyandırdı o an yüce Rahman yıktım şeytanı şükür

Gözümde hiç silinmezdi şeytanın izleri
Peşinde koşardım geceleri gündüzleri
Gönlümde biriktirmezdim hiç sevgileri
Hak var iken ben şeytanı nasıl koluma takmışım
Uyandırdı o an yüce Rahman yıktım şeytanı şükür

Bu âlemde benden başkasının yoktu sanki hevesi
Şeytan beni alır götürürdü bazen karanlık her akşam gecesi
Bazen küserdim kendime dünyaya biterdi gönlümün neşesi
Hak var iken ben şeytanı nasıl koluma takmışım
Uyandırdı o an yüce Rahman yıktım şeytanı şükür

Bazen geceleri isterdim kendimi ben dövem
Dövem de yedi sülaleme değil şeytana sövem
Bilmezdim ben artık bu halimle nerelere gidem
Hak var iken ben şeytanı nasıl koluma takmışım
Uyandırdı o an yüce Rahman yıktım şeytanı şükür

Kul Mehmet’im şeytana kandın kanacağın kadar
Hak yol döndün şimdi bu günahla ben nasıl yatar
Çok şükür kalbim gönlüm hak yol için artık atar
Hak var iken ben şeytanı nasıl koluma takmışım
Uyandırdı o an yüce Rahman yıktım şeytanı şükür

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-

13 Ocak 2016 Çarşamba

İstanbul Kana Boyandı





İnsan canlı bomba olur mu ola?
İnsan canına kıyılır mı acep ola?
Dünyadasın ey insan düşün az ver mola
Nefreti bırak merhameti taksana sen kola

Bu ne vahşet bu ne intikamı insan yanar mı?
Ey zalimler onu gönderenler ateşiniz söner mi?
Sönmeyen ateşiniz sizi yaksın insan insanlıktan döner mi?
Nefreti bırak merhameti taksana sen kola

Kasalarınızda binlerce para var hala gözünüz aç
Aç gözünüzle hala sanki birkaç sente siz muhtaç
İnşallah soluksuz yıllarca kalasınız sizler sefil aç
Nefreti bırak merhameti taksana sen kola

Düşman düşmandır sizler aç gözlü insan kanı emen vampir
İşiniz kasanızı doldurtmak insan hakkı için savaşamazsınız hadi sittir
İnsanlık sizi yenecek haliniz beterden beter olacak beygir
Nefreti bırak merhameti taksana sen kola

İstanbul’u kana boyadınız işiniz gücünüz şerde
Bir gün hepiniz toplanacaksınız cehennem denilen ateşli yerde
Şimdi nefretle gözünüze şeytan nefis indirmiş perde
Nefreti bırak merhameti taksana sen kola

Bunlar açıkça dış mihrak ve Siyonist tuzakları
Ey insanlık uyanın artık görün bu zalim tuzakları asalakları
Güya vermek isterler çıkarları için balans ayarları
Nefreti bırak merhameti taksana sen kola


Bir gün nefretiniz sokulacak gözünüze
İnsanlar inanamaz artık sizlerin sözüne
Bakılır mı acep o iğrenç lanet yüzünüze
Nefreti bırak merhameti taksana sen kola

Bilinmelidir ki her zaman tek millet küfür
Bizde dünyaya nam salmış Müslüman’ız şükür
Haydi, insanlık bu nefret ordusunun yüzüne tükür
Nefreti bırak merhameti taksana sen kola

Kul Mehmet’im insanlık ölçtü nefretin çapını
Onlar ta dünden yuttular zehir dolu hapını
Sen uyanık ol nefrete kapat gitsin gönül kapını
Nefreti bırak merhameti taksana sen kola
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-


 

Sabırla


Ne inlersin ey kul sanırsın çaresiz yaran mı var
Çaresiz derman için tabip olan yüce Rahman’ın var
Sanma bu yaşadığın dünya sana olur her gün dar
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var

