23 Kasım 2015 Pazartesi

Aşkın Mayası Merhamettir...





Ey Resulüm! Biz seni ancak 
Âlemlere rahmet olarak gönderdik(1)
Resulün(s.a.v.)Onun aslı nurdur.
Allah-u Teâlâ o nurda tecelli ettiği için
Sirâc-ı münîr Nur saçan kandil olmuştur
Mübarek vücudu serapa nurdur
Bu nur ile körler bile görür 
Duymayan kulaklar duyar,
Kapalı kalpler açılır, yolunu şaşıranlar yol bulur
Rahman bize merhamet etti içine de
İncelikle acıma şefkat etme 
Merhamet etme, affetme ve mağfiret ekleyerek
İçine de aşkı katarak yüce Rahman(C.C.)
Onun hatırına kâinatı merhameti ile yarattı
Aşk ile bezedi.
Onu gören Hz Hatice
Amcası oğlu küçük Hz Ali (K.V.)
Hz Ebubekir Sıddık (R.A)
Yüce Allah’ın Cebrail aleyhi selamla
Haber gönderdiği “Ben o kulumdan razıyım 
O kulum benden razımı” şerefine nail olan.
Hz. Ömer bin Hattab (R.A)
Şeytanın kaçtığı sahabe
Hz Osman bin Affan
Meleklerin ondan hayâ ettiği
Ve diğerleri
Onlar Resuldeki merhametin aşkı ile bağlılıkla gördüler
Âşık oldular ilahi aşkla ona Kurana Yüce Allah’a
Diğer âlimler insanlar
Hatta “zamanın eşsizi” Said’i Nursi
O da merhametin sahibi yüce Allah’ın 
Merhametini kuranda gördü âşık oldu
İlahi aşkla
Ondaki aşkı görenler takıldı peşine
Yoksa Hayat’ının her safhası zindanda
Yerlerde betonda
Bir kuru ekmekle
Tüm dünyanın nimetini elinin tersi ile itilir mi
Aşk dolu kalpte vardır gülle bezenmiş merhamet
Aşkın içinde olmaz kesinlikle ihanet
Aşk anlar gönlün bu suskunluğu koşar hemen bulur selamet
Kalbin etrafını merhametle hemen sarar olur sükûnet
Gül yaprağı gibi aşk ile açar gönülde merhamet
Hüzün dolu kalpte başlar inkişaf
Akıl hemen bulur fehamet
Aşk artık anlatır gönle her gece konuşur, verir selamet
Aşk devamlı anlatır dünya hayatının güzelliğini
Sonra baki olan ahiret hayatını anlatır ölümsüzlüğünü
Gönülde yok olur silinir melanet
Gönüller aşka koşar bulur selamet
Aşk gönle olunca şah ile vezir
Gönülde başlar güzellikler saçılır keramet
Yüce Rahman ona eklemiştir kendisinden merhamet
Gül çiçeği gibi açar aşta merhamet
Zaten aşkın mayasıdır merhamet
Kereme aslı gibi
Mecnuna Leyla
Ferhat’a şirin gibi açar derin ve manidar aşkın merhamet gülü
Aşk ile aslı her açtığında yüreğini, kerem dinlemek ister
Yanmak kül olmak ister kerem
Leyla aşkı diline doladığında
Mecnun bir bülbül gibi öter etrafında döner
Dağları çölleri gönlüne yol eylemiştir
Kaybettiği Leyla'sının gönlüne kavuşmak için
Feryat aşkın merhametini şirinde bulunca
Baki olan ahiret hayatını anlattığını bilince
O aşkla dağları deldi
Şirinin gönlüne kavuşarak
Her gece baki olan ahiret hayatının
Sonsuz badesini içmek için dağları deldi
Gönlündeki aşkın merhameti ile.
Hiç konuşmadılar 
Hep sustular, 
Sustular ve dinlediler
Aşk bazen Leyla’da
Bazen Aslı’da
Bazen Şirin’de
Bazen Şems’de anlatırdı hep kocaman yüreğiyle merhameti
Ve artık susan olmuştular
Susmuştular
Hamuş oldular
Suskun
Susan oldular
Sadece dinlediler
Hissetiler 
Kavruldular 
Aşkın merhametini yaratan Allah için susmak
Allah aşkındaki merhamet için yüreğini yakmak kül eylemek
İçinde erimek yeniden dirilmek
İşte cennet
İşte cennet
İşte cennet
Aşkın içindeki merhamet için çaresizliğince teslim olmak
Yüce Allaha ulaşmak
Teslimiyetle teslim olmak
Benliği öldürmek
Kül eylemek
Aşkı dinlemek
Yolunda gitmek
Aşktaki merhamette Yüce Allah’a varmak
Tanıyarak güzelliği karşısında sükût eylemek
Benliğini idam etmek
Aşkın merhametinin içinde yoğrulmak
Aşk olmak
Merhamete karışarak güller gibi açmak
Güle koku vermek
Mevlana merhamet için şeb-i Arûs ile terk eyledi dünyayı
Sevgiliye kavuşma gecesi, beklenen
Yıllarca usanmadan aranan
Çilenin bağrında
Çöllerin kumlarında
Aranarak bulunmayan aşk ile merhamet
Leyla olmayınca
Aslı olmayınca
Şirin olmayınca
Şems olmayınca nasıl bulunsun
Kömürü yakan ateş olmayınca kömür kapkaradır
Nasıl yansın kendi özünü bulsun
Aşkın ömrüne ömründe binlerce tatlıkla ah çekilen 
Çileden bir ömür kahır içinde bülbül gibi ötülen
Çile çekilen ama çileyi çile hissettirmeyen merhamet
Şemste buldu merhametin kaynağını 
Ülkeyi karış karış yol eyledi
Çölleri hem yol eylediler
Hem de gönüllere aşkın güllerini ektiler
Tarif ettiler
İşte aşk bu
İşte merhamet bu
İşte aşk ile merhametin ispatı da budur
Kul Mehmet derki
Sen gel de o aşk için gebermede dur
Kalmadı aşk ile merhamet dillerde vır vır ile dırdır
Her yerde cilve gözlü ihanet gözleri fıldır fıldır
Kanını malını emmenin peşinde
Kalmadı ki etrafımızda merhamet Kul Mehmet
Var git indir gönlün şalterini
Son sözünü söyle uzayan şiirin son nağmesinde
Yüce Allaha ulaşmak
Teslimiyetle teslim olmak
Benliği öldürmek
Kül eylemek
Aşkı dinlemek
Yolunda gitmek
Aşktaki merhamette Yüce Allah’a varmak

Mehmet Aluç

1-." (21 Enbiya suresi 107)
Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...