23 Mayıs 2015 Cumartesi

Sokaklarımız Sürgünlük Vefasızlık Kokuyor


Daha düne kadar tüm sokaklarım Sana gülümseyerek çıkıyordu, senin de sokakların bana çıkıyordu neşeli şen cıvıl cıvıl, oysa şimdi matem havasında sokaklarımız! Yüreğimiz de onun gibi matem dolu ne bir sevinç be bir heves var… Yeni sokaklar aradım sana çıkan bulamadım, daha dün yüreğimizin adımları ta bir kilometre uzakta duyardık, oysa şimdi aramızda bir sokak var ne ses var sukutu yaşıyor her neden se bilemedim! Anlayamadım!

Sanki zehirli bir hançer yüreğimize saplanmış, ayrılığın mezarına sürüklenmiş bedenlerimizi! Seni kırdığımı, senin de beni kırdığını hatırlamıyorum! Sokaklarımız sürgünlük vefasızlık kokuyor, muamma… Önümüzdeki belirsiz anlamsız boşluk ne zaman geldi aramıza girdi? Eylül ayında yağan karların altında kalmış gibi üşüyorum, aramıza karaçalı olan anlamsız soruları gel terk edelim, bırakalım kendimizi aşkın engin kollarına sorgusuz sualsiz yoksa bu güzel anlarımız yok olacak.
Bırakalım anlamsız mırıltıların seslerini, cevabı olmayan soruların sesini konuşmalarını duymayalım, sanki gülerek yüzümüze tükürüyor, haydi yine bana gülümse, sarayım seni kollarıma ya da sen sar beni yumuşacık kollarına…

Bak düşersek ayrılığın yoluna paramparça olacağız, yok olacağız, sarı yapraklar gibi solmayalım haydi koş bana aşkım, bırakalım kendimizi aşkın engin kollarına sorgusuz sualsiz…

Mehmet Aluç
Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...