31 Ağustos 2015 Pazartesi

Fakat o elindeki her şeyi verdi; ben ise elimdekinin bir kısmını...



Hz. Ali’nin ağabeyi Cafer Ebu Talib’in oğlu Abdullah, sıcak bir günde, bir kabilenin hurmalığına inmişti. Burada din­lenirken, hurmalıkta çalışan köleye, yemek vakti üç parça ekmek geldiğini gördü.
Adam ekmeklerden birini ağzına götürmek üzereydi ki, birden önünde açlığı her halin­den belli bir köpek belirdi.
Köle elindeki ekmeği köpeğin önüne, attı. Köpek ekmeği derhal yedi. Köle ekme­ğin ikinci parçasını da attı. Köpek bunu da bir kerede sildi süpürdü. Köle bunun üzerine üçüncü parçayı da köpeğe verdi. Kal­kıp, yeniden işine dönmek üzereydi ki, olup biteni uzaktan seyreden Abdullah, yaklaşıp sordu:
Ey köle, bugünkü yiyeceğin ne kadardı?
İşte bu üç parça ekmek.
O halde neden kendine hiç ayırma­dın?
Baktım ki, hayvan çok aç. O halde bırakmak istemedim.
Peki, sen ne yiyeceksin şimdi?
Oruç tutacağım.
Bunun üzerine, Abdullah, köleye sahibinin evinin nerede olduğunu sordu. Sonra da gidip adamdan bu hurmalığı içindeki köleyle birlikte satın aldı ve hem köleyi azad etti, hem de hur­malığı ona hediye etti.
Cömertliğiyle meşhur Abdullah, kendi­sinden daha cömert birini tanıyıp tanımadı­ğı sorulduğunda, bu olayı anlatırdı. “Ama o köpeğe topu topu üç parça ekmek yedir­miş, sense ona koskoca bir hurmalığı ve hürriyetini bahşetmişsin” dediklerinde, şu karşılığı verirdi: “Fakat o elindeki her şeyi verdi; ben ise elimdekinin bir kısmını...”(Alıntıdır)

Kaynak:http://www.25000vecizsoz.com/index.php?c=31&ss=27

Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...