Bu Blogda Ara

1 Nisan 2015 Çarşamba

Farkımız Olsun Çöpten Samandan


Farkımız olsun çöpten samandan
Yönümüz farklı olsun zalimden şeytandan
Dilimiz farklı olsun süslü tezgâh dolu olan yalan dillerden
La İlahe İllallah Muhammeden Resulullah diyerek dünyamız şenlensin

Midemiz farklı olsun öküz ile inekten midesinden, helal ile
Alnımız farklı olsun arsızın anlında, Rahmana secde ile
Yolumuz farklı olsun yolsuzun çamurlu yolunda, İslam ile
La İlahe İllallah Muhammeden Resulullah diyerek dünyamız şenlensin

Çıkarımız farklı olsun çıkarı için kan döken riyakârlardan,
Merhametle Kuran Resul yolunda imanla cennete ulaşmak ile
Aklımız hissimiz ayrı olsun, taklit riyanın vefasızlığın estiği yönlerden iman ile
La İlahe İllallah Muhammeden Resulullah diyerek dünyamız şenlensin

Kazancımız farklı olsun ateş yığanlardan sadaka infak ile
Evimiz farklı olsun nur ile dolsun Allah’ın adının anılmadığı evlerden
Günde beş vakit namaz ile şükür ile bir tas çorba ile komşusunun kapısını çalma ile
La İlahe İllallah Muhammeden Resulullah diyerek dünyamız şenlensin
Mehmet Aluç

Musalla Taşında Son Yolcu Gibi Sessiz Kalmayın



Dilim sustu, bari sen susma kalemim, ey gönlüm siz susmayın konuşun… Ey kalemim ey gönlüm, Hz Yusuf’un edebi ile yazın güzellikleri gönüllere mısra mısra…

Yüreğine ağlayış çökenlerin gözyaşlarını sil ey kalemim ey gönlüm, durmak susmak size yakışmaz… Damla damla ölüme, ölüm gelmeden mahkûm edilenlerin zincirlerini kır ey kalemim ey gönlüm…

Vuslat için, yola çıkanların yollarına diken eken gönüllerin suratına tükür ey kalemim ey gönlüm, tükürde tükürüğünde boğulsunlar nefessiz kalsınlar yok olsunlar…

Her yalnız kalışında dost yolu gözleyen masum yalnızlara dost ol ey kalemim ey gönlüm bu sana yakışır, sizler dilimin sukutuna aldanmayın, neyi ispatlayacak suskunluğum bilemiyorum sizler susmayın, musalla taşında son yolcu gibi sessiz kalmayın, bekleyeniniz var bekleyenlere vuslat için koşun…

Ey kalemim ey gönlüm kelimeleri dinlenmeye almayın, konakladığınız konaklarda bırakmayın, yaralanmış kelimelerin yarasını sarın öyle sunun okuyucularıma, dudağı bıçak kesmiş gibi mühürlü sözcükleri de sakın kullanmayın sevinç, merhamet, yarınlara mutluluğu taşıyacak sözleri mısraları taşıyın okuyucularımın o güzel gönüllerine…

Yüreğinde ezilmiş satırların arasında kaybolanları gün ışığına ulaştır, istikamet yönünü kaybedenlere yön olun, ulaşmak istediği yöne ulaştırın ey kalemim ey gönlüm, sizin göreviniz budur.

Mehmet Aluç 

31 Mart 2015 Salı

Her sabırda hayır var dedim



Bir parça mutluluk istedim senden
Sen kaşların çattın bana dünden
Sabırla bekledim beni sevmeni senden
Her sabırda hayır var dedim bu günden

Yanağımdan akan yaşlar senin için
Gönül sarayımda bağrıma bastığım
Gelirsin diye yollarına baktığım
Her sabırda hayır var dedim bu günden

Kul Mehmet’im aşkına şahit cümle âlem
Söylediklerim aşkımız ait sanma son kelam
Seni yazıyor işte gönlümdeki kalem
Her sabırda hayır var dedim bu günden

Mehmet Aluç

Sokaklarda Kaldım





Hani ben gözlerine doyasıya bakacaktım
Gönlümden gülümseyen gönlüne akacaktım
Ne gözlerine doyasıya bakabildim
Nede gülümseyen gönlüne akabildim
Garip çulsuz sensiz sokaklarda kaldım

Ah bir olamadım ben seninle bahtiyar
Bak şimdi sokaklarda oldum ihtiyar
Beni sevmedin ya kiminle olursan ol yar
Nede gülümseyen gönlüne akabildim
Garip çulsuz sensiz sokaklarda kaldım

