13 Haziran 2015 Cumartesi

Merhameti Yaşatanlar Yaşayanlar Kıtaları Gönülleri Fetih Etti



İnsan tanıdığı ve bildiği alıştığı bir insan veya dostu gönül verdiği birisine alışır ve gittiğinde üzülür, hayatında gözü önünde anında bir boşluk alışkanlığın hasretini yaşar ve üzülür, ama gel gör ki gönlümüzde olan merhameti nefret ile değiştir iken bu üzüntüyü ve boşluğu hiç hissetmeyiz ne de hasretini yaşarız! Bazen yarım yamalak merhameti unutmuş iken hatırlasak ta, yarın bu nefret kin ile bir şey olmayacağı aşikâr olsa da neden bu nefret ile gezeriz anlamak mümkün değil! Sanki önümüze vaz geçmemek için sözleşme yapmış gibi geri dönüşünde ölüm varmışçasına uzaklaştıkça uzaklaşır, geri dönmenin erdemliğini ile baş başa olmayız.

Dağılmış paramparça olmuş kapkara düşüncelerin karanlığında yaşamayı göze alır, huzurlu mutlu olmanın kapısını kapatırız, muamma, çözen varsa çözsün, anlayan var ise anlatsın. Mutluluğun huzurla esen başını erken kopartırız üzülmeyiz, aşk sevgi merhamet sarayını yıkarız özlemeyiz hasretini çekmeyiz. Ey merhamet artık ağlayan yok mu sana? Yok, mu peşinde neşeyle koşan? İnsanlar perişan sensiz görmez kör gözle gezer, sanki seni görmez!
Seni sanki bir değersiz bir eşya gibi kinin sandığına gömmek alışkanlık nasıl oldu? Seninle kavuşmak mahşere mi kaldı? Sensiz hayatın yükü nasıl çekilir bilinmez! Sen olmadan bu serseri uyuşukluk edepsizlik nasıl son bulur muamma! Binlerce yıl nefretle yürüyenler bir arpa boyu yol alamadı hüsranı yaşadı, Merhameti yaşatanlar,yaşayanlar kıtaları gönülleri neşeyle fetih etti mutluluğu doyasıya yaşadı ve bu nasıl ne çabuk unutuldu bilinmez, anlaşılmaz!

Âlemlere Rahmet olarak gönderilen, Nur gül kokulu Resul’ü ne çabuk unuttuk ona ümmet olmaya çalışır iken, ya da galiba ümmet olmaya koşarken mi diyeyim!

Sen bize darılma seni yüreğinde taşıyanlar hala var inan bana, yoksa bu hayatın yükü nasıl çekilirdi, nasıl minarelerde ezanlar yükselerek okunur, nasıl gönüllerin ve gözyaşlarındaki yaş ve gönüllerdeki keder nasıl giderilirdi? Bu kutlu insanlar senin toprağında her zaman gezecek, ıssızlığın karanlık sokaklarında gezinilmeyecek, iğrenç nefret ile beraber olmayacak… Bülbül gibi insanlar senin dallarındaki güzelliği görecek etrafında birleşecek, bağda bahçede hepimizin olacak, artık ben değil, biz olacak, senin gibi güzellik var iken çirkinlik ile yaşamayı ancak ahmaklar salaklar seçer diyorum ey merhamet, iyi ki varsın sen, gönlümüze yerleştiren Rahman’a binlerce kez şükürler olsun. Selam ve dua ile.

Bülbül konar güle sen merhametinle ey merhamet
Sabah seherinde iner melekler yeryüzüne,
Rahmanın merhameti ile
Âşık’lar sever birbirini sen merhametinle
Çocuklar sevilir sen merhametinle
Ey nefret taşıyan kul sende yok gönül
Sürünmenin peşinde gidersin bellirsizdir yönün
Seni böyle kine sürükleyen seni yakan
Sen gibi yanacak sen gibi ağlayacak

Mehmet Aluç (Kul Mehmet)
Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...