Kamil olan kul imtihan dünyasında olduğun bilir
Çile dert içinde olsa bile yüce Rahman ile olur yürür
Vahdet için yürür nefis şeytanı yola çıkarken öldürür
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var

Kamil kul gönül içinde cennet mekân var bilirler
Cennet mekân gönlü kırmaz cennet kapısı görürler
Kendi gönlü kırılsa da gönül kırmaz hep af ederler
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var

Can mal kalmaz bu dünyada bunu bilmek gerek
Dünya hayatının sonunda ölümle var hazırlık gerek
Arayıp hak olan iman yolunu bulmalı nura erek
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var

İmandır teslimiyettir Rahman’a her işin başı
Gururla kâmil kul iman denilen nurdan tacı taşı
Bazen bu yolda aksa da aldırma gözden gözyaşı
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var


Kul Mehmet’im çıplak geldik bir arşın bez ile gideriz
Biz bizi sevmeyenleri de candan öte gönülden severiz
Vatan hainleri olursa onları sevmez uçuruma iteriz
Sabırla sıkıntının sonunda şifanın nur cenneti var
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



12 Ocak 2016 Salı

Aşkı bilenler halden bilir



Aşkı bilenler halden bilir ben hayranıyım
Aşkı bilmeze halden bilmeze kim ne desin

Aşkı sürme diye ben çektim bu gözlerime
Aşkı sürmeyle dedim yar bu gönlümü sevsin

Gönül aşk için sevmek için bilenler bilir
Gönül kapım açık aşk ile yar gelsin girsin

Yar gel gir bu gönlüme tapusu da senindir
Ben zaten her zaman yar ileyim bunu bilsin

Öpsem yar yanağından bal diye ben bilirim
Gönlüm yar aşkı ile yansın her zaman pişsin

Şikâyet etmem nazlı yârin her cefasından
İsterim o nazlı yar aşkı gönlüme eksin

Aşkta ah ayrılık var cefası ben bilirim
Nazlı yar gülsünde o cefayı gönle diksin

Derler aşta vuslat nur ahirette olurmuş
Ahiret bir karış yol yar kefenimiz biçsin

Kul Mehmet’im aşk ile herkesle ben dost oldum
Aşkın içinde nefret kin ayrılsın da gitsin
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



Aradım Yolun Kaybettim


Aşkın yüzüne güldüm sende gülersin dedim
Gece gündüz döndüm ben seni güldüremedim

Zülfüne sarıldım ah yerden yere vurdun
Aşkın güzelliğini sana sevdiremedim

Aşk ile yandım ki ben sen yanmayasın dedim
Aşkın ile yandım ben sana gösteremedim

Tuttum elinde salma dağlara sen duymadın
Attın beni dağlara dönüşü göstermedin

Naçar kalırsam beni sen unutma hiç dedim
Naçar kalmak nasılmış sana öğretemedim

Saldın beni dönülmez dağlara unuttun sen
Yıllarca düşündüm ben seni hiç çözemedim

Sabır deryasında ben boğuldum yeter dedim
Yeniden sev sen diye koştum yolun görmedim

Sevmeyen yolu bulmaz ben seni candan sevdim
Kaldım hasret bağında gül yüzün sevemedim

Aşkla sevmez aşığın halini hiç bilmezmiş
Hasretinden yandım ben sana söyleyemedim

Kul Mehmet’im uzaktan göreyim ben razıyım
Karşısında durayım beni sev demeyeyim

Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



11 Ocak 2016 Pazartesi

Kulaklarımda Gönlündeki Sesini Unutana Kadar Bekleyeceğim,



Terk edip gittikten sonra bir gün beni aramanı hep bekledim, gerçi boşa bir bekleyişti lakin gönül söz dinlemiyor laftan sözden hiç anlamıyor. Yıllarca bu yalanla onu avuttum geleceksin dedim, biliyordum gelmeyeceğini ama bunu gönlüme hissettirmeden yollara çıktım gelecekmişsin gibi gönlümü avuttum, ara sıra istemedim de değil bunu da itiraf edeyim.

