8 Temmuz 2015 Çarşamba

Ey Sevgili Ey Dostlar Yüreğe Zincir Vurulur Mu?


Ey sevgili ey dostlar yüreğe zincir vurulur mu? Yürek zincirden anlar mı? Bir sevmeye görsün kalem kaşlıyı, üzüm gözlüyü, sırma saçlıyı, selvi boyluyu… Parçalar kendisini, karşısındakini parçalamaz Dicle nehri gibi durgun sevgilinin gönlüne akmaya çalışır.

Siz onun sessiz feryadını göremezsiniz ancak karşısında gönülden seven aşka gönül kapısını açan sevgilisi duyar hisseder. Aşk denizinde her kulacı bir ummandır, lakin o yavaş atar kulaçlarını, yudum yudum sevgilinin gönlüne akmak için, bal dudağında aşkı damla damla içmek için, ıtır kokan sinesinde aşk kokusunu nefes nefes sinesine çekmek için…

Onu bir meczup gibi görenler anlamaz aşk’tan sevgiden, ne zormuş derler bu aşığın hali, oysa ona aşksız yaşamak zordur çiledir kahırdır bilmezler…
O her sabah nazlı yârin gözlerinde uyanmak, gülümsemek adım atmak ister, ona merhamet ile yürümek aşkın bahçesinde yetiştirdiği yaseminleri sunmak ister bıkmadan usanmadan bir ömür boyu…

Gönlünde de vardır Kuran İle gül kokan nur Resul ile iman onunla hayatına yön verir, bilir aşkı gönlüne yerleştiren yüce Rahman, onun mutluluğu ile secde de şükür gözyaşları döker, eğer aşk olmasaydı böylesine mutluk ve sevgi kapısı nasıl açılacaktı, kim gönle yerleştirecekti korkusunu yaşamaktan uzaklaştıran Yüce Rahman’a hep secde de şükür eder.  Hele birde içine baldan sabrı katmasaydı, nasıl vuslata kadar geçen zamanda nazlı yâri kollarında sarmak için bekleyecekti…

Islak olmayan kaldırımları aşkın gözyaşları ile ıslatırken, görür sevgili karşıda, hayran kalır gönlündeki aşk’a ve yasemin kokan kokusuna, bilir gönlündeki yaseminleri kendisi için yetiştirmiştir, gülümser edep ile… Perde perde gözü, gönlü aşk ile açılır yüreğinde tatlı aşkın huzurunu hisseder, karşısındaki seveni aşkı ile gönlünü titretir yasemin kokuları ile biraz önceki hava ile şimdiki hava değişmiştir, cennetten kokular gelir, kaşı kara, kalem kaşlı, üzüm gözlü nazlı nazlı sallanarak yürüyen genç kızın burnuna…

Bir anda şehri aşk boyamıştır baştan başa iki gönlün vuslatı ile müebbet hapis yemiş gönüllerin kapı sürgüleri paramparça olurken, ey sevgili ey dostlar yüreğe zincir vurulur mu? Yürek zincirden anlar mı? Bir sevmeye görsün kalem kaşlıyı, üzüm gözlüyü, sırma saçlıyı, selvi boyluyu… Parçalar kendisini, karşısındakini parçalamaz Dicle nehri gibi durgun sevgilinin gönlüne akmaya kavuşmaya aynı nehirde karışmaya birleşmeye çalışır.

Gel ey sevgili aşkın tövbesi ile gönlümü yıka
Aşkın gülen gözleri ile elimi yüzümü yıka
Gelmez geceleri getiren ey aşk ömrümü yıka
Seninle gönüller seveceğini arar
Sen değilsin inan şerbetli çilenle zarar
Seven içinde her an kendini arar
Sende seven gönlü merhametli kollarınla sararsın
Ey aşk
Kürek kemiklerimi mutlulukla kıran aşk
Sıtma nöbeti ile yârin gözlerinde beni güldüren aşk
Ve işte dudaklarımı senin isminle her an açıp kapatıyorum
Yollarda hayalimle bana gülen aşk
Eksik olan beni tamamlayan aşk
Sana kimler zincir vuracak
Kim önüne set çekecek ağlatacak
Sen bendesin ben sendeyim
Ne ben sendeyim ne sen bendesin
İkimizde yüce Rahmanın önünde secde eden iki yüreğiz
İkimizde yüce Rahman’dan bir nefesiz
Mehmet Aluç (Kul Mehmet)



Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...