5 Ocak 2016 Salı

Gecenin Sessiz Vakti Ninnisi İle Uyuturken





 Gecenin sessiz vakti, gece insanları ninnisi ile uyuturken, gecenin o muhteşem sessizliğinde manzarasını seyreden, caddeden geçen tek tük arabaların gürültüsünden başka gürültüsü olmayan geceyi seyreden yaşar, içindeki sıkıntının acizliğinde, gecenin sessizliği ile avunurken yüce Rahmana sığındı. İçinden ettiği dualarla halini yüce Rahmana arz ederken, yüzüne serin serin esen gecenin rüzgârında derin bir nefes aldı, derinden bir oh çekti. Karanlığı delen ay ışığı ve yıldızlar, gece ile binlerce umudu olanlar için sabah olması için uğraşıyordu adeta. Her bir yıldız bir şiir bir türkü bir hece olarak umudunu yarınlara taşıyanlar için umutlarını mırıldanırken geceye çabuk sabah olsun diye güneşe doğru koşuşturuyorlardı. Gönülleri yakan sevda gibi gecede nur gibi sıcaklığı ile saran güneşe yaklaşmanın heyecanı ile yıldızların ve insanların umutlarına, yeniden doğacak olan yeni günün güneşine doğru yaklaşıyordu usul usul. Esintilerin geceyi ağaçları raks ettiren oynaşmalarını seyir etti, ağaçlar nazlı nazlı sallanırken, sanki geceye el sallıyordu gülümseyerek.

Gerçeklerin hiç umurunda olmayan insanlar için gerçekti gece, bedeni ölüm uykusuna yatıran güneş ile uyandıran, boş hayallerle avunanlara gerçeği ölüm ile yeniden dirilme ile ders veren gece ve gündüz ansızın çalınan ecel ile son bulunacak hayatı gösteren gece, ölümden sonra dirilişi haykıran gündüz ve güneş… Yapılan her güzelliğin bir buket gül ile karşılayacak olan ahiret, yapılan zulümle ateşle onu karşılayacak olan cehennem. Kul beşer şaşar ama şaştığını bilmez nankör, kendini sadece düşünen terk edilemeyen bu kötü alışkanlıkla, şefkate koşanları kınayan yanlışta olduğunu söyleyen utanmaz edepsizlerle dolu bir dünya gece ve gündüz. Görmek isteyene bu hakikati ölüm ile ahreti dirilişi anlatan gece gündüz, anlamayana duymak istemediklerini söylemeyen bilmiyorum diyene gözünün içine sokarcasına kapkaranlık olan gece ve gündüzün umursamaz insana bir gün bu dünyadan ayrılacağını fısıldayan ve bu hakikati en sonunda görecek olan insana fısıldaması haykırması.

Biraz sonra bu gece bitecek ölüm uykusundaki insan yeni bir dirilişle uyanacak ve dün bitecek, içine ne yerleştirdi ise insan karşılığını görecek, yani unutulmayacak her şeyi unutan insan gibi olmayacak, her şey önüne serilecek çarşaf çarşaf… Gece gündüz arkası kolay oluyor yatıp uyuyan için, ama ölümden sonrası hiç bu kadar kolay olmayacak. Gecenin sessizliği ve huzuru cenneti anımsatıyor, içini yıldızlar gibi merhamet iyilikle dolduran için, bir şey yapmayan için yakıp yıkan için en güzelini cehennem ateşi söyleyecek en güzelinden, o nedenle telaşa gerek yok, her şeyin bir vakti zamanı var. Her güzelliği gören bir göz ruh beden var ve görmek istemeyene en sonunda mezarda gösterilen feryatlı bir eyvah var. Mezarda kızma tanık olarak hala üzerinde olan gece ve gündüz var, sana hakikati her gün haykıran, onlar haykırdıkça duymayan sen, şimdi duysan da faydasız…

Sürprizleri severdin ama insanlara da kötü sürpriz yapar nefretle kinle bakar yakar yıkardın, işte sana sonsuz cehennemden sürpriz! Pişmanlığın yüzünde okunuyor lakin faydasız artık pişmanlık, karanlığına aydınlık yapacak perdende yok çekesin de aydınlık olsun mezarın, karanlık ettin insanların umutların hayallerini, yaşa sen karanlığında. Boşluğa düşer gibi olurken cehennem alevlerine mi düşüyorsun ah çok yazık değil sana, duymayanı duymazlar, merhametli olmayana merhametli olunmaz hep es geçtin, şimdi sana da es geçiliyor yardım için. Her zaman neden niçin niye sorgulamayan sen şimdi sorgulaman geçersiz manasız anlamsız!

Mehmet Aluç
Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...