4 Mart 2017 Cumartesi

Asıl Olan Bizlerin Ruh Ve Vicdanen Hak Yolunda İman Ederek Yaşamamızdır.

       


Dünyada Âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah’ın emirlerini iyilik ve güzelliklerin gönüllerde bir ömür kalıcı kılmak için, gönderilmiş peygamberler ve gönderilen vahiyler, bizlerin daha iyi bir dünya içinde yaşamamız içindir. Bu gelen vahiyle belirlenmiş yaşama ortamı belirtilen kriterler doğrultusunda hayatımıza uygulandığımızda, mükemmel bir hayat düzenini mutluluğunu gülümsemesini kesin olarak sağlayacaktır bunda hiç şüpheye yer yoktur. Dünyamızı cennete çevirmek kendi elimizde. Dünya ve ahiretin mutluluğuna huzuruna ulaşmak için, çeşitli zorlukların içerisinde olduğu bazı imtihanlar da olacaktır bizim için. Dünya bizler için, bir imtihan dünyasıdır. İnsan olarak bizler bu dünyaya gönlümüzde ne var ne yok, kiminleyiz neredeyiz samimiyetimizin ölçülmesi için geldik ve geldiğimiz gibide, gideceğiz. Bu yaşadığımız hayatın neticesinde hesap verirken, Yüce Allah c.c. bizler bizi yaratan Yüce Allah’ın emrine uygun mu yaşadık, yaşamadık mı diye hesabını vereceğimiz kesin, bundan da şüpheye kesinlikle yer yok.

Bizi her türlü vesvese ile çeşitli tuzaklar kurarak yoldan çıkarmaya çalışan “Lain” şeytan, bilindiği üzere insana secde etmemiştir üstünlük teorosi içinde isyana düşmüştür ve hâlen de düşmeye devam ediyor bu düşüşü ve insanı yoldan çıkarması, kıyamete kadar devam edecektir. Bununla beraber şeytanın, insanı yoldan çıkararak sürekli bir zorluk çıkaracağı anlamına gelmiyor bu, çünkü Âlemlerin Rabbi af edicidir, af için tövbe kapısına gelen kulunu hiçbir zaman geri çevirmemiştir. ”Lain” şeytan isyanı gereği, Rabbimin izin verdiği ölçülerin çerçevesinde biraz bizlere vesvese ile doğru olmayan yanlışların, doğru olduğu yalanı ile gizli gizli, fısıltılarıyla yoldan çıkarmaya devam edecektir lakin Âlemlerin Rabbi, yoldan çıkan kul pişmanlıkla tekrar tövbe ederse, tekrar doğru olan hak yolda yoluna tertemiz devam edecektir. Asıl olan bizlerin ruh ve vicdanen hak yolunda iman ederek yaşamamız ve tüm insanlara karşı merhamet sâhibi olmamızdır.

Merhamet gönülde akan berrak bir pınardır
Onun pınarında suyunu için dermansızlığa dermandır
Merhametsiz olmak bir cehennem azabıdır
Bu üç günlük dünya hiç kimseye kalmayacaktır

 Osmanlı, dört bir kıtaya İslam’ı imanı merhameti götürürken, iradesine sahip çıkamayan dünyaya gönül bağlamış dönek insanların kulağına şeytan, sessiz fısıldaması kandırması ele geçirmesi durmadan mütemadiyen devam ediyordu. İman yönünden insanlık yönünden mahrum olan bu insanların hatta batının diyelim insanlarının, adımlarında düşüncelerindeki geniş boşluğu gören şeytan, toplumu değil kendi çıkarını düşünmenin daha gerçekçi olduğu yalanı ile doldurunca, fitne ve fesat, Osmanlının son zamanlarında toplumun içine karışarak çökmesine dağılmasına sebebiyet vermiştir. Padişahlarımız ferasetli ve dirayetli olmasına rağmen bu ayaklanmalar çöküşler ara sıra bu çetin gayretleriyle bir ara sakinleşmeler yaşandıysa da, en büyük fitne kaynağı olan bizi temelinden yıkan yok eden dünya çıkarı, para, hepsi benim olsun yanlışlığı işin içine girince, fitneye ön ayak olan perde arkasındaki o feraset ve insanlıktan eser bulunmayan zavallıların, bol paralar vererek araya nifak sokanların girmesi ile çoğunluğun ümmet olma bilinci ile halk tarafında fazla itibar bulmasa da,  bunun neticesinde ülkeler arasındaki ilişkiler ve çıkarların zedelendiği haliyle de yönetim ekseninde çok büyük çatlamalara kısır çekişmelere sebebiyet verdi. Bu hak ile batılın savaşı ve her zaman Âlemlerin Rabbi, izan ve idrak sahibi Müslümanların, toplumu insanlığı barışa huzura götürmesindeki şevki inancı coşkuyu yok etmesine izin vermeyeceği gibi, Hak galip gelecek batıl zail olacaktır. Selam ve dua ile kalın kardeşlerim. Selam ve dua ile.

Mehmet Aluç /Kul Mehmet
Yorum Gönder

Yayınlarım

Rahman Yazarsa Olur Mukadderat

Gönül sevince candan açılır namütenahi Boşuna beklemesin o zaman ihaneti uman Gönül severse gönlü canda sevmeyen hani Nefret ki...