17 Temmuz 2015 Cuma

Cennet Ve Cehenneme Ne Gerek Vardı Sorusu İle Çıkmaza Girmek İçin Çabalar Dururuz.




Hamd âlemlerin Rabbine, salât ve selam şefaatçimiz, Habibimiz, önderimiz, insanların en hayırlısı tevhid ve sünnet muallimi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e ashabına ve onun yolunda gidenlere olsun.

Bu âlemde yaşayan aklı ermediği halde her türlü soru ile çıkmaz düşen biz kullar, bazen Cennet ve cehenneme ne gerek vardı sorusu ile çıkmaza girmek için çabalar dururuz. Yani Çalışmadan kazanmanın, kazanmadan yemenin peşindeyiz her zaman olduğu gibi.
Bu soruyu soranlar inancı kıt olan, her zaman ben kazanayım diyenlerin sorusudur. İman eden i kalp gözünü nur kuran ve sünnet ile açanlar, Hakk'ın tükenmez hazinelerine açan nurdan bir anahtar olduğunu bilir, iman ederek teslimiyet ile bu tükenmez bu anahtara sahip olarak dünyanın en zengini sayılır ve bu soruyu sormazlar ve cevabını da bilirler.

Evvela bu dünya da altın gönüllü olanlar ve gönlü çöplüğe dönmüş olanların ayrılması gerekir yani kısacası iyi ve kötünün ortaya çıkması gerekir ve buda yüce Allah(c.c.)’ın kulunu imtihan etmesi ile mümkündür. Allah bunu görmek ister dünyada ve karşılığını da ahirette vermek için. Rahmeti merhameti şefkati ile bu iyi olan kulunu karşılamak Ve nur gül kokulu peygambere komşu etmek için

“Müminler sadece “İman ettik” demeleri sebebiyle kendi hallerine bırakılıvereceklerini, imtihana tâbi tutulmayacaklarını mı zannettiler? Biz elbette kendilerinden önce yaşamış olanları denedik. Allah elbette şimdiki müminleri de imtihan edip iman iddiasında sadık olanlarla, samimiyetsiz olanları elbette bilecektir.” (Ankebut, 29/2-3)

Şimdi Yüce Rahman kulunu imtihana tabi tutmasaydı kulunu hepsini cennetine koysa idi bu adil olmazdı hakiki adaletine de ters düşer, itaatsiz merhametsiz kul her istediğini yapmak yakmak yıkmak ile yaptığının yanına kar olarak kalması adil olmazdı, masum olanın hakkını kim koruyacak ve alacaktı… Rahmet ve şefkat sonsuz yüce Allah (c.c.)kendisine itaat edenleri mükâfatlandırmak suretiyle onları Rahmeti merhameti ile kucaklamayı istediği gibi, izzet ve celal de ile de bu âlemde haddini bilmeyen isyan edenleri adaleti ile cezalandırmak hak ettiği karşılığı vermek sureti ile suretiyle onlara hadlerini bildirmek için cennet ve cehennemi yarattı ve merhametli olanları kendine itaat edenleri cennetine, itaat etmeyenleri isyan edenleri yakıp yıkanları ise cehennemine koymak içindir.

Merhametli ile merhametsizi aynı kefeye koymak, adil olanla olmayanı aynı mükâfatı vermek ne kulun hoşuna gider nede buna Allah (c.c.) izin verir. Çalış kazan harca, yan gel yat yok… Kul Merhameti imanı ile cümle kulları sarıyor koruyor ömrünü onları korumak için harcıyor, diğer kulda bu güzel koruyan kulun koruduğunu yakıyor yıkıyor ve karşılığında da ikisi de aynı mükâfatı alsın bu adil olur mu? Adalete sığar mı? Buna Yüce Allah(c.c.) razı gelir mi idi? Tabi ki hayır, bunu düşünmek bile kulu isyana sürüklerHem birlikte yaşamayı sevme, hem özgür düşünce ve birlikte olmanın yollarını kapat ondan sonra mükâfat bekle yok böyle bir şey! Zehir aksın dilinde ve gönlünde, ondan sonra utanmadan edepsizce bal iste!

Değil mi ki Yüce Rahman her gecenin bir sabahını yaratmış, her karanlığın bir aydınlığı olduğunu gece ve gündüz ile kuluna gösteren yüce Rahman, her sıkıntının mutlaka, ferah ve rahatlığa bir geçiş olduğunu söylüyor, ayrıca Nur Kuran ve nur Resul’de sünneti ile dertler içinde sabırla yol alması gerektiğini söyler iken, sıkıntı ve dertlerin sonunda sabrının ve Kuran ve sünnet ile olmanın karşılığını ile Ahirette karşılığını iyilikle alacağını söylemiyor mu?

Nur Kuran yüce Allah’ın kelamı
Sen değer verme sonrasında kullara da verme selamı
Merhamet ile gezme şeytan ile zalim ile dolaş ey zalimin adamı
Sonra bu edepsizliğinle utanmaz ahirette bekle sen güzel mükâfatı
Mükâfat olarak alırsın cehennemi yanmak için zalimin adamı

Kul Mehmet’im der ki bu can Allah’ın emaneti
O cana zulüm etmek caiz değil bekleme mükâfatı olmasın beklenti
Merhamet ile olursan kazanırsın ahirette, olsun sende böyle bir birikinti
Kuran nur sünnet ile merhametle ol işte sana sonsuz bir garanti.

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)
Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...