Sensiz tüm şarkılarımızı dinlerken gönlümü avutmak için binlerce yalan söyledim, ona veda’yı hak etmediğini, pişman olup geleceğini o kadar inandırdım ki açtığın yarayı yeniden sardı, paramparça olan parçaları yeniden birleştirdi ve sanki evet sanki sen hiç gitmemişsin gibi ve sanki o kalbim hiç paramparça olmamış gibi, hayatıma devam ettim!
Ta ki düşüp kaldığım o günü ben hatırlayana kadar, benim aptallığım nereden aklıma geldi ise sen giderken arkanda yere düşmüştüm ve sen arkana bakmadan gitmiştin ya işte o günü hatırlayınca, gönlüm isyan bayrağını çekti, zapt etmek ne mümkün! Göğsüme yattığın o yere sanki hançerler saplanıyor, oysa kendimi yalnızlığına alıştıramamış iken gönlümü alıştırmam boşunaydı ama elimden başka bir şey gelmiyordu, nasıl düzeltebilirdim sensizliği, olmayınca olmuyor dedim hiç olmazsa bir parça olsun avutayım ama olmadı.

Hayallerin kırılır yeni hayaller kurar ve devam edersin hayatına ama aşk için öyle değil, bir defa sevdi mi gönül yenisi ile yola devam edemiyor, yenisini bulup öylesine aşk ile sevmiyor bu gönül. Bu da aşkın kanunu olsa gerek! Kulaklarımda gönlündeki sesini unutana kadar bekleyeceğiz artık boş olsa da.
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



Sen Nasıl Koştun ?


Ah âlemi insanlığı görsen gözünle
Senin ne işin gücün var ölümle
Yıkmazsan gönülleri ah o nefret sözünle
Davransana merhamet gönül içindir yapışsana
Merhamete bürünsen hayran olurum sana
Kıvırmasan dansöz gibi bir o yana bir bu yana
Bilmem karanlık yollara sen nasıl koştun

Yolunu şaşırmış olan ile koşma uyan kalk
İman merhamet Rahman’dan sana hak
Haydi, durma bekleme koluna tak
Sana kim söyledi nerede yazıyor insanları yak
Aç gözünü de bir gönül gözü ile etrafına bak
Kıvırmasan dansöz gibi bir o yana bir bu yana
Bilmem karanlık yollara sen nasıl koştun

Çözülmez bağları gördün işte çözülmez
Çözülmeze bağlanan kul inan hiç gülmez
Sanma yaşayan kul hep yaşar ölmez
Bu nefretin sonu sanmayın hiç bitmez
Sabır kardeşlikle insanlık kardeşlik çökmez
Kıvırmasan dansöz gibi bir o yana bir bu yana
Bilmem karanlık yollara sen nasıl koştun

Dön baksana aynaya yüzün nefretinle nasıl çirkin
Nefesin bitmiş soluksuz kalmışsın bedenin bitkin
İnsan canı umudunu almaya yok senin yetkin
Ne gezersin sen öylesine miskin miskin
Ah o kemiksiz dilin en kadar keskin
Kıvırmasan dansöz gibi bir o yana bir bu yana
Bilmem karanlık yollara sen nasıl koştun

Kul Mehmet’im sakın ola gönülleri yakma
Merhamet güzellik var iken sakın bırakma
Hak iman yolu var iken şeytan yoluna koşma
Yolda muhtaç olanı sakın yalnız bırakma
Nefis şeytanı sakın koluna sen takma
Yaptığın bir iyilikse onu da başa kalkma
Kıvırmasan dansöz gibi bir o yana bir bu yana
Bilmem karanlık yollara sen nasıl koştun
Mehmet Aluç-Kul Mehmet-



Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç