6 Haziran 2015 Cumartesi

Yıkılışlar,


Ah o yıkılışlar 
Beni bir ömür peşinizde sürüklediniz
Tüm bedenimi kaplayarak
Hayalimdeki düşleri de
Yarına bıraktınız
Oysa ben bugün gerçekleştirecektim
Hazır olan bedenimi
Uyuşukluğun ile tembelliğin koynunda yatırdın
Anlamlı olan düşüncelerimi
Anlamsızlığın çamuruna yatırdın
Ah yıkışlar
Beni bir ömür peşinizde sürüklediniz
Kara düşünceleri
Ak düşünceler gibi sevdirdiniz
Bir gülü koparır gibi kopardınız sevdiğimden beni
Dalgaların kayaları okşadığı gibi okşamadınız
Paramparça ederek döğdünüz yıktınız
Atamadım üstümden sizi
Tıpkı geceye çöken karanlık gibi
Zihnimin gören gözüne çöken bir toz dumanı gibi kapladın
Mutluluğun kapısı yerine
Mutsuzluğun kapısını açtırdınız bana
Ondan terk etti gitti sevdiğim
Sanki zamanın durduğu yerdeyim
Ölüp gitti ruhumda tüm güzellikler düşler
Şimdi cenaze mevsiminde ölümden anlar yaşıyorum
Yarına varmayan adamsızlığımın kahrını yaşıyorum
Tuttukça elimi soluyor ömrüm ellerinde kaçamıyorum
Dağları aşamadım yarı yolda terk ettim
Koşamadım yârin arkasında kör gözümle
Gizlediniz duygularımı öfkemi çıkardınız meydana
Sevdamı çaldınız ihanetin pelerinlerini giydirdiniz
Ah siz yıkılışlar ki
Beni bir ömür peşinizde sürüklediniz
Tüm bedenimi kaplayarak
Hayalimdeki düşleri de
Yarına bıraktınız
Yağmurlar ıslatmadı yüzümü
Kapkara ihanetinizden başka
Yüreğimi dağlamıyor artık yarın
Bugünden paramparça olmuş yarınım
Koşmaya nasıl cesaret edebilirim
Nasıl kolların açmasını bekleyebilirim
Kendi ellerimle düştüm
Yıkılışlarınızın koynuna
Kendim seçtim
Nasıl derman isterim viran olandan
Teselli ne fayda eder ki öldürdükten sonra
Gömdüm gözyaşlarını ihanetin kör kuyusuna
Nasıl ağlarım
Nasıl yüreğimdeki çölü sularım gözyaşlarımla
Nasıl yeşertirim
Bu yıkılışımla
Utanç lekeleri sarmış bedenimi
Ben onlarla dost iken
Derman ne gezer etrafımda
Etrafınızda ey yıkılmışlığın kapkara yüzü
Neyim varsa aldın elimde
Ah düşüncesizliğim
Ah densizliğim
Nasılda uydum senin kara yüzlü
İhanet ile sarhoş olmuş dostlarının sözüne kandım
Nasıl değiştirdim düşüncemi fikrimi
Senin karanlık düşüncelerinle
Şimdi dermansızlığıma ses çıkarmadan
Yok, oluşumu seyrediyorsun
Ah cömertliğimi nasılda aldınız benden
Yeisle boğdun bu bedenimi ömrümü
Ah seni yeneceğim düşüncesizliğin yıkılışı
Ben dirilir iken sen yıkılacaksın kalkmamak üzere
Bendeki düşüncelerle karanlıklar ışık olur iken
Sen kalkmamak üzere yıkılacaksın
Yüreğimdeki merhametin izlerini takip ederek
Seni yıkacağım hiçbir değerin kalmayacak artık
Bedeninin gölgesi kapkaranlık iken
Sanki mutluluğun kapısını açar gibi görünen,
Leş  kokan maskeli suratını
 Paramparça edeceğim
Derin uykuda yatan gönlümü
Dirilteceğim içimdeki bir parça merhamet ile
Artık yolumu senin zalim yıkılış düşüncelerin durduramayacak
Aşacak fikrim merhametle denizleri çölleri vahaları
Sen yok olur iken ben merhamet ile dirileceğim
Haydi, şimdi gel yenebileceksen gel yık beni
Yüreğimde üşüyen hislerim ısınır iken merhametle
Kirpiklerimde gözyaşı bir damla damlar iken
Yüreğimdeki acıların
Yüreğimi çelikten zırh yaptığını unutan beni
Gel yık bakalım nasıl yıkacaksan
Çığlığını Van Gogh'un resimlerine gömdüm
Ondan üzgün anlamsızlıkla bakar Mona Lisa
Anlamaya çalışmayın
Ondaki çığlığı duyun yeter
Sonsuzluğun eşiğindeki eserine baksınlar
Sonsuzluğun eşiği diye yok eden suratını görsünler

Tualde ki  izlere gömdüm seni ey düşüncesizlik
Anlasınlar yıkımın nasıl olduğunu ey düşüncesizlik

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)


Not Resim(sonsuzlugun-esiginde-van-gogh   )Alıntıdır
Yorum Gönder

Yayınlarım

Susayanlara Bir Pınar Olan Bendim

  Olmasa da beni kendinde arayan Rahatla huzurla çoktur yatmayan Beklerim bir köşemde layık olanı Gecenin karanlığında benim...