23 Şubat 2015 Pazartesi

Senden Önce Ben Yıkılıyorum




Üflenince sönen musibet düşüncelerin aylak limanında
Tank gibi ezen barbar yangını gözlerinin kahreden narası
Bir yazın şafağında yüreğinde gömülü insansızlığınla
Ölüm pençeleri sunan sözlerinle cüzzamlı sesinle
Özgürlük furyasını yıkıyorsun hangi limanda öleceğini bilmeden
Kendi fikrin olmayan fikirlere sen fikirsizlik köleliğine doğru yürürken
Ben sana acıyarak bakıyorum sana acıyarak bakarken kendime acıyorum
Uzatamadığım elimin sancıları ile baş başa kalırken
Sana ve bana gülenlerin sarhoş yürekli naraları kulaklarımı sağır ediyor
Titreyen dudaklarım unutulmuşluk şarkılarını söylerken senden önce ben yıkılıyorum
Sen yıkılmadan önce seni kollarımla yıkılmaman için tutmayan aciz kollarım için ağlıyorum
Solgun gölgeler hep şehirleri istila ederken
İnsanlar suskun iken ben ağlıyorum
Suskunluğa
Bakışsız ’lığa
Arkasını dönüp bakmayanların hissizliğine
İdam sehpası tekmeleyenlerin vicdansızlığına ağlıyorum
Beleş kahvehane de beleş çay yudumlayanların sevinci ile
Onlar son yudumlarını içerken
Ben eksik kalan yanımla sayıkladığım güzel yarınsız ’lığımla
Kaldırıma düşerken kokuşmuş cesetlerle beraber
Ceset torbalarına giriyor bedenim
Mehmet Aluç



Yorum Gönder

Yayınlarım

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık

  Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık Silah yoktu bu elde o alnı karışladık İman toka...