2 Nisan 2015 Perşembe

Yıkıldı Sönük Olan Ne Varsa




Umudumu süpürdüler attılar çöplüğe, dokunmayın dedim umudumu alırsanız gözlerimi ellerimi yüreğimi yarınlarımı alırsınız dedim duymadılar, arkalarına bakmadılar süpürdüler ve çekip gittiler. Koştum arkalarına yetişemedim, yollar hep çukurdu her düştüğüm çukurda çıkana kadar benden uzaklaştılar gittiler.

Birde baktım onların arkasında koşarken yüreğimdeki sevginin çukurların içinde kaybettiğimi anladım, gerisin geriye döndüm geride bir şey bulamadım. Vefasızlığı, insanlığı bir pula satan tacirlerin aç gözlüğünü gözlerine sokmak için elimdeki uzun sırığı alarak gözlerine sapladım, Lakin hiç acı duymadılar!

Tozpembe hülyalarımın yanına koştum, onlarda yerinde yoktu, uykuya yattım tekrara yanıma gelirler diye, lakin yine gelmediler yanağıma konan gözyaşlarımla baş başa kaldım, huzurun kapımı çalmasını beklemeye başladım.

Gözlerim gökyüzünde yıldızlarla buluştu, yıldızlarda gözlerim, gönlüm gibi sönüktü…
Yürekten “Allah” dedim yıkıldı sönük olan ne varsa, parıldadı bir anda sönük gönlüm, gözüm, yıldızlar, hayallerim gülümsedi, umutlarım koşarak geldi bana sarıldı, bende onlarla gülümsedim, vardım Rahman’a şükür secdesine huzur üful üful esti kâinatta gönlümde…

Mehmet Aluç
Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...