25 Nisan 2015 Cumartesi

Duymazsın Feryadı



aç bak gönül kapını gör merhameti
kainat sağır değil sen neden sağırsın
duymazsın feryadı gönül halini anlamzsın
ıslak bir gecede ıslanmış gözyaşaları ile
feryat eden gönlünün feryadına kulak ver
martılar kanatlarında taşırken merhameti
sen görmezsin gönlündeki merhameti
yıkar yakarsın ondan sonra rahat yatarsın

soluksuz koşarken zaman gözün önünde
merhamete susamış ömrün gözlerine bakar
solarken gönlünün dili son bir hece ile can verirken
sen hala duymayan kulaklarınla
masallardan anlamayan kovulan bir çocuk gibi
mahzun kimsesizliğini bilmeden yaşarsın
nereye dönsen yarını olmayan bakışın
gönlündeki sonsuz uğultular feryatlar bitmeyecek
bunu sen bile bile hala gönül kapını açamazsın
morarmış hayatınla yalnız kaldığın için kaderi suçlarsın


ah bir döve bilsen bu inadını
yosun tutmuş fikrinin yanlışlığını bir anlasan
ses duvarını aşarak
her gün gönül kapını yıkam merhametsizliğinin
sana yakaran feryadını duysan
mutluluğa ulaşsan
ne ırmaklar yanar ne ömrün nede gülüşün yanar
arama bu dermansızlığına doktor
sensin kendi doktorun biliyorsun
aç gönül kapını merhametin kapısını aç
dokun onun ile her şeye
tespih tanesi gibi dağılan ömrün sana gülümseyecek

Mehmet Aluç
Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...