Bilmem geceleri nasıl bensiz yatarsın
Mutsuzluğumu nasıl mutluğuna katarsın
Beni görünce söyle neden kaçarsın
Nede gülümseyen gönlüne akabildim
Garip çulsuz sensiz sokaklarda kaldım

Sevgi karın doyurmaz dedin sende haklıydın
Sevgiye göre yetişmedik karın doyurmaya alıştırıldık
Oysa sen ben sevgi ile başkaydık
Nede gülümseyen gönlüne akabildim
Garip çulsuz sensiz sokaklarda kaldım

Kul Mehmet’im ben böylede mutluyum
Hayalin bana yeter ben umutluyum
Seni seven ben bir Allah’ın kuluyum
Nede gülümseyen gönlüne akabildim
Garip çulsuz sensiz sokaklarda kaldım

Mehmet Aluç

Koğuşun Masum Çiçekleri

Koğuşun Masum Çiçekleri

Adını ne korsan koy, onlar kader mahkûmları
Hayat, özgürlük, güneş, hayaller mahkûm prangalı
Şeytana uydu, nefsine uydu, merhameti elden bıraktı, 
gözleri ağlamaklı
Ve bu yaşamı hak etmeyen, masum koğuşun çiçekleri, 
çocuklar masumluk abidesi

Suç kimde, hiçbir zaman çözülmeyen
bilmecelerle her an sunulan hayatlara
Önlem nedir adını bilmeyen, 
yasa koyucu yasacılar, özgürlükler içinde kalemler prangalı
Karalama yasa yazan, 
özgürlüğü içinde özgür olmayan yasa çıkaranlar
At gözlüğü ile hayata ve yaşama bakan, 
yaşarken bu gözlüğü çıkaran, üç boyutlu gözlük takanlar

Mahkûm gözlerinde saflık, 
seçilmeyen yaşamın, 
yaşamını parmaklıklarda yaşayan masum gözler
Gökyüzünü bilmeyen, uçurtmayı bilmeyen,
gülmeye mahkûm parmaklılar ardında koşan
İç dünyasında esen fırtınalar dinmeyen
Hayaller nedir hiç bilmeyen
Özlemlerine kavuşmayı bilmeyen
Masum, koğuşun çiçekleri çocuklar, masumluk abidesi
Özlemleri dolambaç, sancıları kırık, 
oyuncakları prangalar, hayalleri körebe oynamaya çıkmış
Masum koğuşun çiçekleri, çocuklar masumluk abidesi
Hayallerine sokulmayan, oynamasına izin verilmeyen
oyuncaklarından, mahrum
Burası benim evim diyerek çıkmak istemeyen, 
sevgiden güneşin sıcaklığına, mahrum
Tüm hayatını annesi ile kader mahkûmunu oynayan
gülmeyen, koğuşun çiçekleri masum çocuklar
Hayalleri içeriye sokulmayan, yasak oyun parkında 
oynayan mahzun, koğuşun çiçekleri çocuklarımız.
Pencere parmaklarında gökyüzünde uçan kuşları gördü, 
insanları gördü
Ve sordu annesine
Anne bu nedir diye gösterdi, 
gökyüzünde özgür uçan kuşu garip gözlerle
Anne çaresiz, yutkundu boğazına düğümler saplandı, kalın şişlerle
Özgür, uçan kuş diyemedi, özgürlüğü unutmuştu
Sordu çocuk, insanlar neden böyle koşturuyor, 
gözlerinde çaresizlik bitkinlik mutsuzluk
Çağıralım gelsinler, mahkûm yaşamasınlar
bizimle beraber, mutlu olsunlar
Anne boş gözlerle ve şaşkın, çaresizliğin kıskacında kırık,
sözler kırık, gözlerde akan yaşlar kırık
Anlatmak zordu, özgürlüğü soruyordu, 
yaşanıyor görünen özgür olmayan yaşamı soruyordu
Kızım onlar annelerini kızdırmış,
cezalılar gerisini getiremiyordu, 
özlemler yoktu çareler yoktu
Çocuk sarıldı korku ile annesine
Ben seni hiç kızdırmadım, 
kızdırsam beni cezalandırma, 
dışarıya bırakma
Kimseyi tanımıyorum, onlar gibi yürüyemem, 
onlar gibi gideceğim bir yer yok, cezalandırma
Yere düşen kuru yaprak, gibi rüzgârın peşine takılır 
o kuş gibi yok olurum beni bırakma
Hüsran gözler, gözlerde dökülen iki damla kırık gözyaşı,
ızdırab''ın can çekişmesi çaresizlik ve sessizlik
koğuşta halay çekmekte, çaresizce alınan nefesler
çaresizlikte hayalet dolanmakta koğuşta
Kul Mehmet kime söylüyorsun bu sözleri
Gözler görmez feryatları, görmez acıyı gözleri, 
görmesi gereken gözler
Bir gün çıkar, bu feryatlara derman olur,
merhametli olan sözleri ve özleri
Rabbim kurtarsın tüm kader mahkûmları 
ve koğuşun masum çiçeklerini
Mehmet Aluç

İman Seni, Senin Sırrına Ulaştırır


Ey kendi karanlığından kaybolan ve nefsine eşir olan, anla seni karanlığa boğan ve esir eden nefsin. Onu okşayarak şımartma, şımartırsan seni şeytanın kapısına götürür ve ayaklarını da zincir vurdurtur…
Kendi yoluna değil nefsin gösterdiği yola çıktın ve yolda kaldın işte, haydi bırak nefsini yolda, çık yeni bir yola imanı al yüreğine, Kokla Nur Kuran ve gül kokan Resul kokusunu yolunu bulursun… Yeniden keşfet dünyayı, gönlünü, aşkı, kendini haydi durma ne bekliyorsun geçiyor zaman… Haydi, imanı al gönlüne, gönlüne göre düzenleme, gir içine kaybol imanın içinde, onunla sil geçmişi izi kalsa da Rahman onu da siler, sen Rahmana doğru yürü, varamamaktan korkma varamazsan da o yoldasın ya önemli olanda bu değil mi?
Bu semada bir kar tanesi gibi bembeyaz konmak değil midir gönüllere? Gülümsemek, gülümsetmek hatırlanmak değil midir bu âlemdeki misafirliğimiz? Yağ gönüllere bembeyaz kar taneleri gibi bereket gülümsemeler ile yükseklere değil alçak yerlere yağ…
İman seni, senin sırrına ulaştırır, kendi sırrına ulaşınca imanla özgürlüğüne kavuşursun, arkanda iz bırakarak yürü arkanda gelenlerde kendi sırlarını imanla çözsün özgürlüğün tadına varsın hep birlikte.
Nefsin yüreğine sapladığı benlik nefret kin okunu çek çıkar, bırak kanarsa kanasın yüreğin, onu saran Rahman var. Günde binlerce kez gönlünü yoklayan Rahman seninle iken, sen onunla iken kim sana zarar verebilir?
Karanlık gecenin, karanlık gözleri ile bakan nefis ve şeytanı at çıkar gönlünde, ne alacağı nede vereceğin kalmasın gerçi vereceği bir şeyi yok aldatmaktan ömürden gülücüklerini almaktan başka.

Gel gülümseyerek gel Rahmanın Huzuruna
Kalma nefis şeytanla uçurumda yaşama burun buruna
Hem ne uğruna yarın elinden alınacak dünya malı uğruna
Haydi, biraz düşün sen az enine boyuna
Yat kuran Gül kokan resul sünneti iman ile koyun koyuna
Gel gülümseyerek gel Rahmanın Huzuruna
Mehmet Aluç




Aylar Oldu Yanımda



Bir sabah gördüm ayrı düştüğüm maralı
Ah gördüm görmez olaydım oda yürekten yaralı
Kimsesiz perişan kalmış mahzun baktı yüzü karalı
Aylar oldu yanımda gülümser o yarasını sardım saralı

Selvi boyu bükülmüş yürüyemez olmuş
Sırma kirpikleri tel tel dökülmüş
Beni terk edip o zalime vardı varalı yüzü gülmemiş
Aylar oldu yanımda gülümser o yarasını sardım saralı

Dedim göç eyledin burayı bizim elleri
Gitme dedim gülemezsin zordur ırağın halleri
Vardı gitti koşarak sürünerek geldi ağlar gözleri
Aylar oldu yanımda gülümser o yarasını sardım saralı

Gönül bu gözlerindeki yaşlara izin verir mi?
Kul Mehmet’im darda kalması çok güç imiş
Sevenin halinde sevenler anlar gerisi boşa imiş
Aylar oldu yanımda gülümser o yarasını sardım saralı

Mehmet Aluç

Yayınlarım

Bugünü Elinden Alına Adam Geleceği İçin Ne Yapabilir?

  Bugünü Elinden Alına Adam, Geleceği İçin Ne Yapabilir? Cevaplarınızı bekliyorum. Mehmet Aluç